Yazılı sohbetAna sohbet odası — üye olmadan da gir Sesli ve görüntülüKonuşarak sohbet et, istersen kameranı aç Canlı yayınlarYayındakileri izle

Dünden kalan yemek daha lezzetli mi? Kör testte dört yemekten biri öne çıktı

Deakin Üniversitesi'nde 65 kişi, kodlanmış kaplardan taze ve bir günlük yemekleri kör olarak tattı. Dört yemekten yalnızca birinde ertesi gün hali tercih edildi; gerisi fark edildi ama daha çok sevilmedi.

Dünden kalan yemek daha lezzetli mi? Kör testte dört yemekten biri öne çıktı
Teknoloji 4 Ekim 2026 8 dk okuma 3 okunma

Avustralya'daki Deakin Üniversitesi'nin duyusal bilim laboratuvarında 65 yetişkin, önlerine konan kodlanmış kaplardan birkaç kaşık tadıp tek bir soruyu yanıtladı: bu iki örnek aynı mı, farklı mı? Kaplardan biri o gün pişmişti, diğeri bir gün önce hazırlanıp buzdolabında bekletilmiş ve yeniden ısıtılmıştı. Hangisinin hangisi olduğunu kimse bilmiyordu.

Çalışmanın başındaki Deakin Üniversitesi'nden duyusal bilimci Keast, araştırmacı olmadan önce aşçılık eğitimi almış biri. İşin çıkış noktasını New Scientist'e şöyle anlattı: "Bir akşam paket köri yersiniz, ertesi sabah artanını kahvaltıda yersiniz ve bir şekilde daha da iyi gelir." Mutfakta hemen herkesin paylaştığı bu his, bugüne kadar kontrollü biçimde ölçülmemişti.

Ekibin 31 Temmuz 2026'da Preprints.org'da paylaştığı çalışma — henüz akran denetiminden geçmemiş bir ön baskı — bu hissi üç ayrı soruya böldü: insan farkı algılıyor mu, algılıyorsa hangisini tercih ediyor, ve not verirken hangisine daha yüksek puan veriyor? Üç sorunun cevabı aynı çıkmadı. İşin asıl ilginç yanı da burada.

Dört yemek, üç ayrı sınav

Ekip 25 aday yemekle başladı. Üniversitenin 30 çalışanı ve öğrencisine "hangisi bir gece bekleyince gerçekten düzelir?" diye sorup, en güçlü inancın toplandığı dördünü ayıkladı: dana kıymalı lazanya, tereyağlı tavuk (butter chicken), dal (Hint mercimek yemeği) ve elmalı crumble. Dördü de aynı tarifle iki kez pişirildi; bir seri taze, bir seri 24 saat önce yapılıp buzdolabında bekletilip ısıtılmış olarak, kör koşullarda yan yana servis edildi.

İlk sınav "aynı mı farklı mı" testiydi ve içine bir tuzak kurulmuştu: katılımcılara bazen gerçekten iki ayrı örnek, bazen de birbirinin kopyası iki örnek verildi. Bu kontrol kritik, çünkü iki kaptan tadan insan olmayan farkı uydurmaya eğilimli. ScienceAlert'in aktardığına göre örnekler birbirinin aynısı olduğunda da katılımcıların yarıdan biraz fazlası "farklı" dedi.

Bu gürültünün üstünde kalan sinyal şöyle: dal en net ayırt edilen yemek oldu, gerçekten farklı iki örnek verildiğinde katılımcıların %83'ü "farklı" dedi. Tereyağlı tavuk ve elmalı crumble da ayırt edilebildi. Lazanya ise, aynı kişinin verdiği birden çok cevap için yapılan düzeltmeden sonra anlamlılık eşiğini geçemedi.

Farkı sezmek, beğenmek demek değil

Çalışmanın en öğretici kısmı bu ayrım. Bir yemeğin değiştiğini fark etmek, o değişimi sevmek anlamına gelmiyor. İkili tercih testinde dört yemekten yalnızca biri — tereyağlı tavuk — bir günlük haliyle anlamlı biçimde tercih edildi; karşılaştırmaların yaklaşık %64'ü bekleyen örneğin lehineydi. Dal ve elmalı crumble'da insanlar tazeyi tercih etmeye de bekleyeni tercih etmeye de aşağı yukarı eşit yakındı.

Karşılaştırmasız beğeni puanlamasında ise hiçbir yemekte taze ile bir günlük arasında fark çıkmadı. Yemekler arasında fark vardı — elmalı crumble genel olarak en yüksek beğeniyi topladı — ama bu, tatlının yemekten daha çok sevildiğini söylemekten öteye gitmiyor.

YemekFark sezildi mi?Bir günlüğü tercih edildi mi?Beğeni puanı
Tereyağlı tavukEvetEvet — karşılaştırmaların ~%64'üTaze ile fark yok
Dal (mercimek yemeği)Evet, en net: %83HayırTaze ile fark yok
Elmalı crumbleEvetHayırDört yemeğin en yükseği
Dana kıymalı lazanyaDüzeltme sonrası anlamlı değilHayırTaze ile fark yok

Tablodaki veriler ön baskının özetinden ve ScienceAlert'in metinden aktardığı oranlardan derlendi. Yazarların kendi ifadesiyle: "Bu bulgular, ertesi gün etkisinin ölçülü, yemeğe özgü ve ölçülen duyusal çıktıya bağlı olduğunu gösteriyor." Daha da net bir uyarı da koyuyorlar: "Ertesi gün etkisi, etli, köri türü ya da tuzlu yemeklerin genel bir özelliği olarak değil, ürüne özgü bir duyusal sonuç olarak anlaşılmalı."

Mutfakta gerçekte ne oluyor

Bu çalışma neyin değiştiğini ölçtü, neden değiştiğini ölçmedi — kimyasal analiz yapılmadı. Mekanizma sorusunun cevabı başka literatürde duruyor ve iki yönlü işliyor.

Lezzet lehine çalışan tarafta aroma dağılımı var. Philadelphia'daki Monell Chemical Senses Center'dan koku araştırmacısı Pamela Dalton'ın, Gulf News'te Mart 2023'te yayımlanan derlemede aktarılan açıklaması şöyle: "Yemeği ertesi gün farklı, bazen de daha iyi tattıran değişimlerin olabileceği gerçekten iki yer var. Biri yemeğin kendi içinde oluyor, diğer büyük kısım ise yemeği tadan kişide oluyor." Dalton'a göre baharatlardaki tat molekülleri zamanla yemekteki yağı bulur ve duyularımız için daha erişilebilir hale gelir; nişastalı yemekler daha fazla glikoz ve sükroz açığa çıkarır; etteki proteinler daha çok parçalanır ve "bu parçalanmanın sonucunda, yemeğin umamisini güçlendirebilecek amino asitler açığa çıkar." Kükürt oranı yüksek sebzelerde ise, Dalton'a göre oksijenle temas acılığı zamanla azaltıyor.

Aynı derlemede Washington'daki Rasika'nın şefi Vikram Sunderam köriyi şöyle anlatıyor: "Aynı gün tattığınızda, iyi pişirmiş olsanız bile damakta hâlâ biraz sert durur. Ama ertesi gün yediğinizde bir şekilde harmanlanıyor, olgunlaşıyor ve o kadar baskın olmuyor." Deakin panelinde tercih edilen tek yemeğin yağ oranı yüksek, baharatı bol bir köri olması bu anlatıyla uyumlu — ama bu bir açıklama değil, yalnızca akla yatkın bir aday.

Dokuda ise ters yönde bir süreç var. Pişmiş nişasta soğurken amiloz ve amilopektin zincirleri yeniden düzene girip kristalleşiyor; gıda biliminde buna retrogradasyon deniyor. Gels dergisinde 2023'te yayımlanan ve Manipal Academy of Higher Education'dan Chakraborty ile ekibinin yürüttüğü ölçümde pişmiş pirinç 4 derecede ve −20 derecede 6-12 saat bekletildi; amiloz zincirlerinin hidrojen bağlı çifte sarmallar halinde yeniden kristalleştiği, dirençli nişasta oranının taze pişmiş örnekteki yaklaşık %10'dan bekletilmiş örneklerde %30-66 aralığına taşındığı görüldü. Mutfaktaki karşılığı basit: bekleyen makarna, pirinç ve lazanya katmanı sertleşir. Lezzet hesabında artı değil, eksi hanesine yazılan bir değişim.

Bir de ısınmış tat kusuru var

Et bazlı yemeklerde bekleyip yeniden ısınmanın bilinen bir bedeli var: gıda biliminde "warmed-over flavor" denen, karton, metalik ya da bayat olarak tarif edilen koku. Kaynağı lipit oksidasyonu, yani etteki çoklu doymamış yağ asitlerinin bozunması.

Food Chemistry: X dergisinde 2024'te yayımlanan ve Çin Tarım Bilimleri Akademisi ile Liège Üniversitesi araştırmacılarının yürüttüğü çalışmada, önceden pişirilmiş haşlama dana eti 4 derecede 6 gün bekletilip 100 derecede 10 dakika ısıtıldı. Yağ oksidasyonunun başlıca göstergesi olan heksanalin koku etki değeri pişmiş örnekte 246 iken ısıtılmış örnekte 1070'e ulaştı; "etli" aromayla ilişkilendirilen metionalin derişimi 0,74 µg/kg'dan 0,42 µg/kg'a indi. Kusur bileşiklerinin istenen et aroması bileşiklerine oranı pişmiş örnekte yaklaşık 450 iken, bekletilmişte 1.530'a, ısıtılmışta 3.660'a tırmandı.

Bu ölçümün 6 günlük bir beklemeye ait olduğunu, bir geceliğe ait olmadığını not etmek gerek. Ama yönü gösteriyor: et bazlı yemeklerde süre uzadıkça kimya lezzetin aleyhine dönüyor. Yemek kitabı yazarı J. Kenji López-Alt da aynı derlemede benzer bir yere işaret ediyor; ona göre çoğu yemekte iyileşme çok küçük, ama "chili ve diğer baharatlı, asitli yemekler büyük istisna: zamanla lezzetleri donuklaşıyor, parlaklığını yitiriyor."

"Ertesi gün daha güzel olur" — Türk mutfağındaki karşılığı

Bu inanç elbette İngilizce konuşulan mutfaklara özgü değil. Türk mutfağında da kuru fasulyenin, türlünün, dolmanın ve etli yemeklerin ertesi gün daha güzel olduğu yaygın biçimde söylenir; "dünden kalma" ifadesi bazı yemekler için neredeyse bir övgü. Ancak bunu olduğu yerde bırakmak gerekiyor: bu bir mutfak geleneği bilgisi, ölçülmüş bir bulgu değil. Deakin çalışmasının test ettiği dört yemek arasında Türk mutfağından hiçbir şey yok ve kuru fasulyeyi kodlanmış kaplarda kör panele sunan bir çalışma bilinmiyor.

Etli kuru fasulye, Türk mutfağında ertesi gün daha güzel olduğu söylenen yemeklerin başında sayılır
Etli kuru fasulye, Türk mutfağında ertesi gün daha güzel olduğu söylenen yemeklerin başında sayılır — E4024, CC BY-SA 4.0 (Wikimedia Commons)

Keast'in bulgusunun söylediği şey zaten tam olarak bu: etki yemeğe özgü. Dolayısıyla bir yemekte ölçülen sonuç başka bir yemeğe aktarılamıyor — ne tereyağlı tavuktan kuru fasulyeye, ne lazanyadan türlüye.

Çalışmanın sınırları

Çalışmanın en güçlü yanı kör koşullarda yürütülmesi: katılımcılar hangi kabın dünden kaldığını bilmiyordu, dolayısıyla "artan yemek" etiketi beklentiyi yönlendirmedi. Ama sınırlar da az değil.

  • Henüz akran denetiminden geçmemiş bir ön baskı. Dergide yayımlanana kadar sayılar ve yorumlar değişebilir.
  • Panel 65 kişi, tarif sayısı dört. Duyusal araştırmada bu küçük bir ölçek; "fark yok" sonuçları gerçekten fark olmadığını değil, bu büyüklükte bir panelin onu yakalayamadığını da gösterebilir.
  • Dört yemek, Avustralya'daki bir üniversite topluluğunun inançlarına göre ayıklandı. Lazanya, köri, dal ve elmalı crumble tek bir damak alışkanlığının repertuvarı; başka mutfaklarda "bekleyince düzelir" denen yemekler bu listede yok.
  • Her yemek tek bir tarifle pişti. Aynı yemeğin başka yağ oranı, başka baharat dozu ya da başka ısıtma yöntemi (fırın, mikrodalga, tencere) farklı sonuç verebilir.
  • Bekleme süresi yalnızca 24 saat ve yalnızca buzdolabı sıcaklığı. Üç günlük bir yemeğin ne olduğu bu veriyle bilinmiyor.
  • Çalışma duyusal sonucu ölçtü, kimyayı ölçmedi. Tereyağlı tavuğun neden tercih edildiği bu veriden okunamıyor.

Gıda güvenliği tarafı ayrı bir konu ve bu çalışmanın kapsamında değil. Genel bilgi olarak: ABD'nin gıda güvenliği denetim kurumu FSIS'in yayımladığı kurala göre artan yemeğin pişmesinden sonra 2 saat içinde buzdolabına girmesi, buzdolabında 3-4 gün tutulması ve yeniden ısıtıldığında iç sıcaklığının 74 dereceye (165 °F) ulaşması esas alınıyor.

Açık kalan soru

Keast'in sonucu halk bilgisini çürütmüyor, daraltıyor: "bekleyen yemek daha güzeldir" bir kural değil, tek tek yemeklerin kendi hikâyesi. Bundan sonrası iki ayrı işe bakıyor. Birincisi, aynı yemeklerin kimyasını ölçüp tereyağlı tavuktaki tercihin kaynağını ayıklamak — yağ fazına geçen baharat bileşenleri mi, proteinden açığa çıkan amino asitler mi, yoksa sosun kıvamındaki değişim mi? İkincisi, listeyi başka mutfaklara ve başka bekleme sürelerine açmak. Şimdilik elimizde olan, 65 kişinin kodlanmış kaplardan verdiği cevaplar ve dört yemek arasından sıyrılan tek bir tabak.

Fotoğraf: Luca Nebuloni, CC BY 2.0, Wikimedia Commons

Haberi beğendin mi?
Paylaş WhatsApp X Facebook
Teknoloji Masası

Bu içerik, Yudum Teknoloji Masası editör ekibi tarafından derlenip yayına hazırlanmıştır. Güncel gelişmeler için haber akışını takip edebilirsiniz.

İlgili haberler

Yudum

1998'den beri, dünyanın her yerinden — sohbet, radyo, oyunlar ve daha fazlası.

Sohbete Katıl Ücretsiz üye ol

Yalnız 18 yaş ve üstü — Yudum üzerindeki canlı sohbet, sesli ve görüntülü görüşmeler yetişkinler içindir. Neden?

1998'den beri sohbetin adresi

Üye olmadan girebileceğin sohbet odaları, sesli ve görüntülü sohbet, kesintisiz canlı radyo, tarayıcıdan oynanan oyunlar ve her gün yenilenen içerik. Kurulum yok, ücret yok — tarayıcını aç ve katıl.