Telepati Hayalinden Rus İnternetine: Sovyet Parapsikologlarıyla Başlayan Beklenmedik Bağ
Medya arkeoloğu Natalia Konradova'ya göre Rusya'daki ilk ağ bağlantılarının kökü, Sovyet telepati deneylerine ve Kaliforniya'daki Esalen Enstitüsü'nün parapsikologlarla kurduğu temaslara uzanıyor.

5 Eylül 1982'de Kaliforniya'nın San Bernardino bölgesinde, Apple'ın kurucularından Steve Wozniak'ın düzenlediği bir müzik festivalinde sahnenin iki yanına dev ekranlar kuruldu. Ekranlarda Moskova'daki bir radyo istasyonunda toplanan Sovyet izleyiciler vardı; onlar da Amerikalı grupları izliyordu. JSTOR Daily'nin aktardığına göre bu, ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki ilk halka açık televizyon bağlantısıydı. Bağlantı uzun sürmedi: Jeffrey Kripal'in 2007 tarihli Esalen kitabında anlattığına göre konser organizatörü Bill Graham, "her şeyin bir KGB oyunu olduğuna ikna olmuştu" ve konserin ortasında fişi "kelimenin tam anlamıyla" çekti.
"Uzay köprüsü" diye anılan bu yayın, iki kutuplu dönemin kültür tarihini anlatan kitaplarda sık geçer. Daha az bilinen şu: Bu yayınları düzenleyenlerin önemli bir kısmı Doğu ile Batı arasındaki perdeyi bir başka yolla, telepatiyle de aralamayı umuyordu. Gazeteci ve "medya arkeoloğu" Natalia Konradova, 2026'da University of Wisconsin Press'ten çıkan Hacking the Iron Curtain: A Media Archaeology of the Russian Internet (Demir Perdeyi Hacklemek: Rus İnternetinin Medya Arkeolojisi) kitabında bu iki hikâyeyi birbirine bağlıyor.
Konradova'nın iddiası, internetin Rusya'daki ilk adımlarının 20. yüzyılın ortasındaki "aracısız, anlık kitlesel iletişim" hayallerine kadar izlenebileceği. Bu hayallerin en uç biçimi ise zihinden zihne doğrudan iletişim, yani telepatiydi. Kitabın ilk iki bölümü şu sıralar JSTOR'da ücretsiz okunabiliyor; Konradova kitabı JSTOR Daily'ye verdiği uzun bir röportajda anlattı.
Telepati bir zamanlar laboratuvar konusuydu
Bugün bilim dünyası telepatiyi kanıtlanmış bir olgu saymıyor. Ama 20. yüzyılın büyük bölümünde durum farklıydı: Telepati, modern bilimin bir gün sırrını çözeceği gerçek bir olasılık olarak görülüyordu. Sovyetler Birliği'nde bu ilginin köklü bir geçmişi vardı.

Psişik Araştırmalar Derneği'nin (Society for Psychical Research) çevrim içi ansiklopedisine göre fizyolog Leonid Vasiliev (1891-1966), 1921'de ünlü nörolog Vladimir Bekhterev'in yanında çalışmaya başladı ve 1927'de Bekhterev ölünce onun başlattığı "zihinsel telkin" araştırmalarının yönetimini üstlendi. Vasiliev, dönemin materyalist bilim anlayışına uygun olarak telepatinin elektromanyetik bir süreçle işlediğini öne sürdü. Bu fikri sınamak için deneklerini Faraday kafeslerine, yani dışarıdan gelen elektromanyetik dalgaları geçirmeyen metal kafeslere koydu. Aynı kaynağa göre kafesler sonuçları değiştirmedi; bu da kendi kuramını zora soktu. Çalışmalar uzun süre kesintiye uğradı ve 1960'ta Leningrad Üniversitesi'nde bir parapsikoloji laboratuvarının kurulmasıyla yeniden başladı. Vasiliev'in Zihinsel Telkin Deneyleri kitabı 1962'de Rusça, 1963'te İngilizce yayımlandı. Bu deneylerin bildirilen başarıları, bugünkü bilimsel ölçütlerle kabul görmüş sonuçlar değil.
