Altı Oscar'ın Sahibi John Ford: Heykelleri Almaya Gitmedi, Balık Tutmayı ve Kadeh Kaldırmayı Seçti!
Hollywood'un Western ustası John Ford, kazandığı altı Oscar'ın hiçbirini törenlere giderek almadı. Yönetmen, ödül törenleri yerine balık tutmayı veya arkadaşlarıyla içki içmeyi tercih ederek sinema tarihine geçen bir tavır sergiledi.
Sinema tarihinin en büyük yönetmenlerinden biri olarak kabul edilen ve özellikle Western türündeki unutulmaz yapımlarıyla anılan John Ford, Akademi Ödülleri'ne karşı sergilediği tavizsiz duruşuyla dikkat çekiyor. Milyonlarca sinemaseverin kalbinde taht kurmuş Steven Spielberg, Martin Scorsese ve Christopher Nolan gibi isimlerin dahi saygıyla andığı Ford, toplamda altı Oscar heykelciği kazanmasına rağmen bu prestijli ödülleri şahsen teslim almaya hiçbir zaman gitmedi. Bu durum, onun sinemaya ve şöhrete bakış açısının ne denli farklı olduğunun bir göstergesi olarak tarihe geçti.
John Ford'un kariyerine damgasını vuran ve ona Oscar kazandıran yapımlar arasında 'Muhbir' (The Informer - 1936), 'Gazap Üzümleri' (The Grapes of Wrath - 1941), 'Vadim O Kadar Yeşildi ki' (How Green Was My Valley - 1942), 'The Battle of Midway' (En İyi Belgesel - 1943), '7 Aralık' (December 7th - En İyi Kısa Belgesel - 1944) ve 'Kibar Adam' (The Quiet Man - 1953) bulunuyor. Bu ödüllerden dördünü En İyi Yönetmen kategorisinde kazanarak kırılması güç bir rekora imza atan Ford, bu başarılarına rağmen törenlere katılmayı gereksiz buluyordu. Usta yönetmen, ödül törenlerine gitmeme nedenini esprili bir dille, “İlk üç Oscar’ımın hiçbirinde törene gitmedim. Birinde balık tutuyordum, birinde savaş vardı, diğerinde ise fena halde kafayı çekmiştim” sözleriyle açıklamıştı. Bu ifadeler, onun ödül törenlerinin görkeminden ziyade kendi yaşamına ve tutkularına öncelik verdiğini açıkça ortaya koyuyor.
Ford'un ödül kazandığı dönemlerin önemli bir kısmı, ABD'nin İkinci Dünya Savaşı'na fiilen dahil olduğu 1941 yılı sonrasına denk geliyordu. Bu savaş dönemi, onun bazı ödüllerini almasını engelleyen veya ertelemesine neden olan bir arka plan oluşturmuştu. Ancak yönetmenin ödül törenlerini hangi spesifik tarihlerde balık avına veya içki masalarına tercih ettiği tam olarak bilinmiyor. Bu durum, onun kişisel tercihlerinin ve önceliklerinin, kariyerinin zirvesinde bile ne kadar belirleyici olduğunu gösteriyor. Ford'un sinemaya ve sektöre yaklaşımı da bu sıra dışı tavrını destekler nitelikteydi. Kendisi, mesleğini hiçbir zaman yüce bir sanat olarak görmediğini, aksine sadece para kazanmak ve geçimini sağlamak amacıyla film çektiğini açıkça ifade ediyordu. Bu alçakgönüllü ve pragmatik bakış açısı, onun setlerdeki sert ve zaman zaman kavgalara varan mizacıyla çelişse de, sinema dünyasındaki devasa mirasına gölge düşürmedi.
John Ford'un bu umursamaz tavrı, kariyerinin en parlak dönemlerinde bile değişmedi. Western filmlerinin efsanevi yıldızı John Wayne, yönetmenle olan uzun soluklu dostluğu ve çalışma ilişkisi boyunca Ford'a olan bağlılığını hiç kaybetmedi. Oscar törenlerinin televizyondan ilk kez canlı yayımlandığı 1953 yılında, 'Kibar Adam' filmiyle En İyi Yönetmen Oscar'ını kazanan Ford adına sahneye çıkan Wayne, usta yönetmene olan sevgisini ve saygısını dile getirerek, “Bu heykelciği onun Odin Caddesi’ndeki, 35 yıldır yaşadığı evine bizzat götüreceğim ve şöminenin üzerindeki diğer beş Oscar’ının hemen yanına koyacağım” diyerek salondakileri duygulandırdı. Bu jest, Ford'un kişisel hayatındaki samimiyetin ve Wayne'in ona duyduğu derin minnetin bir göstergesiydi.
Vefatının üzerinden 50 yılı aşkın süre geçmesine rağmen John Ford, yedinci sanatın gelmiş geçmiş en büyük yönetmenlerinden biri olarak anılmaya devam ediyor. Onun sinematografik mirası, günümüzdeki pek çok yönetmene ilham kaynağı olmaya devam ediyor. Steven Spielberg gibi günümüzün en önemli yönetmenlerinden biri bile, yeni bir projeye başlamadan önce mutlaka bir John Ford klasiği izlediğini her fırsatta dile getiriyor. Bu durum, Ford'un sinema dilinin ve anlatım gücünün zamana meydan okuduğunu ve etkisini yitirmediğini kanıtlıyor. 31 Ağustos 1973'te 79 yaşında hayata veda eden Ford, kariyerinin son yıllarında da aktif olmayı sürdürmüş, son yönetmenlik çalışması olan 'Chesty: A Tribute to a Legend' ile ABD Deniz Piyadeleri'nin efsanevi ismi General Lewis B. ‘Chesty’ Puller'a bir saygı duruşunda bulunmuştu. John Ford'un Oscar'lara karşı takındığı bu özgün tavır, onun sinema tarihindeki eşsiz yerini daha da pekiştiriyor.