Web gelmeden önce: Douglas Adams'ın 1990 tarihli Hyperland belgeseli ve yazılım ajanı Tom

Douglas Adams, 1990'da BBC için çektiği Hyperland'de tıklanabilir bir bilgi evrenini ve kullanıcıya eşlik eden bir yazılım ajanını, web daha kamuya açılmadan ekrana taşıdı.

Web gelmeden önce: Douglas Adams'ın 1990 tarihli Hyperland belgeseli ve yazılım ajanı Tom
Teknoloji 16 Ekim 2026 6 dk okuma 5 okunma

Eylül 1990'da BBC Two izleyicileri ekranda tuhaf bir rüya gördü. Douglas Adams şöminenin başında, televizyonu açık bırakıp uyuyakalmıştı. Rüyasında bitmek bilmeyen yarışma programlarından bıkıyor, cihazı kucaklayıp bir hurda yığınına fırlatıyordu. Tam o sırada bir ses soruyordu: "Doğrusal medyadan bıktınız mı? Öylece başınıza gelen televizyondan yoruldunuz mu?" Sesin sahibi, bel kuşağıyla eksiksiz bir uşak kılığında beliriyordu. Adı Tom'du ve kendini bir "yazılım ajanı" olarak tanıtıyordu.

Otostopçunun Galaksi Rehberi'nin yazarı Adams'ın kaleme aldığı, yapımcılığını ve yönetmenliğini Max Whitby'nin üstlendiği 50 dakikalık Hyperland, kendini "fantezi belgesel" diye tanımlıyordu. Tom'u, Adams'ın daha önce Doctor Who'da birlikte çalıştığı Tom Baker oynuyordu. Konu, o yıllarda yalnız birkaç laboratuvarın ve meraklı bir azınlığın bildiği hipermetin ve çoklu ortamdı.

Filmi bugün ilginç kılan zamanlaması. CERN'in kendi tarihçesine göre Tim Berners-Lee ilk web sunucusunu ve tarayıcısını ancak 1990'ın sonunda çalışır hâle getirdi; yazılımı internet haber gruplarında duyurması Ağustos 1991'i buldu. Türkiye'nin internete ilk bağlanışı ise TÜBİTAK'ın aktardığına göre 12 Nisan 1993'te, ODTÜ ile ABD'deki NSFNet arasında kurulan 64 Kbps'lik kiralık hatla gerçekleşti. Yani Adams, tıklanabilir bağlantılarla örülü bir bilgi evrenini ve o evrende size eşlik eden yardımcı bir yazılımı, bu ülkede henüz kimse internete bağlanmamışken televizyon ekranına taşımıştı.

Uşak kılığında bir yazılım

Belgeselin en çok hatırlanan sahnesi Tom'un kendini tanıttığı konuşma. Andrew Owen'ın kişisel blogunda ve Open Culture'da aktarılan sözlerinde Tom, her emre hazır olduğunu, yorulmadan ve karşılık beklemeden çalışacağını, hiçbir işi küçük görmeyeceğini sıralıyor. Ardından kendini şöyle tarif ediyor: Ben yalnızca bir yazılım ajanıyım, tamamen kişiselleştirilebilen yapay bir kişilik; bilgisayarınızda bir uygulama olarak var oluyorum. Görevi de iddialı: dünyanın herhangi bir yerinde dijital olarak saklanan her bilgi parçasına, her resme, filme, sese, kitaba, istatistiğe ve "aklınıza gelebilecek herhangi iki şey arasındaki herhangi bir bağlantıya" anında erişim sağlamak.

Adams'ın tepkisi tam ondan beklenecek türden. Yazar Claire L. Evans'ın Are.na'da yayımlanan yazısında aktardığı sahnede Adams, "Ajan mı? Yani yüzde on beşini mi alacaksın?" diye soruyor. Şaka, İngilizcede aynı kelimeyle anılan menajerlik ile yazılım ajanı arasındaki çift anlama dayanıyor.

