Ağır erken başlangıçlı preeklampsinin olası tetikleyicisi bulundu: kandaki hücre dışı keseciklerin fazlalığı
Wright State araştırmacıları, ağır erken preeklampside kandaki hücre dışı vezikül fazlalığının damar işlevini bozduğunu gösterdi. Tedavi henüz yok.

Ağır erken başlangıçlı preeklampsi, hekimleri iki bin yıldan uzun süredir zorlayan bir hastalık. Gebeliğin yirminci haftasında bile ortaya çıkabiliyor, tansiyonu hızla yükseltiyor ve hem anneyi hem bebeği tehlikeye sokuyor. ABD'deki Wright State Üniversitesi'nden gebelik araştırmacısı Thomas L. Brown'ın ekibi, bu tablonun arkasındaki mekanizmaya dair önemli bir ipucu yakaladı. Ekip ayrıca ilaca başvurmadan uygulanabilecek bir yaklaşımın da izini sürüyor.
Araştırmada ne bulundu?
Araştırmacılar, ağır erken başlangıçlı preeklampsisi olan kadınların kanında, sağlıklı gebelere kıyasla çok daha fazla dolaşan hücre dışı vezikül bulunduğunu saptadı. Hücrelerin salgıladığı bu minik parçacıklar, damar iç yüzeyindeki hücrelerin işleyişini etkiliyor gibi görünüyor. Daha da çarpıcı olanı, parçacık miktarı laboratuvar ortamında normal düzeye indirildiğinde preeklampsiyle ilişkilendirilen damar işlev bozukluğunun ortadan kalkmasıydı.
Brown, bulguyu heyecan verici bulduğunu söylüyor. Ona göre ağır preeklampsili bir hastada dolaşan vezikül sayısı azaltılabilirse endotel işlev bozukluğu önlenebilir, damar oluşumu sağlıklı seyredebilir ve tansiyonun düşürülmesi mümkün olabilir. Çalışma, Hypertension dergisinde yayımlandı ve derginin Eylül sayısının kapağına seçildi. Çalışma, ekibin bir önceki yıl yayımladığı ve preeklampsili kadınların kanında, özellikle ağır erken formda, vezikül düzeylerinin belirgin biçimde yüksek olduğunu gösteren araştırmanın devamı niteliğinde.
Deney nasıl kuruldu?
Ekip, sağlıklı gebelerden ve ağır erken preeklampsili kadınlardan hücre dışı veziküller ayırdı. Bunları, damarları kaplayan ve yeni damar oluşumundan sorumlu endotel hücrelerine ayrı ayrı uyguladı. Sağlıklı gebelerin vezikülleri hücrelerin normal biçimde damar oluşturmasına izin verirken, preeklampsili hastalardan alınanlar bunu sağlayamadı.
Asıl sürpriz, sorunun parçacıkların taşıdığı içerikten çok kandaki sayılarından kaynaklanıyor görünmesiydi. Sağlıklı gebelerdeki vezikül miktarı ağır preeklampsideki düzeye çıkarılınca, hücrelerde aynı damar sorunu ortaya çıktı. Ağır preeklampsili kadınlardan alınan vezikül miktarı sağlıklı gebelik düzeyine indirildiğinde ise damar işlevi yeniden normale döndü. Laboratuvarda işlevin geri gelmesi için vezikül düzeyinin on kat azaltılması gerekti.
Neden önemli?
Preeklampsi, dünya genelinde anne ve bebek hastalıklarının ve ölümlerinin önde gelen nedenlerinden biri. Plasentada başlayan süreç, annenin tansiyonunda ani ve yaşamı tehdit eden yükselmelere yol açabiliyor. Bugün bilinen kesin çözüm, plasentanın ve bebeğin doğumuyla gebeliğin sonlandırılması. Bu da erken başlayan vakalarda bebeğin henüz hazır olmadığı bir dönemde doğum anlamına gelebiliyor. Bu nedenle hastalığın biyolojisini anlamak, yalnızca belirtileri izlemekten daha fazlasını vaat ediyor.
Gebelikte kullanılabilecek ilaçlar da sınırlı, çünkü bebeğe zarar riski her zaman gündemde. Hücre dışı veziküller genel olarak hücrelerin birbirleriyle iletişim kurmasında rol oynayan parçacıklar olarak biliniyor. Bu çalışma, bu iletişim sisteminin gebelikte dengeden çıkmasının damar sağlığını etkileyebileceğini düşündürüyor. Yine de laboratuvar hücreleri üzerindeki sonuçların hastalarda aynen geçerli olacağı henüz kanıtlanmış değil.
Tedavi için sırada ne var?
Araştırmacılar bu çalışmanın bir tedavi ortaya koymadığını açıkça belirtiyor. Ancak damar işlev bozukluğunu neyin sürüklediğine dair daha net bir tablo sunuyor ve ilaç dışı çözümler tasarlanırken incelenecek somut bir hedef gösteriyor. Brown'ın ekibi, hastanın kanındaki fazla vezikülleri uzaklaştırmaya yönelik erken aşamadaki bir yöntem üzerinde çalışıyor.
Amaç, ağır erken preeklampsiyle seyreden gebelikleri güvenli biçimde otuz dördüncü haftanın ötesine taşımak. Bu eşik, anne ve bebek için sonuçların belirgin biçimde iyileştiği nokta olarak tanımlanıyor. Brown'ın laboratuvarı preeklampsiyi geniş çerçevede değil, yirminci haftadan itibaren gelişebilen ağır erken formu üzerinden inceliyor, çünkü anneleri ve bebekleri en büyük riske sokan grup bu. Bu odaklı yaklaşım, klinisyenlerle yakın bir iş birliğine dayanıyor. Yöntemin güvenli ve etkili olup olmadığı ise ancak ilerleyen aşamalarda yapılacak çalışmalarla anlaşılabilecek.
Kaynak: Yudum — https://www.yudum.net/haber/agir-erken-baslangicli-preeklampsinin-olasi-tetikleyicisi-bulundu-kandaki-hucre-disi-keseciklerin-fazlaligi.html — Yazdırma tarihi:

















