Kültür

Derisi olmadan meleyen keçi: 1910'dan kalma bir otomatın ses sırrı

Paris'te 1910 dolaylarında yapılan keçi otomatı İskoçya'da onarılıyor. Körük, metal dil ve tırtıklı bir çubuk şaşırtıcı derecede gerçek bir meleme çıkarıyor.

3 Kasım 2026Güncellendi: 6 dk okuma1 okunma
Derisi olmadan meleyen keçi: 1910'dan kalma bir otomatın ses sırrı

İskoçya'nın kuzeyindeki Forres kasabasında bir atölye tezgâhında tüyü, derisi, hatta gövdesi bile olmayan bir keçi duruyor. Görünen yalnızca metal bir iskelet, bir körük ve birkaç kol. Ama düzenek çalıştırıldığında çıkan ses, ahırdan gelen bir melemeye şaşırtıcı ölçüde benziyor. Bu nesne, 1910 dolaylarında Paris'te yapılmış bir otomat: kurmalı bir mekanizmayla canlı bir varlık gibi hareket etmek ve ses çıkarmak üzere tasarlanmış bir makine.

Keçiyi onaran atölye The House of Automata. Atölyeyi Start ailesi işletiyor; saat ustası Michael Start, otomatların iç düzeneklerini anlatan Secrets of Automata (Otomatların Sırları) kitabının da yazarı. Atölye, onarımın ara aşamasını kendi Instagram hesabında kısa bir videoyla paylaştı. Keçiyi bu hâliyle görmek nadir bir fırsat, çünkü bitmiş bir otomatta bütün bu düzenek kürkün, derinin ve boyalı bir başın altında gizli kalır.

Reklam

Bu küçük nesne, ustaları yüzyıllardır uğraştıran bir soruya verilmiş zarif bir cevap: Bir makineye canlı bir hayvanın sesi nasıl taklit ettirilir? Hareketi taklit etmek görece kolaydır; kamlar ve kollar bir başı çevirir, bir ağzı açar. Ses ise havayı yönetmeyi, titreşimi ve en zoru, doğal bir düzensizliği gerektirir. Keçinin sırrı da tam bu düzensizlikte saklı.

Melemeyi üreten düzenek

Atölyenin açıklamasına göre sesin kaynağı, güçlü bir yayla gerilmiş bir körük. Körük kapanırken içindeki havayı metal bir dilden geçiriyor ve ses, özgün parşömen borudan dışarı çıkıyor. Titreşen ince metal dil, ilke olarak akordeon ve armonikadaki ses üretimine akraba bir çözüm.

Yalnız bu kadarıyla düz, tekdüze bir ses çıkardı. Gerçek bir keçinin sesindeki kesik kesik titreme başka bir hileden geliyor. Michael Start'ın anlatımına göre körüğe takılı tel bir kenet, körük kapanırken metal bir çubuğun tırtıklı kenarına sürtünüyor. Anlaşıldığı kadarıyla her tırtık körüğün kapanışını bir anlığına aksatıyor; hava akışı kısa darbelere bölünüyor ve ses titrek bir melemeye dönüşüyor.

Asıl ilginç ayrıntı tırtıkların nasıl açıldığı. Start'a göre dişler elle zımbalanmış ve aralarındaki mesafe her yerde aynı değil. Restoratör, sesin "tekinsiz gerçekçiliğini" bu değişken aralıklara bağlıyor. Yani makineyi canlı gibi duyuran şey, bir ustanın elinin bıraktığı küçük kusurlar.

Onarımda neler yapıldı

Atölye körüğü yumuşak oğlak derisiyle yeniden kaplamış ve deriyi, basınç altında patlamasın diye kartonla sertleştirmiş. Metal dil yerinde duruyor, ses borusu da özgün parşömen. Bir keçi otomatının sesini yeniden bir oğlak derisinin taşıması da küçük ama hoş bir rastlantı.

Videodaki görüntünün çıplak olmasının nedeni bu: Atölyenin belirttiğine göre sıradaki adım gövdeyi yerine takmak ve başın dönmesini, ağzın açılıp kapanmasını sağlayan bağlantı kollarını birleştirmek. Start, keçinin gerçek minyatür boynuzları olduğunu da not düşüyor. Onarım bittiğinde otomat başını çevirip ağzını açarak meleyecek.

Paris'te bir aile atölyesi: Roullet-Decamps

Keçiyi yapan Roullet-Decamps, Fransız otomat tarihinin en uzun soluklu adlarından biri. Jean Roullet 1860'ların ortasında Paris'in Marais semtinde hassas metal işleri yapan bir atölye açtı. İlk tanınan ürünü el arabası iten küçük bir bahçıvan figürüydü ve bu figür firmanın amblemi oldu. Roullet'nin kızı Henriette 1879'da atölyenin ustabaşı Ernest Decamps ile evlendi; firma 1889'da Roullet-Decamps adını aldı.

Bir otomat yapmak tek bir zanaatı aşıyordu. Firmanın tarihini derleyen restoratör Klaus Lorenz'e göre o yıllarda atölyede elli kadar kişi çalışıyordu: mekanikçiler, saatçiler, heykeltıraşlar ve terziler. 1900'den sonra mağaza vitrinleri için elektrikli otomatlar da üretildi. Ernest Decamps'ın oğlu Gaston, hayvan heykelleriyle tanınan Frémiet'nin öğrencisiydi; firmanın yürüyen fil ve sürünen panter gibi hayvan otomatları, sonraki yıllarda Paris'teki Musée des arts et métiers koleksiyonuna girdi.

Ernest Decamps 1909'da öldü ve firma bir süre "Veuve Decamps et Fils" (Dul Decamps ve Oğulları) adıyla yönetildi; keçinin yapıldığı tahmin edilen yıllar bu el değiştirme dönemine denk geliyor. Firma 1995'te kapandı. Mirasın önemli bir bölümü bugün Normandiya'daki Falaise Otomat Müzesi'nde: Calvados il yönetimi 1994'te aileden 300 otomat satın aldı, müze aynı yıl açıldı.

Cizre'den Cenevre'ye: sesi taklit eden makinelerin uzun yolu

Ses çıkaran otomatlar yirminci yüzyılın icadı değil ve bu geleneğin en iyi belgelenmiş halkalarından biri bugünkü Türkiye topraklarında. İsmail el-Cezerî, babası gibi Artuklu sarayında baş mühendis olarak çalıştı ve 1206'da tamamladığı eserinde, yapım talimatlarıyla birlikte 50 mekanik düzenek anlattı. Lakabı Yukarı Mezopotamya'daki Cezîre'den geliyor; doğum yerinin bugünkü Cizre olduğu tahmin edilse de kesin değil. Eserin bilinen en eski nüshası İstanbul'da, Topkapı Sarayı Kütüphanesi'nde Ahmet III 3472 numarasıyla korunuyor. Kitapta su gücüyle durmadan çalan bir flüt de var. Cezerî, müzikli otomatlar konusunda kendinden önceki Hibetullah bin Hüseyin'i kaynak gösteriyordu.

Cezerî'nin 1206 tarihli eserinin Topkapı nüshasından mekanik tekne sahnesi
Cezerî'nin 1206 tarihli eserinin Topkapı nüshasından mekanik tekne sahnesi — 13th century artist, Public domain (Wikimedia Commons)

Beş yüzyıl sonra Fransa'da Jacques de Vaucanson aynı soruya başka bir yoldan yaklaştı. 1737'de yaptığı insan boyundaki flütçü, gerçek bir flüte hava vererek on iki parça çalabiliyordu. Figürün parmakları flütün deliklerini kapatacak kadar esnek olmadığı için Vaucanson onları deriyle kaplamak zorunda kaldı. Prusya sarayının flüt hocası Johann Joachim Quantz ise figürün dudaklarını yeterince oynatamadığını, bu yüzden yüksek perdelerde hava basıncının artırıldığını ve sonucun tiz, hoşa gitmeyen bir ton olduğunu eleştirmişti. Vaucanson'un ünlü ördeği vaklıyor, su içiyor, yem yiyip sindiriyormuş gibi görünüyordu; 1844'te düzeneği inceleyen sihirbaz ve otomat ustası Jean-Eugène Robert-Houdin, dışkının önceden hazırlanmış, yeşile boyanmış ekmek kırıntısı olduğunu ortaya çıkardı.

