Kültür

Altın Portakal'da Sinema Şöleni: Türk ve Dünya Sinemasının En Yenilikçi Yapımları Seyirciyle Buluştu

63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, 'Elisa', 'Kadim Mavi', 'Hakikatin Ölümü' gibi iddialı yerli yapımların yanı sıra dünya sinemasından seçkin filmleri ve bu yapımların yaratıcılarını ağırlamaya devam ediyor.

30 Ekim 20263 dk okuma
Altın Portakal'da Sinema Şöleni: Türk ve Dünya Sinemasının En Yenilikçi Yapımları Seyirciyle Buluştu

Türkiye'nin en köklü ve prestijli sinema etkinliklerinden biri olan 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, 2026 yılında da heyecanını zirvede tutmaya devam ediyor. Festival kapsamında gösterilen ve büyük ilgi gören yerli ve yabancı yapımların ekipleri, gösterimlerin ardından düzenlenen söyleşilerde seyircilerle bir araya gelerek filmlerinin perde arkasını, ilham kaynaklarını ve karşılaştıkları zorlukları samimi bir dille paylaştı. Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Aspendos Salonu, bu özel buluşmalara ev sahipliği yaparak sinemaseverlere unutulmaz anlar yaşattı.

Festivalin ulusal yarışma bölümünde dikkat çeken yapımlardan biri olan ve Türkiye'de nadir görülen bilim kurgu türündeki 'Elisa', dünya prömiyerini Antalya'da gerçekleştirdi. Yönetmen Sinan Sertel, filmin klasik bilim kurgu anlatılarından farklılaştığını belirterek, 'Bizim filmimizde başrol yok desek yeridir; herkesin hikâyesine giriyoruz, hatta ölülerin bile hikâyesi var. Bu sadece bilim kurgu değil, bizim topraklarımız üzerinden bilim kurgu anlatma biçimi' diyerek özgün yaklaşımını vurguladı. Filmin oyuncularından Sabahattin Yakut, 30 kilometrekarelik bir mağarada geçen zorlu çekim süreçlerine değinirken, Ekin Türkmen klostrofobisine rağmen maden sahnelerinde yer aldığını ve maden işçilerine duyduğu saygıyı dile getirdi. Usta oyuncu Mehmet Çepiç ise rolüne dair esprili yorumlarıyla dinleyicileri kahkahaya boğdu.

Ulusal kategorinin bir diğer iddialı yapımı 'Kadim Mavi'nin yönetmeni Emir Ziyalar, geleneksel mitolojiler yerine Anadolu arketiplerine odaklandıklarını ifade etti. Ziyalar, 'Benim için filmin anlaşılması gereken tek bir anlamı yok. Bir seyirci 'filmi anlamadım ama çok sevdim' dedi; benim için bu yeterli' sözleriyle filmin çok katmanlı yapısını ve izleyiciye bıraktığı alanı özetledi. Sanat yönetmeni Natali Yeres ise filmdeki her objenin, kişisel travmaların izlerini taşıyan kapalı bir estetik dünya yaratmak amacıyla sıfırdan tasarlandığını belirtti. Hasan Öztoprak'ın romanından uyarlanan ve iki eski dostun yüzleşmesini konu alan 'Hakikatin Ölümü'nün söyleşisi ise dönemsel travmalar ve kolektif hafıza üzerine derin bir tartışmaya dönüştü. Yönetmen Hüseyin Karabey, 'Eğer unutmazsak belki gelecekte yaşayacağımız yeni travmalara bir nebze hazırlıklı oluruz' diyerek filmin toplumsal hafıza açısından önemine dikkat çekti.

'Hakikatin Ölümü'nde 90'lı yılların karanlık atmosferini ustaca yansıtan Mert Fırat, dönemin travmalarını hamasetten uzak bir dille ele aldıklarını vurguladı. Fırat, 'Biz birçok suikastı, Güneydoğu'daki birçok eylemi, büyükşehirlerdeki çatışmaları bizzat yaşadık, gördük. Dolayısıyla bizler bu dönemin içinden geçmiştik ya da bu dönem bizim içimizden geçmişti diyelim. Bir tarafıyla savunman gereken bir karakter. Aslında bence oyunculuk da bir savunma sanatı; ne kadar korkunç olursa olsun onu bir yere konumlandırmak, savunmak zorundasınız' dedi. Karakterin karşısındaki Timuçin'i canlandıran Mehmet Günsür ise hafızanın önemine dikkat çekerek, 'Karanlık önce seni kullanır, sonra da yok eder. Bunun örnekleri sadece Türkiye'de yok, her yerde var. Gerçek duyguları yaşayanlara karşı sorumluluğumuz var ve bunları unutmamak da bu sorumluluğun bir parçası' ifadelerini kullandı. Emekliliği yaklaşmış bir emniyet görevlisini canlandıran Ümit Çırak ise, 'İktidarlar tarihi yazarlar ama o tarihi insanlar yaşar; sanatsa o yaşananların kaydını tutar' değerlendirmesiyle sanatın toplumsal hafızadaki rolünü vurguladı.

Festivalin uluslararası yarışma bölümü de sınırları aşan insan hikayeleriyle dikkat çekti. Gürcü yönetmen George Ovashvili, 'Babalarımdan Biri Ay’dır' filminin hem kişisel baba-oğul bağını hem de ülkesindeki iç savaşı simgelediğini belirterek çocuklarla çalışmanın doğallığı ve zorlukları hakkında bilgi verdi. İran yapımı 'Umut Işığı' filminin yapımcısı Milad Hüsrevî, savaş koşulları nedeniyle çekimlerin Tahran'dan İstanbul'a taşınmak zorunda kaldığını ve tüm iç çekimleri İstanbul'daki İranlıların evlerinde tamamladıklarını anlattı. Sri Lanka'nın Oscar adayı olan 'Riverstone'un yönetmeni Lalith Rathnayake ise ülkesinde yeraltı dünyası ile devlet mekanizmaları arasındaki kirli ilişkileri perdeye taşımanın getirdiği riskleri göze aldığını belirterek, sanatın cesur duruşunu simgeledi. Festival, bu türden pek çok yapımla sinemanın evrensel dilini ve toplumsal hafızadaki yerini bir kez daha gözler önüne serdi.

Haberi beğendin mi?
PaylaşWhatsAppXFacebook
Kültür Masası

Bu içerik, Yudum Kültür Masası editör ekibi tarafından derlenip yayına hazırlanmıştır. Güncel gelişmeler için haber akışını takip edebilirsiniz.

49,7955,5266,44İstanbul15°

Yudum Dünyası

Kaf Dağı'nın eteğinde bir köy var.

Karakterini yarat, meydanda dolaş, buradakilerle yüz yüze tanış. Tarayıcında, ücretsiz.

  • 🧑 Karakterini yarat
  • 🎲 Kahvede bir el at
  • 🏠 Grubunla ev kur
Günün testiAdını sen seçseydin ne olurdu?Adını sana sormadan koydular. Altı soruda kendi seçimini yapıyorsun — anlamıyla birlikte.
Günün burcuAkrepBugün duygusal enerjiniz yüksek ve içsel sezgileriniz sizi yönlendirecek. Aşk hayatınızda sıcak ve…

Günün sorusu

Çanakkale Boğazı hangi iki denizi birbirine bağlar?

Haftanın düellosu

Bu bölümde

Yudum DünyasıKaf Dağı'nın eteğinde bir köy seni bekliyor.Ücretsiz katıl →