Malevich'ten üç asır önce bir kara kare: Robert Fludd hiçliği resmetti
1617'de basılan bir kitapta simsiyah bir kare var. Robert Fludd onunla dünya yaratılmadan önceki biçimsiz maddeyi göstermek istedi.

1617'de Almanya'nın Oppenheim kentinde basılan kalın bir Latince kitabın 26. sayfasını açan okur, bir resim bekliyorsa şaşırır. Sayfanın üst kısmını, içi baştan sona mürekkeple kararmış bir kare kaplar. Ne figür vardır ne ufuk çizgisi. Karenin dört kenarına aynı üç kelime basılmıştır: Et sic in infinitum, yani "ve böylece sonsuza dek". Üstteki yazı ters, yandakiler dikine durur; okumak için kitabı elinizde çevirmeniz gerekir. Bu sayfayı hazırlatan İngiliz hekim Robert Fludd'a göre kare, dünya yaratılmadan önceki durumu, henüz hiçbir şeyin biçim almadığı ilk maddeyi gösteriyordu.

Bugün bu sayfaya bakan herkesin aklına ilk olarak Kazimir Malevich'in 1915'te sergilediği Kara Kare geliyor. İki imge arasında yaklaşık üç yüz yıl var. Biri yaratılış kuramı anlatan bir felsefe kitabının içinde, öteki modern sanatın en çok tartışılan tuvallerinden biri olarak Moskova'da bir müzede duruyor. Benzerlik göz alıcı, ama asıl düşündürücü olan, iki adamın aynı biçime bambaşka sorularla varması. Fludd "her şeyden önce ne vardı" diye soruyordu; Malevich ise resmin nesneyi tümüyle bırakınca geriye ne kalacağını.
Kitabın sahibi: Gül-Haççıları savunan Londralı hekim
Robert Fludd 1574'te İngiltere'nin Kent bölgesinde doğdu, Oxford'da okudu ve 1609'da Londra'daki Hekimler Koleji'ne kabul edildi. 1637'deki ölümüne kadar şehirde hekimlik yaptı. Mesleğinin yanında kozmolojiye, müziğe, simyaya ve Hermetik düşünceye gömülmüştü. Hermetizm, efsanevi Mısırlı bilge Hermes Trismegistos'a atfedilen metinlere dayanan, evreni ışık, ruh ve gizli uyumlar üzerinden açıklayan bir gelenekti; Rönesans'ta bu metinler Latinceye aktarılınca Avrupa'da geniş bir okur kitlesi bulmuştu.
Fludd aynı yıllarda Almanya'da dolaşmaya başlayan Gül-Haç (Rosicrucian) bildirgeleri etrafındaki tartışmaya da girdi. Gizemli kardeşliğin üyesi değildi ama 1616'da Leiden'de yayımladığı Apologia Compendiaria ile bu çevrenin fikirlerini savundu. Görüşleri döneminin önde gelen bilginlerinden sert eleştiri aldı: Johannes Kepler onun kozmik uyum anlayışına itiraz etti, Marin Mersenne ve Pierre Gassendi Fludd'ın evrenine karşı ayrı ayrı kitaplar yazdı.
Siyah karenin yer aldığı Utriusque Cosmi, uzun Latince adıyla "her iki evrenin, büyüğün ve küçüğün metafizik, fizik ve teknik tarihi"dir. Büyük evren (makrokozmos) gök ve doğa, küçük evren (mikrokozmos) insandır. Eser 1617'den başlayarak Oppenheim ve Frankfurt'ta ciltler halinde çıktı; ilk cildin yayıncısı gravür ustası Johann Theodor de Bry'ydi. Kitap bugün de en çok bol ve ayrıntılı gravürleriyle anılıyor.
Kareden önceki sayfa: Fludd hiçliği nasıl tarif etti
Fludd'ın karesi kendi başına bir süs değil, uzun bir tartışmanın son adımı. Kitabın ilk bölümünde Fludd, yaratılıştan önceki "ilk madde"yi, Latincesiyle materia prima'yı tanımlamaya çalışırken kendinden önce gelenlerin benzetmelerini tek tek sıralıyor. Aristoteles ve Yunan filozofları bu maddeye hyle demiş ve onu her türlü ev ya da düzenek yapılabilecek ham keresteye benzetmişti. Musa'nın anlatımında boş ve ıssız bir yer, sular ve derinlikti. Hermes'e atfedilen Pimander'de nemli bir doğaya dönüşen ürkütücü bir gölgeydi. Platon onu her şeyi kucaklayıp besleyen bir anaya, başkaları her izi alan balmumuna ya da her kokuyu tutan merheme benzetmişti. Fludd'ın aktardığı en çarpıcı karşılaştırma ise Augustinus'tan: bu madde, insanın hiçbir şey görmeyerek karanlığı, hiçbir şey duymayarak sessizliği algılaması gibi bilinebilirdi.
Ardından Fludd kendi sonucunu yazıyor. Ona göre ilk madde sonsuz ve biçimsizdi, yalnızca bir şeye dönüşme olanağı olarak vardı, neredeyse hiçti. Ona ne büyük ne küçük, ne ince ne yoğun denebilirdi; ne hareket ediyor ne duruyordu, rengi ve algılanabilir bir niteliği yoktu. Yine de bütün etkileri ilk alan oydu; bu yüzden "dünyanın anası" diye anılıyordu. Fludd paragrafı, bu biçimsiz maddenin hayali bir suretini Hermes ile Musa'nın betimlemelerini izleyerek kapkara bir duman, buhar, ürkütücü bir gölge ya da karanlık bir uçurum biçiminde "bu yere çizdik" diyerek bitiriyor. Sayfa çevrildiğinde o suret, yani kara kare çıkıyor karşınıza.
Karenin hemen altında başlayan beşinci bölümün başlığı da tesadüf değil: "Karanlık ve yoksunluk üzerine". Fludd burada yine Augustinus'a dayanarak karanlığın ışığın yokluğundan başka bir şey olmadığını tartışıyor. Kenarlardaki Et sic in infinitum yazısı bu yüzden önemli. Kare bir sınır çiziyor gibi görünse de yazı okura sınırın yalnızca kâğıdın zorunluluğu olduğunu söylüyor: karanlık sayfanın kenarında bitmiyor, her yöne sonsuza uzanıyor. Basılan şey, sonsuz bir şeyin sayfaya sığan parçası.
New School'da medya çalışmaları profesörü olan Eugene Thacker, 2015'te Public Domain Review'da bu imge üzerine yazdığı denemede aynı noktanın altını çizer. Thacker'a göre Fludd'ın kozmolojisinin işlemesi için izleyici resmi göründüğü şey, yani siyah bir kare olarak görmemeli; kareyi biçimsizlik, içindeki siyahı da ne bir doluluk ne bir boşluk olarak kavramalıdır. Thacker ayrıca karenin ardından gelen gravürlerin, neredeyse kare kare bir canlandırma gibi, ilahi yaratılış buyruğuyla ışığın bu karanlıktan yayılışını gösterdiğini anlatır.
İki kara kare yan yana: aynı biçim, ters yönler
Aşağıdaki tabloda iki eserin temel bilgileri yer alıyor. Fludd tarafındaki bilgiler kitabın kendi sayfalarından ve kütüphane kayıtlarından, Malevich tarafındakiler Tretyakov Galerisi'ndeki eser ve 0,10 sergisi üzerine yayımlanmış bilgilerden derlendi.
| Özellik | Robert Fludd | Kazimir Malevich |
|---|---|---|
| Tarih | 1617 | 1915 |
| Teknik | Kitap sayfasında gravür baskı | Tuval üzerine yağlıboya, 79,5 x 79,5 cm |
| İlk göründüğü yer | Utriusque Cosmi, birinci kitap, 26. sayfa | "0,10" sergisi, Petrograd, 19 Aralık 1915 - 17 Ocak 1916 |
| Neyi gösteriyor | Yaratılıştan önceki biçimsiz ilk madde | Nesneden arınmış resim, Süprematizm'in çıkış noktası |
| Yanındaki metin | Aynı kitaptaki Latince açıklama | Malevich'in sergi için yazdığı "Kübizm'den Süprematizm'e" broşürü |
| Bugün | Nüshaları kütüphanelerde, Wellcome Collection ve Harvard'ın Houghton Kütüphanesi dahil | Tretyakov Galerisi, Moskova; Malevich toplam dört sürüm boyadı |

Tabloya bakınca ilk göze çarpan, iki karenin de yalnız başına durmadığı. Fludd'ın sayfası önceki sayfadaki uzun açıklama olmadan bir mürekkep lekesinden ibaret kalırdı; Malevich de tuvalini bir broşürle birlikte sundu. İkisi de "boş" görünen bir yüzeyin ne anlama geldiğini sözle çerçevelemeyi gerekli gördü.
Yerleştirme de iki eserin niyetini ele veriyor. Malevich, 0,10 sergisinde Kara Kare'yi odanın üst köşesine, Ortodoks evlerinde ikonaların asıldığı yere astı ve bu tercih izleyicilerden sert tepki aldı. Yani o da kareyi kutsal olanın yerine koydu, ama bu kez yeni bir sanatın simgesi olarak. Fludd'ın karesi ise anlamını kitaptaki sırasından alıyor: önce karanlık, sonra ışık. Fludd okurunu sayfa çevirdiğinde gelecek aydınlığa hazırlıyordu; Malevich'in tuvali ise bir sonraki sayfayı vermez, izleyiciyi karenin önünde bırakır.
Arada başka bir kara sayfa da var. Laurence Sterne'ün 1759'da ilk ciltleri çıkan romanı Tristram Shandy'de, Papaz Yorick'in ölümünün ardından bütünüyle siyaha boyanmış bir sayfa yer alır. Thacker da Fludd'ın karesini görünce bu iki eseri hatırladığını yazar. Bu yazı için taranan kaynaklarda Malevich'in Fludd'ın sayfasını gördüğüne dair bir kayıt yer almıyor; benzerlik bu nedenle bir etkilenme değil, aynı zor soruya verilmiş benzer cevaplar olarak okunuyor.
Türkçede iki kare: bir sanat tarihi makalesi
Malevich'in tablosu Türkçede çok yazıldı, ama Fludd'ın sayfası genel yayınlarda pek anılmıyor. Konuyu Türkçede doğrudan ele alan bir çalışma ise akademiden geliyor. Okan Şahin, İstanbul Üniversitesi'nin yayımladığı Sanat Tarihi Yıllığı'nın 2019 tarihli 28. sayısında "Gnostisizm, Gül-Haç ve Teozofi Işığında İki Kare Örneği" başlıklı bir makale yayımladı. Şahin, Fludd'ın imgesini "Koyu Karanlıklar" adıyla anıyor ve farklı yüzyıllarda, farklı coğrafyalarda yaşamış iki ismin neden aynı biçime ve aynı renge başvurduğunu gnostik, Gül-Haç ve teozofik düşünce üzerinden, modernizm öncesi ile modernizm ayrımı içinde tartışıyor. Makale, yirminci yüzyıl başında Mondrian, Kandinski ve Kupka gibi soyut ressamların teozofiye ilgisini de bu çizginin parçası olarak ele alıyor.
Hiçliği çizmek mümkün mü
Fludd'ın sayfası, çözülmemiş bir sorunun erken bir kaydı. Hiçliği göstermeye çalışan her resim, bunu bir şey çizerek yapmak zorunda: mürekkep, çerçeve, kâğıt. Fludd bu çelişkiyi gizlemedi, kenarlara sonsuzluğu hatırlatan bir not düşerek okura "gördüğün bu değil" dedi. Malevich üç yüz yıl sonra benzer bir yüzeyi duvara astığında aynı açıklamayı yapmadı, tartışmayı izleyiciye bıraktı. Hangisinin hiçliğe daha çok yaklaştığı ise hâlâ açık bir soru: sayfanın ötesine uzanan bir karanlığı ima eden kitap mı, yoksa hiçbir şeyi ima etmemeye çalışan tuval mi?
Fotoğraf: Robert Fludd, Public domain, Wikimedia Commons
Kaynak: Yudum — https://www.yudum.net/haber/robert-fludd-1617-kara-kare-yaratilistan-onceki-hiclik.html — Yazdırma tarihi:
