Hyperland'de yazılım ajanı Tom'u canlandıran Tom Baker, 1986'da Washington'daki bir Doctor Who buluşmasında
Hyperland'de yazılım ajanı Tom'u canlandıran Tom Baker, 1986'da Washington'daki bir Doctor Who buluşmasında — Mark Garland, CC BY-SA 2.0 (Wikimedia Commons)

"Yazılım ajanı" terimi bugün kulağa eski gelse de anlattığı fikir tanıdık: kullanıcı adına bilgi arayan, bulan, düzenleyip önüne getiren, kendisine bir kişilik giydirilmiş yardımcı program. Yazılım geliştirici Andrew Owen, "Hyperland revisited" başlıklı yazısında herkesin belgeseli web'i öngörmesiyle hatırladığını, oysa asıl gözden kaçanın yazılım ajanı olduğunu savunuyor. Owen'a göre Adams, bugünkü sohbet tabanlı yapay zekâ asistanlarının hem işlevini hem de o aşırı hizmetkâr tavrını 1990'da yakalamıştı.

Atlas Okyanusu'ndan Xanadu'ya bir tıklama zinciri

Hipermetin, en basit tanımıyla, okurun bir metinden başka bir metne ya da bir görüntüye, sese, filme bağlantılar üzerinden atlayabildiği belge yapısıdır. Bugün web sayfalarında her gün yaptığımız şey. Belgesel bunu anlatmak yerine göstermeyi seçiyor: Tom, Adams'a Atlas Okyanusu'ndan gelen canlı bir kamera görüntüsü açıyor, oradan denizle ilgili edebiyata, Samuel Taylor Coleridge'in "Yaşlı Denizcinin Ezgisi" şiirine, aynı şairin "Kubla Han"ına ve şiirdeki efsanevi Xanadu'ya geçiliyor. Zincirin son halkası, aynı adı taşıyan bir yazılım projesi: Ted Nelson'ın Xanadu'su.

Bu rota tesadüf değil. Coleridge ve Kubla Han, Adams'ın 1987'de yayımlanan Dirk Gently'nin Bütüncül Dedektif Ajansı romanında da önemli yer tutar; görünüşte ilgisiz şeyler arasındaki gizli bağlar yazarın sevdiği bir temaydı.

Hipermetin terimini ortaya atan Ted Nelson, 2011'de Kaliforniya'da Xanadu projesini anlatırken
Hipermetin terimini ortaya atan Ted Nelson, 2011'de Kaliforniya'da Xanadu projesini anlatırken — Dgies, CC BY-SA 3.0 (Wikimedia Commons)

Ted Nelson, hipermetin kelimesini 1965'te ABD'deki ACM ulusal konferansında sunduğu "Complex Information Processing" başlıklı bildiriyle literatüre soktu. Hayalindeki Xanadu, Evans'ın anlatımıyla hiçbir şeyin silinmediği, her fikrin kaynağına kadar izlenebildiği ve her şeyin birbirine "dolanık" olduğu doğrusal olmayan belgeler kurmayı amaçlıyordu. Nelson belgeselde fikrini tek cümleyle özetliyor: "En başından beri yazının sıralı olmaması gerektiği bana açık görünüyordu."

Fikrin kökü daha da eskiye gidiyor. Belgesel, Amerikalı bilim insanı Vannevar Bush'un Temmuz 1945'te The Atlantic'te yayımlanan "As We May Think" yazısındaki Memex'i de anıyor: belgeleri, kitapları ve kayıtları bir masanın içine sığdırıp tek tuşla erişilebilir kılmayı düşleyen kuramsal bir makine. Evans'ın deyişiyle Bush bunu insan belleğine "genişletilmiş, yakın bir ek" olarak tasarlamıştı.

1990'ın deney masası

Hyperland havadan bir hayal değildi; Adams dönemin gerçek araştırma projelerini dolaştırıyor. Douglas Adams'ın resmî sitesindeki tanıtıma ve Evans'ın yazısına göre belgeselde uğranan duraklardan bazıları şunlar:

  • Apple Multimedia Lab: DNA'nın yapısının 1953'teki keşfini anlatan BBC filmi Life Story'nin etkileşimli bir sürümü.
  • Robert Winter: Beethoven'ın 9. Senfonisi'nin etkileşimli bir versiyonu.
  • Robert Abel: Picasso'nun Guernica tablosundaki tek tek imgeleri, tablonun anlattığı olayı yaşayanların tanıklıklarına bağlayan bir hipermedya çalışması.
  • Amanda Goodenough: Apple'ın HyperCard yazılımıyla hazırlanmış etkileşimli bir çocuk hikâyesi.
  • NASA Ames Araştırma Merkezi: Dönemin sanal gerçeklik çalışmaları.

Adams'ın Apple tutkusu da her karede belli. Ekranda bir Macintosh Portable görünüyor, projelerin çoğu Apple donanımında çalışıyor, rüyadaki hareketli simgeler bile dönemin Mac arayüzünü andırıyor. Evans, Adams'ın İngiltere'deki ilk Apple Macintosh'a sahip olduğunu iddia ettiğini de not ediyor.

Peki gerçekten web'i mi öngördü?

Belgesel genellikle "web'i önceden gören film" diye anılır. Douglas Adams'ın resmî sitesindeki tanıtım metni daha ölçülü: neyi doğru, neyi yanlış bildiğine bakmanın ilginç olduğunu, filmde 2005 yılı için çizilen son derece ileri sanal gerçeklik tablosunun bugün 3B ekran kartlı sıradan bir bilgisayarla geçilebileceğini yazıyor. Aynı metin, Adams Hyperland'i hazırlarken CERN'de küçük bir hipermetin projesinin, yani World Wide Web'in, üzerinde çalışıldığını da hatırlatıyor.

Claire L. Evans ise bir adım daha ileri gidiyor. Ona göre filmin öngördüğü teknoloji web değil; zaman çizelgesinde çıkmaz bir dal. Adams'ın hayal ettiği siber uzay çevrim içi bile değil. Bir bilgi yığını içinde meraka göre yol alınan, gezginin ilgisine göre esneyen açık bir çerçeve. Evans bu çizginin akrabası olarak Brown Üniversitesi öğrencilerinin 1985'te tanıştığı Intermedia'yı gösteriyor. Sistemi geliştiren ekipten Nicole Yankelovich'in anlatımına göre Intermedia, bağlantıyı sayfadan sayfaya değil, bir kelimeden ya da bir pikselden diğerine kurmayı mümkün kılıyordu. Bu "çapa bağlantı" fikri HTML'deki a href etiketine kadar uzanıyor. Ancak Intermedia hiçbir zaman internette değildi.

Kısacası Hyperland'in öngördüğü şeyin bir kısmı web'le gerçekleşti, bir kısmı ise hiç gelmedi. Nelson'ın hiçbir şeyin silinmediği, her fikrin kaynağına kadar izlenebildiği Xanadu'su bugün hâlâ bir hayal olarak duruyor.

Belgeselin kendisi

Belgeselin tamamı, Internet Archive'ın BBS tarihi koleksiyonuna eklenmiş kopyada izlenebiliyor. Bu kayıt BBC'nin kendi yayımladığı bir kopya değil, arşivde koruma amacıyla tutulan bir kayıt:

Tom'un sorusu hâlâ açık

Otuz altı yıl sonra Tom'un vaat ettiği şeylerin önemli bir kısmı cebimizde. Arama motorları her bilgiye erişimi, sesli ve yazılı asistanlar da hizmetkâr bir kişiliği getirdi. Ama Hyperland'in asıl önerdiği şey bilginin kendisi değil, onun içinde dolaşma biçimiydi: Atlas Okyanusu'ndan bir şiire, oradan bir yazılıma uzanan, merakın yönettiği bir yolculuk. Bugünün asistanları soruya doğrudan cevap verip o yolculuğu kısaltmaya çalışıyor. Bağlantılar arasında kaybolarak öğrenme alışkanlığının, her şeyi bizim yerimize özetleyen ajanlar çağında yaşayıp yaşamayacağı, Adams'ın rüyasının cevaplamadığı soru olarak duruyor.

Fotoğraf: John Johnson from Iowa City, USA, CC BY 2.0, Wikimedia Commons

Haberi beğendin mi?
Paylaş WhatsApp X Facebook
Teknoloji Masası

Bu içerik, Yudum Teknoloji Masası editör ekibi tarafından derlenip yayına hazırlanmıştır. Güncel gelişmeler için haber akışını takip edebilirsiniz.

İlgili haberler

Yudum

1998'den beri, dünyanın her yerinden — sohbet, radyo, oyunlar ve daha fazlası.

Sohbete Katıl Ücretsiz üye ol

Yalnız 18 yaş ve üstü — Yudum üzerindeki canlı sohbet, sesli ve görüntülü görüşmeler yetişkinler içindir. Neden?

1998'den beri sohbetin adresi

Üye olmadan girebileceğin sohbet odaları, sesli ve görüntülü sohbet, kesintisiz canlı radyo, tarayıcıdan oynanan oyunlar ve her gün yenilenen içerik. Kurulum yok, ücret yok — tarayıcını aç ve katıl.