Abdülali bin Muhammed bin Hüseyin Bircendî, 15. yüzyılın sonu ile 16. yüzyılın başında yaşamış Fars astronom ve matematikçidir. Doğu İran'daki Bircend kentinde yaşadı ve 1528 civarında öldü. Klasik astronomi metinlerine yazdığı kapsamlı şerhlerle tanınır.
Hocası, Uluğ Bey'in Semerkant'taki rasathanesinde çalışan astronomlardan Mansur bin Muînüddin el-Kâşî idi. Bu bağ, Bircendî'yi Semerkant okulunun birikimini sonraki kuşaklara aktaran isimlerden biri yapar.
Eserleri
Arapça ve Farsça on üçten fazla kitap ve risale bıraktı. Bunların büyük kısmı, önceki astronomların eserlerini açıklayan şerhlerdir:
- Nasîrüddin Tûsî'nin Tezkire'sine yazdığı Arapça şerh. Bu eserin on birinci bölümü 1729'da Hindistan'ın Caypur kentinde Sanskritçeye aktarıldı.
- Tûsî'nin Batlamyus'un Almagest'ine dayanan Tahrîr el-Mecistî'sine Arapça şerh (1515-16).
- Uluğ Bey'in Zîc-i Sultânî adlı astronomi cetvellerine Farsça şerh.
- Usturlabın kullanımına dair yirmi bölümlük Farsça risaleye şerh (1493-94).
- Gök cisimlerinin uzaklıkları ve büyüklükleri üzerine Farsça bir inceleme (1523-24).
- Rasat aletleri üzerine bir risale ile dost sayılar (amicable numbers) konusunu işleyen kısa bir matematik çalışması.
Dünyanın hareketi tartışması
Bircendî, Ali Kuşçu'nun Dünya'nın kendi ekseni etrafında dönüp dönmediğine dair açtığı tartışmayı sürdürdü. Dünya'nın döndüğü varsayımını sınarken, yukarıdan bırakılan bir taşın bu dönüşe rağmen nasıl düşeceğini ele aldı ve cisimlerin dairesel hareketi koruyacağı yönünde bir açıklama önerdi. Bu yaklaşım, Galileo'nun çok sonra ortaya koyduğu dairesel eylemsizlik fikrine benzerliği nedeniyle bilim tarihçilerinin dikkatini çeker.
Bircendî'nin şerhleri, kendisinden sonra İran ve Hindistan'da astronomi öğretiminde başvuru kaynağı olarak okunmaya devam etti.