Tansiyonda tuzu azaltmak yetmez, potasyum da önemli
Yeni bir bilimsel rapor, yüksek tansiyonla mücadelede sodyumu azaltmanın yanında potasyum alımını artırmayı da öneriyor.

Yüksek tansiyonu düşürmek isteyenlere onlarca yıldır verilen en yaygın öğüt belli: Daha az tuz tüketin. Ancak yayımlanan yeni bir bilimsel rapora göre bu tavsiye, denklemin en az onun kadar önemli bir yarısını gözden kaçırıyor. Uzmanlar, yalnızca sodyumu kısmaya odaklanmak yerine potasyum alımını da artırmanın tansiyon kontrolünde daha iyi sonuç verebileceğini savunuyor.
Rapor ne söylüyor?
Rapor, hakemli bilimsel dergi American Journal of Clinical Nutrition'da yayımlandı. Çalışmayı IAFNS bünyesindeki Sodyum, Gıda ve Sağlık Etkileri Komitesi destekledi. Yazarlar, sodyum ve potasyum önerilerinin dayandığı bilimsel kanıtları inceledi. Sodyum tüketimini azaltmanın ve potasyum alımını artırmanın pratik yollarını da ele aldılar. Bu değişikliklerin önündeki engelleri sıraladılar, daha fazla araştırmaya ve güncellenmiş halk sağlığı politikalarına ihtiyaç duyulan alanları işaret ettiler.
Raporun ilk yazarı, Vermont Üniversitesi Larner Tıp Fakültesi'nde emekli statüsünde tıp profesörü olan Dr. Naomi Fukagawa. Fukagawa'ya göre beslenme müdahalelerine bütüncül bakma zamanı geldi, çünkü gıda bileşenleri birbiriyle etkileşiyor ve fizyoloji farklı sistemler arasında bütünleşik işliyor. Fukagawa, artan kanıtların potasyum alımını yükseltmenin ve sodyum alımını düşürmenin hipertansiyonu yönetmede birlikte daha iyi çalıştığını gösterdiğini söylüyor.
Potasyum tansiyonu nasıl etkiliyor?
Sodyum ve potasyum, vücudun sıvı dengesi, sinir iletimi ve kas işlevi için gerekli minerallerdir. İkisi de tansiyonu etkiler ama farklı yollarla. Fazla sodyum vücudun ek sıvı tutmasına yol açar ve damarların içindeki basıncı artırır. Potasyum ise böbreklerin fazla sodyumu idrarla atmasına destek olarak bu etkinin bir kısmını dengeler. Ayrıca damar duvarlarının normal çalışmasına katkı sağlar; bu da sağlıklı tansiyonun korunmasında önemli bir rol oynar.
Uzmanların kaygısı, birçok insanın hem fazla sodyum alması hem de potasyumda yeterliliğin çok uzağında kalması. Tuzu sınırlama çabalarına rağmen ortalama sodyum tüketimi önerilen düzeylerin üstünde seyrediyor. Potasyum alımı ise yazarların ifadesiyle hem gelişmiş hem gelişmekte olan ülkelerde ideal düzeyin çok altında. Dünyada 1,28 milyardan fazla yetişkini etkileyen hipertansiyon, kalp krizi ve felç gibi kalp-damar hastalıkları için başlıca risk etkenlerinden biri.
Sofrada ve gıda sektöründe neler yapılabilir?
Potasyum; meyve, sebze, baklagil ve süt ürünleri gibi tanıdık besinlerde doğal olarak bulunuyor. Muz, patates, fasulye, yeşil yapraklı sebzeler ve yoğurt bunlara örnek. Bir başka seçenek, sofra tuzunun ana bileşeni olan sodyum klorürün bir kısmını potasyum tuzlarıyla değiştirmek. Böylece sodyum düşerken potasyum yükselebiliyor ve iki hedefe aynı anda ulaşılabiliyor.
Bu ürünleri geliştirmek üreticiler için kolay değil. Fazla potasyum tuzu metalik ve tatsız bir tada neden olabildiği için kullanılabilecek miktar sınırlı kalıyor. Üreticilerin besin değerini iyileştirirken ürünü tüketici için cazip tutacak dengeyi bulması gerekiyor.
Uyarı da önemli: Potasyumu artırmak herkes için uygun değil. Böbrek hastalığı olanlar ya da bazı ilaçları kullananlar potasyum düzeyini düzenlemekte zorlanabilir. Bu kişilerin potasyum takviyelerini ve potasyum bazlı tuz ikamelerini doktor gözetiminde kullanması gerekiyor.
Neden önemli?
Raporun önerisi, mevcut tavsiyeleri çöpe atmak değil; onları genişletmek. Yazarlar sodyumu azaltmanın hâlâ şart olduğunu vurguluyor. Fark şu: Tansiyon yönetimi yalnızca neyi az yememiz gerektiği üzerinden kurulursa, yararlı bir besin öğesini artırma fırsatı kaçabilir. Halk sağlığı mesajlarının hem kısıtlamayı hem de olumlu bir hedefi içermesi, insanların beslenme alışkanlıklarını değiştirmesini kolaylaştırabilir.
Hipertansiyon çoğu zaman belirti vermeden ilerlediği için önleme çalışmaları özellikle değerli. Beslenme düzeninde yapılacak küçük ama sürdürülebilir değişiklikler, ilaç tedavisini tamamlayıcı bir araç olabilir. Yine de bu tür bir değişiklik, tansiyon tedavisi gören kişilerde hekime danışılmadan ilaç ya da takviye düzenini değiştirmek anlamına gelmemeli.
Türkiye açısından
Türkiye'de de hipertansiyon önemli bir halk sağlığı sorunu olarak kabul ediliyor. Mutfağımızda peynir, turşu, salamura ürünler ve hazır gıdalar gibi tuz oranı yüksek besinler yaygın. Öte yandan sebze, baklagil ve yoğurt gibi potasyum bakımından zengin besinler geleneksel sofranın doğal parçaları. Raporun mesajı bu yüzden yabancı bir diyet önerisinden çok, var olan alışkanlıkları dengelemeye yönelik bir hatırlatma olarak okunabilir.
Kaynak: Yudum — https://www.yudum.net/haber/tansiyonda-tuzu-azaltmak-yetmez-potasyum-da-onemli.html — Yazdırma tarihi:
















