Yudum.NET Sohbete Katıl
ya da
Google ile giriş
Misafir olarak gir

Dokuz Dağcı, Yarılmış Bir Çadır: Dyatlov Geçidi'nde Ne Oldu?

1959'da Ural Dağları'nda dokuz deneyimli dağcı, çadırlarını içeriden keserek eksi otuz derecede yarı çıplak kaçtı ve öldü. Altmış yıl sonra yapılan hesaplamalar akla yatkın bir açıklama getirdi.

Dokuz Dağcı, Yarılmış Bir Çadır: Dyatlov Geçidi'nde Ne Oldu?

23 Ocak 1959'da, Ural Politeknik Enstitüsü'nden on kişilik bir grup kuzey Urallar'a kış yürüyüşüne çıktı. Hepsi deneyimliydi; grubun lideri, adı sonradan olay yerine verilecek olan Igor Dyatlov'du. Bir kişi rahatsızlanıp yolun başında geri döndü — hayatta kalmasının nedeni bu oldu. Kalan dokuz kişi 1 Şubat gecesi, kar örtüsüyle kaplı bir yamaçta çadır kurdu.

Bulunan sahne

Dönüş tarihinde haber alınamayınca arama başlatıldı. 26 Şubat'ta çadır bulundu: yarısı karla örtülmüş, içeriden kesilmiş hâlde. Kesikler bıçakla, içeriden dışarı doğru atılmıştı.

Çadırın içinde neredeyse her şey duruyordu: botlar, montlar, yiyecek, fener, günlükler. Dışarıda karda ayak izleri vardı; izler yamaç boyunca yürüyerek aşağı iniyordu — dağılmış, panik hâlinde koşan bir grubun değil, birlikte hareket eden insanların izleri. İzlerin bir kısmı çıplak ayak ya da yalnız çorapla atılmıştı. O gece hava sıcaklığı eksi otuz derece civarındaydı.

Cesetler

İlk iki kişi, yaklaşık bir buçuk kilometre aşağıda, ağaç sınırındaki bir sedir ağacının yanında bulundu; yanlarında sönmüş bir ateş vardı, üzerlerinde yalnız iç çamaşırı vardı ve ellerinde ağaca tırmanmaya çalışmaktan kaynaklı yaralar bulunuyordu. Üç kişi çadıra dönüş yönünde, farklı mesafelerde donmuş hâlde bulundu — biri elinde bir dal parçası, biri elleri yüzüne kapalı.

Son dört kişi ancak mayısta, kar erirken bir dere yatağındaki karla dolu çukurda bulundu. Bunlarda durum farklıydı: birinde kafatası kırığı, ikisinde çoklu kaburga kırıkları ve ciddi iç kanama vardı. Bu yaralanmaların şiddeti, adli tabibin ifadesiyle bir araba çarpmasına benzetildi. Buna karşılık deride buna denk bir darbe izi yoktu. Bir kişide gözler ve dil eksikti; bu bedenler haftalarca akan suyun içinde kalmıştı.

Bazı giysilerde normalin üzerinde radyoaktivite ölçüldü. Grubun içinde nükleer tesis ortamında çalışmış kişiler bulunduğu için bu bulgu tek başına belirleyici sayılmadı.

Neden bunca teori üretildi?

Dönemin soruşturması, ölüm nedenini "grubun karşı koyamayacağı bilinmeyen bir doğa gücü" ifadesiyle kapattı ve dosya uzun süre erişime açılmadı. Bilgi boşluğu doldu taştı: askerî füze denemesi, gizli silah, yerli halkla çatışma, kaçak avcılar, hatta doğaüstü açıklamalar. Eksik dokular ve radyasyon ölçümü bu anlatıları besledi.

Daha sıradan açıklamalar da vardı: açık havada ve suda uzun süre kalan bedenlerde yumuşak dokuların kaybı bilinen bir durumdur; radyasyon izi ise kıyafetlerin geçmişiyle açıklanabiliyordu.

Levha çığı açıklaması

2019'da soruşturma yeniden açıldı ve 2020'de resmî sonuç çığ olarak duyuruldu. Ardından yapılan bir mühendislik modellemesi bu senaryoyu sayısal olarak destekledi.

Anlatılan mekanizma şöyle: grup, rüzgârdan korunmak için yamaçta kar tabakasını kazıp çadırı çukura kurmuştu. Bu kazı, üstteki sert kar levhasının alt desteğini zayıflattı. Gece boyunca esen katabatik rüzgâr üste kar taşıdı ve yük arttı. Saatler sonra levha kaydı — büyük bir çığ değil, birkaç metrelik sert bir blok. Dar bir alanda, yatar hâldeki insanların üzerine gelen böyle bir blok, ciltte belirgin iz bırakmadan kaburga ve kafatası kırıkları oluşturabilir.

Devamı acı biçimde tutarlı: panikleyen grup çadırı içeriden keserek çıkar, yaralıları alıp ağaç sınırına iner (rüzgârdan korunmak için doğru karar), ateş yakmayı dener, geri dönmek isteyenler yolda donar, dere yatağına sığınanlar ise kar altında kalır.

Kesin mi?

Hayır. Modelleme akla yatkın bir mekanizma gösteriyor, ama o gece orada olan yok. Çığ izlerinin arama ekibince görülmemiş olması, yamacın eğiminin klasik çığ eşiğinin altında kalması gibi itirazlar sürüyor. Yine de olayın "açıklanamaz" damgası büyük ölçüde kapalı dosyadan ve eksik bilgiden besleniyordu; belgeler açıldıkça gizem küçüldü.

Geriye kalan, sıra dışı bir gizemden çok tanıdık bir dağ kazası: yanlış yere kurulmuş bir çadır, kötü bir gece ve soğuğun affetmemesi. Bugün olay yerine yakın geçide grubun adı verilmiş durumda ve anıtta dokuz isim yazılı.

Bu bilgi işine yaradı mı?
Paylaş

Benzer içerikler