Kültür

İngiltere cadılığa göz yumarken Exeter, kayıp kaşık arayan büyücülerin bile peşine düştü

17. yüzyılda İngiltere'nin çoğu cadılık kovuşturmalarını bırakırken Exeter, para karşılığı kayıp cüzdan ve kaşık arayan halk büyücülerini bile yargıç önüne çıkardı. Arşivden çıkan üç vaka bu sertliği gösteriyor.

3 Kasım 20267 dk okuma
İngiltere cadılığa göz yumarken Exeter, kayıp kaşık arayan büyücülerin bile peşine düştü

Yıl 1642, yer İngiltere'nin güneybatısındaki Exeter. İçinde 13 şilin ile bir altı penilik bulunan bir kese kaybolmuştur. Bir dokumacının karısı olan Anne King, işi eski usulle çözmeye girişir: bir kalburu makasın üzerine oturtur, hırsız olabileceğinden şüphelendiği kişilerin adlarını tek tek söyler. Kalbur yalnızca bir adda, Marie Matthews adında döner. Hüküm verilmiştir. Ne var ki ihbar edilen, sorgulanan ve hapse atılan Matthews olmaz; cadılıkla suçlanan bizzat Anne King olur. Sonunda kefaletle bırakılır, kayıtlara göre büyük olasılıkla bir uyarıyla kurtulur.

Bu küçük olay, Southampton Üniversitesi'nden tarihçi Mark Stoyle'un Exeter arşivlerinde yürüttüğü çalışmanın merkezindeki soruya kapı açıyor: İngiltere'nin geri kalanı cadılık suçlamalarına karşı giderek gevşerken, neden bir kent tam tersi yönde ilerledi? Stoyle'un bulguları, kitabının yeni baskısı Witchcraft in Exeter (1558-1666) için kent kayıtlarını yeniden taramasından çıkıyor ve üniversitenin Ekim 2026'da yayımladığı duyuruyla kamuoyuna aktarıldı.

Reklam

Çalışmayı ilginç kılan, hedefteki kişilerin kim olduğu. Söz konusu olan, sütü bozduğu ya da çocuğu hasta ettiği iddia edilen "kötü cadılar" değil; insanların kendi ayağıyla gidip para verdiği, kayıp eşya bulan, hırsızın adını koyan halk büyücüleri. Stoyle onlara "hizmet büyücüleri" diyor. İngilizcede daha yaygın adları cunning folk, yani "bilge" ya da "becerikli halk".

Özel dedektif yokken kime gidilirdi?

Stoyle, BBC'ye verdiği röportajda durumu şöyle özetledi: "O zamanlar özel dedektif yoktu. Ama birinin ya da bir grubun keseni çaldığından ya da gümüş kaşıklarını alıp gittiğinden şüpheleniyorsan, yerel bir hizmet büyücüsüne gidip şüphelilerin adını verebilirdin." Büyücü de kendi yöntemiyle suçluyu gösterirdi.

Yöntemler çeşitliydi. Şüpheli listesi üzerinden fal bakmak en bilinenlerdendi: kalbur ve makas, ya da 14. yüzyıl Londra kayıtlarında geçen "ekmek çevirme" denen uygulama. Bu ikincisinde bir somun ekmeğe tahta bir çivi ve dört bıçak saplanır, adlar okunur, hırsızın adı geçince somunun döneceğine inanılırdı. 1382'de Robert Berewold adlı bir büyücü bu yolla bir kadını içki kâsesi çalmakla suçlamış, asılsız ve zarar verici iddiada bulunduğu için teşhir direğine bağlanmıştı.

Halkın gözünde bu insanlar cadı değildi. İngiliz halk büyüsü üzerine uzun yıllar çalışan tarihçi Owen Davies'in sık aktarılan ifadesiyle, sıradan insana göre "cadılar kötüydü ama becerikli halk işe yarardı." Davies, 19. yüzyılın ortasına kadar İngiltere'de herhangi bir anda birkaç bin kişinin bu işi yapıyor olabileceğini tahmin ediyor. Kilise adamlarının bir kısmı ise iyi niyetli de olsa her büyünün şeytanla bağ kurmak anlamına geldiğini savunuyordu.

Yasa kâğıt üzerinde sertti, uygulamada gevşekti

İngiltere'de cadılığı ilk kez ölümle cezalandırılan bir suç hâline getiren yasa, VIII. Henry döneminde 1542'de çıktı; beş yıl sonra oğlu VI. Edward tarafından kaldırıldı. Sonraki yüz yılı biçimlendiren düzenlemeler ise aşağıdaki gibi sıralanıyor:

YılHükümdarNe getirdi?
1542VIII. HenryCadılık ilk kez ölüm cezası gerektiren ağır suç sayıldı; 1547'de kaldırıldı.
1563I. ElizabethÖlüm cezası yalnız büyüyle birinin öldürüldüğü durumlara bırakıldı; daha hafif büyü suçlarına hapis öngörüldü.
1604I. JamesKötü ruhları çağırmak ya da "yardımcı ruhlarla" ilişki kurmak da ölümle cezalandırılır oldu. Cadı avcısı Matthew Hopkins bu yasaya dayandı.
1736II. GeorgeTam bir dönüş: artık büyü yapmak değil, büyü yapıyormuş gibi görünmek cezalandırıldı. Çalıntı eşyanın yerini bulabildiğini iddia eden kişi dolandırıcı ve serseri muamelesi görüp para ya da hapis cezası alacaktı.

Tablodaki bilgiler, yasaların metin ve tarihlerini derleyen başvuru kaynaklarından alındı; tabloda yasaların onay ya da yürürlük yılı esas alındı, resmî adlarında ise bir önceki yıl geçer (1541, 1562, 1603, 1735). 1736 yasası 1951'e kadar yürürlükte kaldı. İngiltere genelindeki tahminler, yüzyıllar boyunca yaklaşık 500 kişinin cadılık suçlamasıyla idam edildiği, bunların büyük çoğunluğunun kadın olduğu yönünde.

Southampton Üniversitesi'nin duyurusuna göre hizmet büyücüleri kesin olarak yasaklanmış bir alanda iş görüyordu, ama İngiltere'nin büyük bölümünde yetkililer onları görmezden geldi. Stoyle'un deyişiyle: "1600'lerin başında Taç ve kıdemli yargıçlar cadılık vakalarına karşı giderek daha kuşkucu ve hoşgörülü hâle geliyordu; 1630'a gelindiğinde kovuşturmalar İngiltere'nin çoğunda genel olarak çok seyrekti. Exeter'de ise durum farklıydı."

Exeter'deki Rougemont Kalesi'nin kapı yapısında, İngiltere'de cadılık suçlamasıyla idam edilen son kişileri anan plaket
Exeter'deki Rougemont Kalesi'nin kapı yapısında, İngiltere'de cadılık suçlamasıyla idam edilen son kişileri anan plaket — Totnesmartin, Public domain (Wikimedia Commons)

Bir yargıç, bir dul kadın ve kaybolan kaşıklar

Exeter'in sertliğinin yüzü olarak Stoyle, 1600'lerin başında kentte sulh yargıcı olan Ignatius Jurdain'i gösteriyor. Üniversite duyurusu onu "boyun eğmez bir dinî tutkuya sahip" ve batı İngiltere'nin "baş Püriten"i olarak tanınan biri diye tarif ediyor. Püritenler, Anglikan Kilisesi'ni Katolik izlerden arındırmak isteyen katı Protestanlardı.

1629'da Jurdain, Christabel Robyns adlı bir dulu yargılatmaya kararlıydı. Suçlama, Robyns'in kaybolan birkaç gümüş kaşığı ve kalaydan bir sürahiyi büyüyle bulmaya çalıştığıydı. Kadını kurtaran, İngiltere'nin en yüksek yargı görevlilerinden King's Bench baş yargıcı oldu: dosyayı Exeter'den alıp daha üst bir yargı merciine aktararak kovuşturmayı fiilen sonuçsuz bıraktı. Duyuruya göre bu adım büyük olasılıkla Robyns'i korumak için atılmıştı. Olay, Londra'daki merkezî otorite ile taşradaki bir sulh yargıcı arasındaki görüş ayrılığını neredeyse tek sahnede gösteriyor.

Handa kaybolan başlık

Stoyle'un bulduğu vakalardan biri de bir erkekle ilgili. 1666'da John Blachett adlı bir hizmet büyücüsü, kentin St Paul semtindeki The Bull hanında kaybolan bir başlığın izini sürmeye çalıştı. Müşterisi olan ayakkabıcı Peter Pitts'e başlığın bir komşunun evinde olduğunu söyledi. Pitts bir arkadaşıyla evi aradı, hiçbir şey bulamadı ve olayı kent yöneticilerinden birine bildirdi.

Blachett, kayıp ya da çalıntı eşya bulmak için "İngilizcede cadılık, büyü, tılsım ve sihirbazlık denen bazı şeytani ve nefret edilesi sanatlara" başvurmakla suçlanarak Exeter yargıçlarının önüne çıkarıldı. Büyük jüri hakkında suçlama yöneltti, ancak kanıtlar karar jürisini ikna etmedi. Kayıtlara göre Blachett büyük olasılıkla cezasız kurtuldu.

Sokaktaki öfke

Peki Exeter neden böyleydi? Stoyle'un kendisi de kesin bir cevap vermiyor. BBC'ye, cadılık yargılamalarının kentte neden daha uzun sürdüğünün belirsiz olduğunu, ama kent halkının bu konuda çok endişeli olduğuna dair kanıt bulunduğunu söyledi: "İddia edilen bu cadılara karşı halkın gürültüsü ve sokaklardaki öfke o kadar büyüktü ki yargıçlar, onları bağışlarlarsa bir tür isyan ya da ayaklanma çıkabileceğinden korkuyordu."

Stoyle'un 2017'deki bir önceki çalışması, bu çizginin ne kadar eskiye gittiğini de göstermişti. Maud Park ve Alice Mead adlı iki kadın 1566'da büyüyle ölüme ve yaralanmaya yol açmaktan suçlu bulunmuştu. İdamlarına dair kayıt kalmamış; eğer asıldılarsa, 1563 yasasından sonra İngiltere'de cadılık yüzünden idam edilen ilk kişiler arasındaydılar. 1585'te Thomasine Shorte, 1609'da Richard Wilkyns kentte asıldı. Çizginin öbür ucunda Bideford'dan üç yaşlı kadın, Temperance Lloyd, Susannah Edwards ve Mary Trembles var: Exeter'de yargılandılar ve kentin hemen dışındaki Heavitree'de asıldılar. İngiltere'de cadılık suçlamasıyla idam edildiği belgelenen son kişiler onlar. 1685'te Alice Molland da Exeter'de ölüme mahkûm edildi, ama infazının gerçekleştiğine dair belge bugüne dek bulunamadı.

Exeter Sivil Topluluğu'nun aktardığına göre bu kadınları anan plaket 1996'da, aralarında Alice Molland'ın soyundan gelen Judy Molland'ın da bulunduğu bir grup tarafından Rougemont Kalesi'nin yıkık kapı yapısına asıldı. Üzerinde "zulmün ve hoşgörüsüzlüğün sona ermesi umuduyla" yazıyor.

Neden çoğunlukla kadınlar?

Exeter vakalarında hem kadın hem erkek var, ama İngiltere genelinde suçlananların çoğu kadındı. Cambridge Üniversitesi'nden tarihçi Philippa Carter, 2023'te Gender & History dergisinde yayımlanan çalışmasında bunun bir nedenini iş hayatında arıyor. Carter, 1597-1634 arasında hasta kabul eden astrolog Richard Napier'in not defterlerindeki 1.714 cadılık suçlamasını inceledi. Üniversitenin duyurusunda şöyle diyor: "Pek çok suçlama, yalnızca bir başkasının başına talihsizlik geldiği sırada orada bulunmaktan doğuyordu." Kadınlar çocuk bakmak, yemek hazırlamak, hasta beklemek gibi işlerle birden fazla evde çalışıyordu. Carter'a göre bu, onları tek bir riskli işte değil, aynı anda birçoğunda tutuyordu.

Hizmet büyücülüğü de bu tabloya uyuyor: kayıp eşyayı arayan kişi, bir evin en hassas anına, bir hırsızlık şüphesine bizzat giriyor ve bir komşunun adını koyuyordu. Anne King'in kalburunun durduğu ad, Marie Matthews için ne anlama geldi, kayıtlardan bilmiyoruz.

Arşivin gösterdiği ve göstermediği

Bu bulguların sınırları açık. Elimizdeki her vaka, birinin şikâyetçi olduğu ve kaydın yüzyıllarca korunduğu vakalardır; Exeter'de kimseye takılmadan iş görmüş hizmet büyücülerinin sayısını bu belgelerden çıkarmak mümkün değil. Bazı sonuçlar da yarım kalıyor: Anne King'in "büyük olasılıkla" uyarıyla kurtulması, Park ile Mead'in idamının belgelenmemiş olması, Blachett'in akıbetinin "görünüşe göre" cezasızlık olması bunun örnekleri. Çalışma bir kentin kayıtlarına dayanıyor; başka kentlerde benzer kovuşturmaların aranıp aranmadığı da duyuruda yer almıyor.

Geriye ilginç bir paradoks kalıyor. 1736'dan sonra hırsızı kalburla bulduğunu söyleyen biri artık cadı değil, dolandırıcı sayılacaktı. Exeter'in yüz yıl boyunca bu insanlara gösterdiği sertlik, Jurdain gibi birkaç yargıcın inancından mı, yoksa Stoyle'un sözünü ettiği sokaktaki öfkeden mi besleniyordu? Arşivlerde henüz okunmamış sayfaların bu soruya ne diyeceğini bilmiyoruz.

Fotoğraf: Georg Braun and Frans Hogenberg, Public domain, Wikimedia Commons

Haberi beğendin mi?
PaylaşWhatsAppXFacebook
Kültür Masası

Bu içerik, Yudum Kültür Masası editör ekibi tarafından derlenip yayına hazırlanmıştır. Güncel gelişmeler için haber akışını takip edebilirsiniz.

Reklam
49,9756,0067,16İstanbul15°

Yudum Dünyası

Kaf Dağı'nın eteğinde bir köy var.

Karakterini yarat, meydanda dolaş, buradakilerle yüz yüze tanış. Tarayıcında, ücretsiz.

  • 🧑 Karakterini yarat
  • 🎲 Kahvede bir el at
  • 🏠 Grubunla ev kur
Günün testiİyi bir dost musun?Herkes iyi dost olduğunu sanır; sekiz soru gerçeği söyler. Cesaretin varsa başla.
Günün burcuAkrepSevgili Akrep, bugün duygusal enerjin yüksek ve içsel sezgilerin ışığında ilişkilerine yeni bir soluk…

Günün sorusu

Nuri Bilge Ceylan'a Cannes'da Altın Palmiye kazandıran film hangisidir?

Haftanın düellosu

Bu bölümde

Yudum DünyasıKaf Dağı'nın eteğinde bir köy seni bekliyor.Ücretsiz katıl →