Sümsük kuşunun kanını içen Galápagos ispinozu: tüyünde avcı izi, bağırsağında farklı bakteri

Galápagos'un iki ücra adasında yaşayan vampir ispinozu, sümsük kuşlarının kanını içiyor. Tüylerindeki azot izi ve bağırsak bakterileri, tohum yiyen bir kuşun bu yola nasıl girdiğini anlatıyor.

Sümsük kuşunun kanını içen Galápagos ispinozu: tüyünde avcı izi, bağırsağında farklı bakteri
Yaşam 18 Ekim 2026 7 dk okuma 3 okunma

Ekvador kıyısından yaklaşık bin kilometre açıkta, Galápagos takımadalarının en kuzey ucundaki Wolf Adası'nda bir Nazca sümsük kuşu yuvasının başında bekliyor. Kuyruk tüylerinin dibine serçe boyunda, kara bir kuş konuyor ve sivri gagasını deriye batırıyor. Arkasından bir ikincisi, bir üçüncüsü geliyor. Adaya çıkan araştırmacıların The Conversation'da anlattığına göre bu kuşlar sümsüklerin sırtında, kuyruğunda ve kanatlarında "üşüşerek" deriyi açıyor ve doyana kadar kan içiyor. Ellerine aldıkları kuşların gagaları kırmızıya boyanmış, kursakları kanla dolu çıkmış.

Bu kuş, Darwin ispinozları diye bilinen grubun en tuhaf üyesi: vampir yer ispinozu, bilimsel adıyla Geospiza septentrionalis. Dünyada yalnız iki küçük kayalıkta, Wolf ve Darwin adalarında yaşıyor. Popular Science 18 Ekim'de kuşu yerinde inceleyen zoolog Daniel Baldassarre ile konuştu. Yazı yeni bir çalışmayı duyurmuyor; ekibin yıllardır topladığı gözlemlere ve 2018'de Microbiome dergisinde yayımlanan bağırsak bakterileri çalışmasına dayanıyor. Asıl ilginç olan da o çalışmanın ayrıntıları.

Kanla beslenmek doğada sanıldığından seyrek bir yol. Baldassarre, Popular Science'a "Kan, işlenmesi ve içinden besin çıkarılması bilinen ölçüde zor bir besin; pek az hayvanın kanla beslenmeye evrilmesini kısmen bu açıklıyor olabilir" diyor. Tohum ve böcek yiyen bir ispinozun evrimsel ölçekte kısa bir sürede bu yola girmesi, hem gagasında hem bağırsağında iz bırakmış görünüyor.

Kumsalı olmayan iki kayalık, neredeyse hiç tatlı su yok

Wolf ve Darwin, Galápagos'un bile uzak sayılan köşesi. Araştırmacıların yazdığına göre iki ada da bir mil kareden (yaklaşık 2,6 kilometrekare) küçük ve büyük adalardan yaklaşık 100 mil (160 kilometre kadar) açık denizle ayrılıyor. Tatlı su çok az; kurak mevsimde bazı besinler tamamen ortadan kalkıyor. Wolf'un İngilizcedeki eski adı Wenman Adası; Kuşu 1899'da tanımlayan Rothschild ve Hartert'in kaydında tip yeri olarak da Wenman geçiyor.

Oraya varmak bile ayrı bir iş. Baldassarre, Jaime Chaves ve Albert Uy adaya gittiklerinde karaya çıkacak bir kumsal bulamamış; küçük bir botla yalıyarlara yaklaşıp dalgaların durulduğu anı kollamış, sonra keskin, kara lav kayalarının üzerine atlamışlar. Baldassarre'nin tahmini, tatlı suyun bu kadar kıt olduğu adalarda kanın kuşlar için bir su kaynağı işlevi de görebileceği yönünde.

Hollanda'daki Naturalis Biyoçeşitlilik Merkezi'nde saklanan kara tüylü vampir ispinozu örneği; elle yazılmış etikette Wolf Adası'nın eski adı Wenman geçiyor
Hollanda'daki Naturalis Biyoçeşitlilik Merkezi'nde saklanan kara tüylü vampir ispinozu örneği; elle yazılmış etikette Wolf Adası'nın eski adı Wenman geçiyor — Rothschild and Hartert, 1899, CC0 (Wikimedia Commons)

Temizlikçiden kan emiciye uzanan olası yol

Bilim insanlarının bugünkü açıklaması bir varsayım, doğrudan gözlenmiş bir süreç değil. Gotanda, Baldassarre ve Chaves'in yazısına göre ispinozlar bu adalara son yarım milyon yıl içinde bir ara ulaşmış ve orada kuluçkaya yatan büyük deniz kuşlarıyla, kırmızı ayaklı ve Nazca sümsükleriyle yan yana yaşamaya başlamış. Büyük olasılıkla önce sümsüklerin tüylerindeki ve derisindeki parazitleri yiyorlardı. Bu, iki tarafın da kârlı çıktığı bir ortaklıktı: Sümsük asalaklardan kurtuluyor, ispinoz kurak mevsimde tükenen nektar, tohum ve böceğin yerine yeni bir yiyecek buluyordu.

Zamanla parazit ayıklarken açılan küçük yaralar kana kapı aralamış olmalı. Sonunda kuşlar böceklere gerek duymadan, genç tüylerin dibindeki deriyi delip kana doğrudan ulaşmayı öğrenmiş. Araştırmacılar bu değişimin gagada da izini görüyor: Vampir ispinozlarının gagası, başka adalarda yaşayan ve kanla beslenmeyen akraba topluluklarınkinden belirgin biçimde daha uzun ve sivri. Popular Science'ın benzetmesiyle gaga zamanla bir neşter gibi incelmiş.

Menüde kan var ama tek yemek o değil

Kanın beslenmedeki payını ölçmek kolay değil. Ekip, yayımlanmamış verilerine dayanarak bu payın onda bir civarında olduğunu söylüyor; yani hakem denetiminden geçmiş bir rakam değil, bir ön tahmin. Baldassarre kuşları "oldukça fırsatçı" diye tanımlıyor: "Tohumdan böceğe, kırılmış deniz kuşu yumurtalarına kadar her şeyi yerken gözlemledik." 2018 çalışmasında kurak mevsimde vampir ispinozlarının kanın yanı sıra sümsük yumurtası, kısmen sindirilmiş balık kusmuğu ve dışkıyla beslendiği de not edilmiş. Wolf'ta Galápagos frenk inciri çiçeklerinden nektar içtikleri de görülmüş.

Kuraklık dönemlerinde kana daha çok yöneldikleri fikri yaygın, ama Popular Science'ın da vurguladığı gibi bunun sahada sınanması gerekiyor.

Tüydeki azot: Bir ispinoz, deniz aslanı gibi iz bırakıyor

Bir hayvanın ne yediğini anlamanın dolaylı ama güçlü bir yolu, dokularındaki kararlı izotoplara bakmak. Azotun ağır biçimi (azot-15) besin zincirinde her basamakta biraz daha birikir; bu yüzden bitki yiyenin tüyündeki oran düşük, avcınınki yüksek çıkar. 2018 çalışmasında Ocak 2016'da toplanan tüyler bu yöntemle incelendi.

TürTüyde azot-15 oranı (δ15N, binde)
Orta yer ispinozu (G. fortis)+4,9
Küçük yer ispinozu (G. fuliginosa)+11,7
Vampir yer ispinozu (G. septentrionalis)+14,2 ile +25,1 arası

Tablodaki değerler Michel ve arkadaşlarının Microbiome makalesinden. Yazarlara göre vampir ispinozlarının değerleri öteki kuşlardan çok deniz aslanı ve kutup ayısı gibi deniz avcılarına benziyor. En olası açıklama, kuşların proteininin büyük kısmını balıkla beslenen Nazca sümsüklerinden almaları. Ekip bir başka olasılığı da açıkça tartışıyor: Açlık sırasında vücut kas proteinini yıktığında da azot-15 oranı artabiliyor. Ancak Jaime Chaves'in gözlemine göre yakalanan kuşların göğüs yağı ve ağırlıkları mevsimler arasında tutarlıydı; bu da yüksek değerlerin açlıktan kaynaklanmadığını düşündürüyor.

Bağırsakta başka bir bakteri dünyası

Kanı içmek işin kolay kısmı; onu sindirmek gerekiyor. Michel ve arkadaşlarının, Baldassarre ile Chaves'in de yer aldığı kalabalık bir ekiple yürüttüğü çalışmada dokuz adadan 12 ispinoz türüne ait 114 kuşun dışkısı incelendi. Yöntem, bakterilerin bir tür kimlik kartı işlevi gören 16S rRNA gen bölgesini okumaya dayanıyor. Vampir ispinozundan 31 örnek alındı: 16'sı Wolf'tan, 15'i Darwin'den.

Sonuç belirgin: Vampir ispinozlarının bağırsağında, öteki ispinozlarda ya hiç bulunmayan ya da son derece seyrek görülen bakteriler vardı. Fusobacterium, Cetobacterium, Ureaplasma, Mucispirillum, Campylobacter ve çeşitli Clostridia üyeleri bunların başında geliyor. Clostridia grubunun payı öteki ispinozlarda ortalama yüzde 1,8 iken vampir ispinozunda yüzde 9,2'ye çıkıyordu. Yazarlar bu bakterilerin akbabaların ve timsahların bağırsağında da yaygın olduğunu hatırlatıyor ve bunun etçillerinkine benzeyen beslenmesiyle bağlantılı olabileceğini öne sürüyor.

Bir de eksik olan var. Vampir yarasalarda ve sülüklerde bağırsak ortağı olarak bilinen Aeromonas bakterisi ispinozlarda hiç çıkmadı. Yazarların yorumu, ispinozun kanla beslenmesinin zorunlu değil ara sıra olması. Çalışmanın genel sonucu ise şu: Darwin ispinozlarının bağırsak bakterileri bir milyon yıldan kısa evrimsel sürelerde pek değişmiyor; tek istisna, beslenmenin en uç noktaya kaydığı vampir ispinozu.

Bulgunun sınırları da makalede yazılı. Vampir ispinozu örneklerinin hepsi kurak mevsimde toplandı; adalara yağışlı mevsimde ulaşmak mümkün olmadı. Yani farkın ne kadarının kandan, ne kadarının mevsimden kaynaklandığı tam ayrılamıyor; nitekim ekip, iki mevsimde de örneklenen beş türde belirgin mevsimsel kayma gördü. Clostridia'nın bu kuşların bağırsağında tam olarak ne iş yaptığı da henüz bilinmiyor. Bu bakterilerin kanın sindirimine yardım ettiği bir ihtimal; kanıtlanmış değil.

"Dev sivrisinekler" ve sümsüğün sabrı

Peki sümsükler neden çekip gitmiyor? Baldassarre'ye göre ispinozlar çoğu zaman deriyi delip biraz kan almaya yetecek kadar zarar veriyor, ev sahibini ciddi biçimde yıpratacak kadar değil. Bu, pirelerle, kenelerle, sivrisineklerle memeliler arasındaki ilişkiye benziyor. "Vampir ispinozlarını dev sivrisinekler gibi düşünebilirsiniz" diyor. Ekip ispinozların toplanıp sümsük yavrularını öldürdüğünü de görmüş, ama Baldassarre'ye göre bu "oldukça nadirdi".

Sümsüğün sabrının birkaç nedeni var. Çoğu zaman verilen zarar küçük ve fark edilmeyecek düzeyde. Kuş koloni içindeki yerini, yuvasını ya da yavrusunu korumak için yerinden ayrılmak istemiyor. İspinozlar da kuyruk tüylerinin dibi gibi sümsüğün kolay ulaşamadığı yerleri seçiyor. Yine de araştırmacılar The Conversation'daki yazılarında sümsüklerin bu küçük kan emicilerden kurtulmaya çalıştığını, iş fazla olunca da uçup gittiğini not ediyor.

Sahne, David Attenborough'nun anlatımıyla BBC'nin A Perfect Planet belgesel dizisinde de çekildi. BBC Earth kanalının yayımladığı bölüm şöyle:

Sümsüklere acımadan önce bir ayrıntı: Popular Science'ın hatırlattığına göre Nazca sümsükleri "zorunlu kardeş öldürme" denen bir davranış gösteriyor; önce çıkan yavru genellikle küçük kardeşini öldürüyor. Galápagos'ta hayat, iki taraf için de yumuşak değil.

Bir alt türden kendi adını taşıyan türe

Vampir ispinozu uzun süre sivri gagalı yer ispinozunun (Geospiza difficilis) bir alt türü sayıldı. Genetik çalışmalar bu tabloyu bozdu: 2014'te Evolution dergisinde yayımlanan bir çalışma sivri gagalı yer ispinozlarının bütün yer ve ağaç ispinozlarının tabanında duran ayrı bir dal oluşturduğunu gösterdi; 2015'te Nature'da yayımlanan ve 120 bireyin genomunu okuyan çalışma ise dış görünüşe dayalı sınıflandırmayla genetik akrabalık arasında önemli uyumsuzluklar buldu. Uluslararası Ornitologlar Birliği'nin kuş listesi bugün bu kuşu ayrı bir tür olarak kabul ediyor. Baldassarre'nin Popular Science'a söylediğiyle: "Kanla beslenme yüzünden geliştirdikleri farklılıklar nedeniyle artık kendi türleri olarak tanımlandılar."

Yalnız iki minik adada yaşayan tür, IUCN Kırmızı Listesi'nde "hassas" (VU) kategorisinde yer alıyor.

Açık kalan sorular

Kanın beslenmedeki payı gerçekten kuraklıkla birlikte artıyor mu? Kan bu kuşlar için besin kadar su kaynağı mı? Bağırsaktaki farklı bakteriler kanın sindirimine gerçekten katkı veriyor mu, yoksa sümsüklerle kurulan yakın temasın bir yan ürünü mü? 2018 makalesinin yazarları karşılaştırma için bir aday da gösteriyor: yine Galápagos'ta yaşayan ve makalede kanla beslenen bir tür olarak anılan Hood alaycı kuşu (Mimus macdonaldi). İki ayrı kuş soyu aynı tuhaf çözüme ulaştıysa, bağırsaklarında da benzer bir iz bulunup bulunmayacağı henüz yanıtlanmış değil.

Fotoğraf: Peter Wilton, CC BY 2.0, Wikimedia Commons

Haberi beğendin mi?
Paylaş WhatsApp X Facebook
Yaşam Masası

Bu içerik, Yudum Yaşam Masası editör ekibi tarafından derlenip yayına hazırlanmıştır. Güncel gelişmeler için haber akışını takip edebilirsiniz.

İlgili haberler

Yudum

1998'den beri, dünyanın her yerinden — sohbet, radyo, oyunlar ve daha fazlası.

Sohbete Katıl Ücretsiz üye ol

Yalnız 18 yaş ve üstü — Yudum üzerindeki canlı sohbet, sesli ve görüntülü görüşmeler yetişkinler içindir. Neden?

1998'den beri sohbetin adresi

Üye olmadan girebileceğin sohbet odaları, sesli ve görüntülü sohbet, kesintisiz canlı radyo, tarayıcıdan oynanan oyunlar ve her gün yenilenen içerik. Kurulum yok, ücret yok — tarayıcını aç ve katıl.