Oscar Wilde'ın 1895'te iptal edilen okuyucu kartı 130 yıl sonra neden geri verildi
British Museum Okuma Salonu, 1895'te hapse giren Oscar Wilde'ın kartını iptal etmişti. British Library kartı 130 yıl sonra torununa verdi: arşivdeki karar, hücredeki kitaplar ve jestin sınırları.
16 Ekim 2025 akşamı Londra'daki British Library'de küçük bir tören yapıldı. Kütüphanenin yönetim kurulu başkanı Dame Carol Black, 80 yaşına yaklaşan Merlin Holland'a üzerinde dedesinin fotoğrafı bulunan bir okuyucu kartı uzattı. Kartın sahibi Oscar Wilde'dı. O gün yazarın 171. doğum günüydü ve aynı kart tam 130 yıl önce elinden alınmıştı. Bugün, Wilde'ın 172. doğum gününde tören bir yılı geride bırakırken Mental Floss da konuyu "kartın tuhaf ikinci hayatı" diye yeniden gündeme taşıdı.
Bir kütüphane kartı kulağa önemsiz bir belge gibi gelir. Ama hayatını kelimelerle kurmuş biri için kitaplara erişimin kesilmesi, uğradığı dışlanmanın en sessiz halkasıydı. Kartın hikâyesi, köklü bir kurumun kendi arşivinde bulduğu eski bir kararla nasıl yüzleştiğini de gösteriyor.
Arşivdeki tek satırlık karar
Wilde'ın okur olduğu yer, bugünkü British Library'nin öncülü olan British Museum Okuma Salonu'ydu. Kütüphane 1973'te müzeden ayrılıp bağımsız bir kurum oldu, 1997'de de St Pancras'taki bugünkü binasına taşındı. Kütüphanenin Haziran 2025'teki duyurusuna göre, müze mütevellilerinin 1889-1896 dönemini kapsayan kurul kayıtlarında kısa bir not duruyor: Wilde, 15 Haziran 1895'te okuma salonundan resmen çıkarılmış. Fransız edebiyat sitesi ActuaLitté'nin aktardığı kayıt metninde, Wilde'ın salona 1879'da okur olarak kabul edildiği de belirtiliyor.

O tarihte Wilde, erkekler arasındaki ilişkiyi "ağır ahlaksızlık" adıyla suç sayan 1885 tarihli yasa uyarınca iki yıl ağır çalışma cezasına çarptırılmış ve hapse girmişti. NPR muhabiri Lauren Frayer'ın aktardığına göre karar Wilde'a özel de değildi: okuma salonunun kuralı, hangi suçtan olursa olsun hüküm giyen herkesin kartını iptal etmekti.
Merlin Holland, kütüphanenin duyurusunda dedesinin bu kararı büyük olasılıkla hiç öğrenmediğini söylüyor: "Oscar, British Museum Okuma Salonu'na giriş kartı iptal edildiğinde Pentonville hapishanesinde üç haftadır kalıyordu, yani bundan haberi olmadı; bu belki de iyiydi. Yasa onu gündelik hayattan men ederken dünyanın büyük kütüphanelerinden birinin de kitaplardan men ettiğini hissetmek, sanırım sefaletine sefalet katardı."
Hücrede haftada bir kitap
Kartın kaybı, Wilde'ın hapisteki okuma hayatıyla yan yana konunca daha çok şey anlatıyor. Onu Pentonville'de ziyaret eden, önceden tanıdığı reformcu liberal milletvekili Richard Haldane, okuyabileceği kitaplar için araya girdi. Open University'nin yürüttüğü Okuma Deneyimi Veritabanı (UK RED), Thomas Wright'ın Wilde'ın kitaplarını inceleyen Oscar's Books adlı çalışmasına dayanarak bu listeyi kaydediyor. Haziran-Kasım 1895 arasında Pentonville ve Wandsworth hapishanelerinde Wilde'ın okuduğu kitaplardan bazıları şunlar:
- Aziz Augustinus'un İtiraflar ve Tanrı'nın Şehri adlı eserleri
- Pascal'ın Düşünceler'i ve Taşralı Mektupları
- Walter Pater'in Rönesans incelemeleri
- Theodor Mommsen'in beş ciltlik Roma tarihi
- Kardinal Newman'ın Apologia Pro Vita Sua dahil birkaç eseri
Veritabanındaki kayda göre kitapları Haldane satın alıp hapishaneye göndermiş, Wilde da bunları haftada bir kitap düzeniyle alabilmiş. Yani bir yanda kapısı kapanan dünyanın en büyük okuma salonlarından biri, öbür yanda hücreye tek tek giren ciltler vardı.
Yasaklayan kurum, mektubun bekçisi oldu
Hikâyenin ironik bir yanı da var. Wilde, 1897'nin ilk aylarında Reading Gaol'da Lord Alfred Douglas'a hitaben uzun bir mektup yazdı. Sonradan De Profundis adıyla tanınan bu metnin el yazması, yazarın yakın dostu Robert Ross tarafından British Museum'a bağışlandı; şart, 1960'a kadar kamuya açılmamasıydı. Wilde'ı okuma salonundan çıkaran kurum, böylece onun en içten metninin bekçisi oldu. British Library bugün bu mektubun yanında Önemli Olan Ciddi Olmak, İdeal Bir Koca, Önemsiz Bir Kadın ve Lady Windermere'in Yelpazesi oyunlarının el yazması taslaklarını da saklıyor.
Bir jestin sınırları
Yeni kartın pratik bir değeri yok. Holland, NPR'a, üzerinde dedesinin fotoğrafı olduğu için kartı kendisinin kullanamayacağını gülerek anlattı: "Saçımı ortadan ayırıp uzatmazsam ve kadife dizaltı pantolonlar giymeye başlamazsam beni içeri almazlar." Kartı dedesinin hatırası olarak saklayacağını söylüyor. Kütüphane de adımı açıkça "sembolik" diye tanımlıyor. Dame Carol Black'e göre amaç, Wilde'ın hatırasını onurlandırmak ve hüküm giymesinin ona yaşattığı "adaletsizlikleri ve büyük acıları" kabul etmek.
Böyle anma törenleri, Wilde etrafındaki her hikâyenin sağlam olmadığını da hatırlatıyor. NPR'ın aynı haberi, "Kendin ol, diğer herkes zaten alınmış" sözünü Wilde'a atfederek açılıyordu. Birkaç gün sonra eklenen düzeltmede, Oscar Wilde Derneği'nin bu sözün ona ait olmadığını bildirdiği yazıldı. Wilde'ın son sözlerinin Paris'teki otel odasının duvar kâğıdıyla ilgili bir espri olduğu anlatısını da NPR yalnızca bir "rivayet" olarak aktarıyor.
Arşivin söylemedikleri
Kartın iadesi, Holland'ın aynı gün çıkan After Oscar kitabıyla da buluştu; kitap Wilde'ın ölümünden sonraki inişini ve yeniden itibar kazanmasını inceliyor. Geriye ise yanıtsız bir soru kalıyor: Wilde 1879 ile 1895 arasında o salonda neler okudu? Kamuoyuna aktarılan mütevelli kayıtları onun ne zaman kabul edilip ne zaman çıkarıldığını söylüyor, ama masasına hangi kitapların geldiğini söylemiyor. 130 yıl sonra geri verilen kartın asıl ilginç yanı belki de bu: arşivde bir karar bulundu, okurun kendisi ise hâlâ büyük ölçüde iz bırakmamış görünüyor.
Fotoğraf: Napoleon Sarony, Public domain, Wikimedia Commons