Vaucanson'un flütçüsü, sindiren ördeği ve tef çalanı eski bir çizimde
Vaucanson'un flütçüsü, sindiren ördeği ve tef çalanı eski bir çizimde — Jacques de Vaucanson, Public domain (Wikimedia Commons)

On sekizinci yüzyılın sonunda Cenevre'de ortaya çıkan ve icadı Pierre Jaquet-Droz'a atfedilen şakıyan kuş kutuları ise sesi avuç içine sığdırdı. Kurmalı bir motor küçük bir körüğü çalıştırır, körük minik bir org borusuna hava verir; borunun içinde kayan bir piston bir oktavı aşan notalar üretir, kamlar da hangi notanın ne kadar süreceğini belirler. Aşağıdaki tablo, Cezerî'nin kitabı, Vaucanson ve Jaquet-Droz üzerine yazılanlar ile atölyenin açıklamasından derlendi.

OtomatTarihSes nasıl üretiliyor
Cezerî'nin durmadan çalan flütü1206Su gücüyle beslenen flüt
Vaucanson'un flütçüsü1737Gerçek bir flüte verilen hava, deri kaplı parmaklar
Şakıyan kuş kutusu (Jaquet-Droz'a atfedilir)1784-1785Körük ve içinde piston kayan minik org borusu
Roullet-Decamps keçisi1910 dolayıYaylı körük, metal dil, parşömen boru, elle tırtıklanmış çubuk

Neden önemli ve açık kalan sorular

Tablo yüzyıllar boyunca değişmeyen bir şeyi gösteriyor: Ustalar sesi üretmek için hep hava ve titreşimle uğraştı. Değişen, bunu ne kadar küçük, ucuz ve inandırıcı yapabildikleriydi. Saray için yapılan tek örnek makinelerden mağaza vitrinindeki oyuncağa uzanan bu çizgide keçi, inandırıcılığı mühendislik hesabından çok elle bırakılmış bir düzensizliğe borçlu.

Açık kalan sorular da var. Paylaşımda keçinin hangi koleksiyondan geldiği, kimin için yapıldığı ya da kaç örnek üretildiği yazmıyor; "1910 dolayı" tarihi de bir belgeye değil, atölyenin değerlendirmesine dayanıyor. Gövde, deri ve baş yerine takıldığında sesin değişip değişmeyeceği, atölyenin paylaşacağı bitmiş hâlde anlaşılacak.

Fotoğraf: Jean-Pierre Dalbéra from Paris, France, CC BY 2.0, Wikimedia Commons

Haberi beğendin mi?
PaylaşWhatsAppXFacebook
Kültür Masası

Bu içerik, Yudum Kültür Masası editör ekibi tarafından derlenip yayına hazırlanmıştır. Güncel gelişmeler için haber akışını takip edebilirsiniz.

Reklam
50,0055,9567,19İstanbul15°

Yudum Dünyası

Kaf Dağı'nın eteğinde bir köy var.

Karakterini yarat, meydanda dolaş, buradakilerle yüz yüze tanış. Tarayıcında, ücretsiz.

  • 🧑 Karakterini yarat
  • 🎲 Kahvede bir el at
  • 🏠 Grubunla ev kur
Günün testiİyi bir dost musun?Herkes iyi dost olduğunu sanır; sekiz soru gerçeği söyler. Cesaretin varsa başla.
Günün burcuAkrepSevgili Akrep, bugün duygusal enerjin yüksek ve içsel sezgilerin ışığında ilişkilerine yeni bir soluk…

Günün sorusu

Nuri Bilge Ceylan'a Cannes'da Altın Palmiye kazandıran film hangisidir?

Haftanın düellosu

Bu bölümde

Yudum DünyasıKaf Dağı'nın eteğinde bir köy seni bekliyor.Ücretsiz katıl →