Konradova, Bekhterev'in kanıt bulunamadığı hâlde konuyu neden bırakmadığını da yorumluyor. Kendi ifadesiyle bu bir tahmin: Bekhterev, eski öğrencisi Vasiliev'in enstitüsünde neler yaptığını biliyordu ve büyük olasılıkla "ne olur ne olmaz" diye kapıyı açık tutmak istedi. Deneyler bir gün sonuç verirse, yeni ve ilerici bir şeyi bastıranlar arasında anılmak istemezdi.
Neden en çok Sovyetler Birliği'nde?
Konradova'ya göre telepati Sovyetler Birliği'nde başka yerlerden daha kapsamlı araştırıldı. Gösterdiği ilk neden, toplumu temelden değiştirecek radikal bilimsel keşiflere duyulan olağanüstü güven. Bu beklentilerin bir kısmı gerçekleşti, örneğin uzay uçuşu. Ölümsüzlük gibi bir kısmı üzerinde bilim insanları hâlâ çalışıyor. Telepati gibi bazıları ise bilimin gündeminden tamamen düştü.
Bu iyimserliğin felsefi bir kardeşi de vardı: Kozmizm. JSTOR Daily'nin tanımıyla kozmizm, uzayın yurt edinilmesini, ölümsüzlüğü ve yaşamış herkesin yeniden diriltilmesini hedefleyen bir düşünce akımıydı. Parapsikoloji araştırmalarından da benzer biçimde ütopik bir geleceğin kapısını açması bekleniyordu.
Konradova ikinci bir neden daha sayıyor: Ülkede askerî sanayiyle bağlantılı olarak doğa bilimleri alanında açık bir uzman fazlası vardı. Bir noktada askerî kurumlar da bu alana yatırım yapmaya başladı, çünkü savunma açısından yararlı olabileceği düşünülüyordu. Sonuçta Sovyet laboratuvarlarında belirsiz olgularla ilgili deneylere yer bulmak kolaylaştı.
Okyanusun öbür yakasında da kayıtsız kalınmadı. JSTOR Daily'nin aktardığına göre 1973 tarihli bir CIA raporu, Sovyet yetkililerinin düşünce gücüyle gizli bilgiye ulaşabileceği, hatta "ayda ya da okyanusta" duran makineleri yönetebileceği endişesini dile getiriyordu. Konradova, gizliliği kaldırılmış CIA belgelerinde Sovyetlerin bu alandaki başarılarına dair haberlerden derin biçimde etkilenildiğini ve asıl kaygının ABD'nin bu yarışta geride kalmaması olduğunu söylüyor.
Big Sur'deki enstitüden Moskova'ya

Telepatiyle internet arasındaki köprünün ilk ayağı Kaliforniya'da. Michael Murphy ve Dick Price'ın 1962'de Big Sur kıyısında kurduğu Esalen Enstitüsü, "alternatif araştırmalar" merkezi olarak tanınıyordu; Konradova'nın deyişiyle bugün daha çok Kaliforniyalı teknoloji çalışanlarının inzivaya çekildiği bir yer olarak biliniyor.
Konradova'nın anlattığına göre Esalen çevresinden insanlar 1970'lerin başında Sovyet parapsikologlarla temas kurma umuduyla Sovyetler Birliği'ne gitmeye başladı ve bunu başardı. Enstitü 1979'da bir Sovyet-Amerikan değişim programı başlattı ve bu program zamanla sıradan yurttaşların karşılıklı ziyaretlerine dayanan "yurttaş diplomasisi" hareketinin parçası oldu. Konradova'ya göre başlangıçta iki ülkenin insanlarını birbirine bağlamayı başaranlar, tabandan iletişim isteğiyle ve mümkün olanın sınırlarını kabul etmeyen tavırlarıyla parapsikologlardı.
1982'deki uzay köprüsünün Sovyet tarafındaki baş düzenleyicisi Iosif Goldin de bir parapsikoloji meraklısıydı. JSTOR Daily'nin aktardığına göre Goldin bir yazısında, gün doğumunu bütün kıtalarda aynı anda izlemeyi düzenli bir buluşma biçimine çevirmenin insanları yakınlaştıracağını ve böylece "nükleer bir yıkımın yaşanmayabileceğini" yazmıştı.
Bir e-posta hattının kökleri
Konradova'ya göre hikâyenin en somut halkası Amerikalı girişimci Joel Schatz. Schatz 1980'lerde Sovyetler Birliği'ne gitti ve Konradova'nın deyişiyle bunu Esalen'le olan bağlantıları sayesinde yaptı. The Russia Program'ın sözlü tarih arşivindeki anlatımında Schatz, ilk yolculuğunda Esalen Enstitüsü'nden Rusça bilen Anya Kucharev'i rehber ve çevirmen olarak tuttuklarını, amacının ABD ile Sovyetler Birliği arasında bir e-posta bağlantısı kurmak olduğunu söylüyor.
Bu çabanın ürünü San Francisco-Moskova Teleport, sonraki adıyla SovAm Teleport oldu. Ortak girişimin Sovyet tarafında, uygulamalı otomatik sistemler üzerine çalışan ve bilgisayar ağı hizmeti veren VNIIPAS enstitüsü vardı. Konradova bu anı şöyle özetliyor: Perestroykadan önce bir Amerikalının kapalı bir Sovyet bilim enstitüsüne girip gizli bir ağa bağlanmak istemesi düşünülemezdi; SovAm Teleport kurulurken olan tam da buydu.
Konradova bu araştırmaya aslında telepatiyle değil, 1990'ların Rus internetiyle başlamıştı. Arşivlerde Rusya'nın ilk internet sağlayıcılarından birinin 1980'lerde kurulduğunu görünce şaşırdı; çünkü o güne kadar internetin ancak 1991'den sonra gelebileceğini düşünüyordu. İzi sürdükçe kendini medya arkeolojisi alanında buldu. Konradova'nın tanımıyla medya arkeolojisi, çıkmaz sokaklara, hiç gerçekleşmemiş projelere ve tuhaf rastlantılara ilgi duyan, doğduğu yer Almanya olan genç bir (ön) disiplin.
Kurçatov Enstitüsü'nden dünyaya haber

Rusya'nın ilk ticari internet sağlayıcısı sayılan Relcom, 1 Ağustos 1990'da Moskova'daki Kurçatov Enstitüsü'nde, DEMOS kooperatifiyle birlikte devreye girdi. Başlangıçta yalnızca UUCP protokolüne dayanan bir e-posta ağıydı; UUCP, bilgisayarların telefon hatları üzerinden belirli aralıklarla birbirini arayıp mesaj alışverişi yaptığı eski bir yöntem.
Bu küçük ağ bir yıl sonra beklenmedik bir rol üstlendi. Konradova'ya göre Ağustos 1991'deki Moskova darbe girişimiyle ilgili bilgiler Amerikan basınına büyük ölçüde Kurçatov Enstitüsü'ndeki Usenet kullanıcıları aracılığıyla ulaştı. Bu kullanıcılar enstitünün iç ağında haber topluyor, İngilizceye çevirip haber gruplarına gönderiyordu. Konradova bu konuda temkinli: İnternet olmasaydı olayların temel gidişatının büyük olasılıkla değişmeyeceğini, ama bilginin dolaşım hızının ve dışarıdan gelen baskının farklı olabileceğini söylüyor.
Karşılaştırma için: Türkiye'nin bugünkü anlamıyla internete bağlanması bundan iki yıl sonra gerçekleşti. TÜBİTAK'ın Bilim Genç sitesine göre 12 Nisan 1993'te TÜBİTAK ve ODTÜ iş birliğindeki TR-NET projesi kapsamında 64 Kbps'lik kiralık bir hatla ODTÜ ile ABD'deki NSFNet arasında ilk internet bağlantısı kuruldu.
İnternet bir tür telepati mi?
Konradova bağlantıyı iki düzeyde ele alıyor. Birincisi yukarıdaki somut insan zinciri: parapsikologlar, Esalen, yurttaş diplomasisi ve ilk ağ bağlantıları. İkincisi kavramsal: Ona göre internet bir anlamda telepatinin kendisi; yalnızca bilimin hiçbir zaman bulamadığı beyin dalgalarının yerini dijital sinyal alıyor. 1960'larda insan aklının hastalığı ve ölümü yeneceğine dair büyük umutlar varken bilgisayar bilimi ile doğada var olmayan ama kuramsal olarak var olabilecek iletişim biçimleri üzerine araştırmalar yan yana ilerliyordu.
Konradova'nın vurguladığı bir başka nokta da teknik imkânın yetmediği. Ona göre Sovyet mühendisleri ARPANET üzerindeki çalışmalar başlamadan önce bilgisayarları ağlara bağlıyordu; yani teknik olanak vardı, ama insanların kurumsal denetim dışında özgürce iletişim kurmasına yönelik toplumsal talep ve yönetimsel istek yoktu. Pek çok Sovyet şehrinde telefon hizmeti bile 1990'lara kadar yaygınlaşmamıştı; insanlar mektup, kartpostal ve telgrafla haberleşiyordu.
Ağ bağlantısı teknik olarak mümkün hâle gelince hayallere daha az yer kaldı. Konradova'ya göre büyük vizyonlar belirsizliğe yatırım ister; somut bir teknik çözüm varken gereken tek şey paradır. Yine de ilk Rus internetini yalnız ticaret biçimlendirmedi: İlk kullanıcılar ağı bir hobi olarak gördü, zamanlarını oyunlara, şiire ve her türlü pratik olmayan icada harcadı. Konradova'ya göre 1990'ların sonunda ilk büyük ticari projeler ortaya çıkana kadar ağ, öncelikle eğlence ve özgür iletişim alanıydı. Bu yüzden onu "samizdatın", yani elden ele dolaşan kendi basımı yasak yayınların, "mükemmelleştirilmiş bir sürümü" olarak tanımlıyor.
Sırada ne var: Silikon Vadisi ile Sovyet sibernetiği
Kitabın en düşündürücü gözlemi belki de sonuç bölümünde. Konradova, Silikon Vadisi'nin ölümsüzlük arayışı ile Sovyet sibernetikçilerinin teknoloji ütopyalarını karşılaştırıyor ve aralarında şaşırtıcı derecede az temel fark bulduğunu söylüyor. Gördüğü olası tek ayrım, Amerikan sürümünün bireysel yarara, Sovyet sibernetikçilerin hayalinin ise önce yeni bir topluma, sonra o toplumun üyesi olarak yeni bir insana yönelmesi. Ama hemen ekliyor: Sovyet bilim insanları sansür koşullarında yazıp konuşuyordu, bu yüzden fark ilk bakışta göründüğü kadar büyük olmayabilir.
Konradova'nın kurduğu bağ doğrudan bir neden-sonuç zinciri değil; kendisi de parapsikolojinin Rus internetini "yarattığını" söylemiyor, insanları ve fikirleri birbirine bağlayan bir yol gösteriyor. Açık kalan soru şu: Bugün beyinle bilgisayarı doğrudan konuşturmaya çalışan projeler, altmış yıl önce Faraday kafesinde oturan deneklerin hayalinin devamı mı, yoksa gerçekten yeni bir şey mi?
Fotoğraf: Swanny, CC BY-SA 3.0, Wikimedia Commons
Kaynak: Yudum — https://www.yudum.net/haber/telepati-hayalinden-rus-internetine-sovyet-parapsikoloji-bagi.html — Yazdırma tarihi:















