Kuşların kaybolan ötüş lehçeleri: şarkıyı geri öğretmenin üç yolu
Sayıları azalan kuş türleri yalnız birey değil, öğrenilmiş ötüş lehçelerini de kaybediyor. Avustralya'da canlı öğretmenler, Arjantin'de robot cihazlar ve yapay zekâ destekli ses çözümlemesiyle kayıp şarkılar geri öğretiliyor.
Avustralya'nın Dubbo kentindeki Taronga Western Plains Hayvanat Bahçesi'nde, kafeste doğmuş genç erkek balkuşları bir yıl boyunca doğru şarkıyı öğrenemedi. Hoparlörden kayıt çaldılar, yanlarına yabanda büyümüş iki erkek koydular, sonuç yok. Araştırmacılar yöntemde küçük ayarlar yapınca bir şey değişti: yavrular, kendi türünün artık yabanda duyulmayan ezgisini söylemeye başladı.
Bu bir eğitim merakı değil, bir kurtarma işlemi. Regent balkuşu (Anthochaera phrygia) yabanda 250 bireyin altına inmiş durumda. Sayı azaldıkça kuşlar birbirini bulamadı; şarkıyı öğretecek yetişkin erkekler ortadan kalkınca genç erkekler ya başka türlerin seslerini kopyaladı ya da basitleşmiş, eksik ezgiler söylemeye başladı. Yani tür yalnız birey kaybetmiyor, öğrenilmiş bir geleneği de kaybediyor.
Ötüş doğuştan gelmez, öğrenilir
Ötücü kuşlarda şarkı, insan konuşmasına şaşırtıcı biçimde benzer bir yoldan ediniliyor: yavru, hayatının belirli bir penceresinde çevresindeki yetişkinleri dinler, duyduğunu belleğine yazar, sonra aylarca kendi kendine "gevelemeyle" o belleğe yaklaşmaya çalışır. Pencere kapandığında repertuar büyük ölçüde sabitlenir. Bu yüzden aynı türün farklı bölgelerdeki toplulukları, insan lehçelerine benzeyen yerel ötüş kalıpları geliştirir — ve bu yüzden zincir bir kuşak boyunca kopunca geri gelmez.
Lehçenin kaybı romantik bir kayıp değil. Dişiler eş seçerken şarkıya bakıyor; "yabancı" ya da eksik söyleyen erkek, tanıdık söyleyene göre dezavantajlı oluyor. Bu da azalan bir toplulukta azalmayı hızlandıran bir döngü kuruyor.
İki erkek öğretmen, yüzde ellilik bir kültür
Avustralya Ulusal Üniversitesi (ANU) ile Taronga Conservation Society Australia'nın yürüttüğü ve Scientific Reports'ta yayımlanan çalışmada, Sidney ve Dubbo'daki iki hayvanat bahçesinde hedefli bir "şarkı öğretimi" denendi. Kaynak malzeme ikiydi: arşiv kayıtları ve yabanda büyümüş yalnızca iki erkek birey. Bugün kafeste yetişen erkeklerin yüzde ellisinden fazlası, tarihsel yaban şarkısına yakın bir ezgi söylüyor. Daha önemlisi, bu erkekler kendilerinden sonraki kuşağa öğretmenlik yapabiliyor.
Çalışmayı yürüten Dr. Daniel Appleby'nin ANU duyurusundaki ifadesiyle, kuş ötüşünün işlevine dair bildiğimiz her şey, "bütünlüklü bir lehçeye sahip olmanın yeniden yerleştirme programının başarısı ve türün hayatta kalması için kritik olacağını" gösteriyor. Ekipten Dr. Ross Crates ise sonucun bir yıllık başarısız denemelerin ardından, yöntemdeki küçük değişikliklerle geldiğini anlatıyor.
Durumun tuhaf tarafı şu: artık o geleneksel şarkının bilinen tek kaynağı hayvanat bahçesi topluluğu. Yabana salınan kültürel olarak "onarılmış" erkeklerin, ezgiyi doğadaki bireylere geri taşıması umuluyor.
1960'ların bir şarkısı, el yazısı notalardan geri getirildi
Arjantin'de daha da uç bir deneme yapıldı. Buenos Aires ilindeki Pereyra Iraola Parkı'nda yaşayan kızıl yakalı serçelerin (Zonotrichia capensis, yerel adıyla chingolo) 1960'larda yaygın olan bir ezgisi, zamanla ortadan kalkmıştı. Ezginin kaydı yoktu; elde yalnız zoolog Fernando Nottebohm'un o yıllarda sahada tuttuğu, frekans iniş çıkışlarını işaretleyen el yazısı notaları vardı. Nottebohm sonradan spektrograf imkânına kavuştuğunda kendi el yazısı dökümlerini elektronik kayıtlarla karşılaştırıp doğrulamıştı — yani notalar güvenilir bir kaynaktı.

CONICET ve Buenos Aires Üniversitesi'ndeki Dinamik Sistemler Laboratuvarı'ndan Roberto Bistel, Ana Amador ve Gabriel Mindlin, kuşun ses organını — soluk borusu ve syrinx, yani kuşlardaki ses üretecini — matematiksel olarak modelleyip bu denklemleri çözerek ezginin sentetik bir sürümünü ürettiler. Sonra parka, kayıt alabilen ve kablosuz veri gönderebilen "robot öğretmen" cihazlar yerleştirdiler; cihazlar yavruların öğrenmeye açık olduğu mevsimde kaybolmuş ezgiyi çaldı.
2020-2023 arasında yürütülen çalışmada genç bir kuş cihaza yaklaştı, ezgiyi tek başına çalıştı ve ertesi mevsim diğer yavrulara aktardı. Çalışma, Physica D: Nonlinear Phenomena dergisinde "Conservation of avian vocal heritage through synthetic song reintroduction" başlığıyla yayımlandı. Mindlin'in UBA bülteninde söylediği gibi, biyoçeşitliliği korumayı hep bir genetik meselesi sanıyoruz, oysa aynı zamanda kültürel bir mesele.
Yapay zekânın asıl işi: dinlemek
Bu işin görünmeyen ayağı veri. Bir araştırmacının haftalarca sürecek saha kaydını kulakla taraması mümkün değil; tür tanıma, birey tanıma ve kuşaklar boyu değişimi izleme bugün büyük ölçüde makine öğrenmesiyle yapılıyor. Stockholm Üniversitesi'nden Doç. Dr. David Wheatcroft, Tovetorp Araştırma İstasyonu'nda alaca sinekkapanın (Ficedula hypoleuca) topluluklar arası lehçelerini bu yolla çalışıyor; kendi deyimiyle muazzam hacimde ses kaydedilebiliyor ama tek bir kişinin bunların tamamını çözümlemesi imkânsız.
Wheatcroft'un grubunun bulgularına göre lehçe farkı eş tercihinde iki yönlü işliyor: ölçülü bir farklılık çekici bulunurken aşırı farklılık çekiciliği düşürüyor. Her yıl Batı Afrika ile İsveç arasında yaklaşık üç haftalık bir yol alan tür, son on yılda kabaca yüzde yirmi azaldı ve İsveç'te kırmızı listede. Ekibin sıradaki işi, onlarca yıla yayılan arşiv kayıtlarını çözümleyip şarkının hangi bileşenlerinin zamanla değiştiğini ayırmak.
Üç farklı yaklaşım
| Tür | Yöntem | Sonuç |
|---|---|---|
| Regent balkuşu (Avustralya) | Arşiv kaydı + yabanda büyümüş iki canlı öğretmen | Kafeste yetişen erkeklerin yarısından fazlası tarihsel ezgiye yakın söylüyor |
| Kızıl yakalı serçe (Arjantin) | Ses organı modelinden üretilen sentetik ezgi, sahadaki robot cihazlar | Bir yavru öğrendi, ertesi mevsim diğerlerine aktardı |
| Zebra ispinozu (laboratuvar) | Hareketli robot öğretmene karşı sabit robot | İki grup arasında anlamlı fark bulunmadı |
Robot öğretmen her zaman çalışmıyor
Yöntemin sınırını en açık gösteren çalışma bir laboratuvar denemesi. Sébastien Derégnaucourt'un Behaviour dergisinde yayımladığı araştırmada, zebra ispinozu (Taeniopygia castanotis) yavruları dokuz kardeş çift hâlinde ayrıldı: her çiftin biri hareket eden bir robot öğretmene, diğeri aynı şarkıyı çalan ama hareketsiz bir robota maruz bırakıldı. Taklit başarısında iki grup arasında anlamlı fark çıkmadı. Dahası, robotun yanında geçirilen süre ile şarkı benzerliği arasında ters bir ilişki görüldü.
Derégnaucourt'un yorumu, alanın şu andaki en dürüst özeti: yavrunun ilgisini çekmek tek başına öğrenmeyi açıklamıyor. Yapay bir öğreticinin işe yaraması için biyolojik gerçekçilik, farklı duyuların birlikte uyarılması ve karşılıklı bir toplumsal etkileşim gerekiyor gibi görünüyor. Yani hoparlör çalmak yetmiyor; öğrenme bir ilişki içinde oluyor.
Türkiye'den bir benzerlik: kaybolan göç geleneği
Öğrenilmiş bir geleneğin kopması yalnız ötüşe özgü değil. Kelaynağın (Geronticus eremita) Birecik kolonisi, Türkiye'nin bu türle kurduğu uzun ilişkinin merkezi; ancak türün Avrupa'daki topluluklarında göç rotası bilgisi kuşaklar arası aktarım kesilince kayboldu. Johannes Fritz'in yürüttüğü Waldrappteam projesi 2000'lerin başından beri, insan bakıcılara alışmış genç kelaynaklara ultralight uçakla eşlik ederek kışlama alanına giden rotayı öğretiyor. Şarkı yerine harita öğretiliyor ama sorun aynı: bilgi genlerde değil, öğretmende duruyor.
Açık soru
Elde birkaç başarılı vaka var, genel bir reçete yok. Regent balkuşunda asıl sınav, kültürel olarak onarılmış erkeklerin yabanda gerçekten eş bulup bulamayacağı ve ezgiyi aktarıp aktaramayacağı — bu henüz ölçülmüş değil. Arjantin deneyi tek bir bireyin öğrenmesiyle başladı ve yayılımın kaç mevsim süreceği belirsiz. Laboratuvar tarafında ise robot öğretmenin hangi koşullarda işe yaradığı hâlâ tartışmalı.
Daha temel bir soru da duruyor: korumacılığın hedefi nedir? Türü sayısal olarak ayakta tutmak mı, yoksa o türün ürettiği davranış repertuarını da korumak mı? Arjantin ekibinin sorduğu soru tam burada duruyor — eğer bir ezgi insan eliyle geri getirilebiliyorsa, onu kaybetmeye izin vermenin bir mazereti kalıyor mu?
Fotoğraf: Nathan Ruser, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons