Dalgıç kıyafetiyle kürsüye çıkan Dalí miğferin içinde ne anlatıyordu?
1 Temmuz 1936'da Londra'da dalgıç kıyafetiyle konuşan Dalí'nin havasız kalışı meşhur. Ama 2016'da bir arşivde bulunan çeviri, miğferin içinde aslında ne anlattığını gösterdi.
1 Temmuz 1936 akşamı Londra'nın Mayfair semtindeki New Burlington Galleries'te, boğucu bir yaz sıcağında yaklaşık 300 kişi bir konferans için toplanmıştı. Kürsüye çıkan adam bakır miğferli, kurşun tabanlı çizmeli tam teçhizat bir dalgıç kıyafeti giyiyordu. Bir elinde bilardo ıstakası, diğerinde iki İrlanda kurt tazısının tasması vardı. Miğferin tepesine bir şarap kadehi ile eğik bir kaşık tutturulmuş, iki yanına küt boynuzlar eklenmişti. Salvador Dalí, sürrealizmin Britanya'daki ilk büyük sergisinde konuşmaya geldiğinde böyle görünüyordu.
Bu sahne bugün daha çok bir fıkra olarak anlatılır: Dalí kıyafetin içinde havasız kalmış, seyirci onun çırpınışını gösterinin parçası sanıp gülmüş, sonra miğfer zorla açılmıştı. Ama fıkranın gölgede bıraktığı bir soru var: adam o miğferin içinden tam olarak ne anlatıyordu? Bu sorunun cevabı seksen yıl boyunca bilinmedi. Günlük gazetelerin birbirini tutmayan notları dışında konferansın metni kayıptı.
-
Yemek tarifleri
Malzeme listesi, adım adım yapılış, süre ve porsiyon bilgisiyle. Çorbadan tatlıya kategoriye göre gez ya da aradığını doğrudan ara.
Tariflere bak → -
Nasıl yapılır rehberleri
Telefon ayarlarından resmî işlemlere, hesap güvenliğinden günlük hayattaki küçük sorunlara: numaralı adımlar ve tahmini süreyle anlatılmış rehberler.
Rehberleri gör → -
Program arşivi
Tarayıcılar, güvenlik araçları, ofis ve medya yazılımları. Her kayıtta ne işe yaradığı, sürümü ve indirme bağlantısı.
Programlara göz at → -
Sesli ve görüntülü sohbet
Odalarda grup görüntülü sohbet, birebir sesli arama ve canlı yayın. Tarayıcıdan çalışır — eklenti, uygulama ya da kurulum gerekmez.
Odalara gir →
2016 sonunda, İngiltere'deki West Dean College'da bulunan Edward James Arşivi'nde kataloğa geçmemiş birkaç sayfa kağıt çıktı. Bir kısmı dikteyle yazılmış temiz metin, bir kısmı başka bir elden çıkma renkli kalem karalamalarıydı. Sanat tarihçisi David Stent'in Avant-garde Studies dergisinde (Dalí Müzesi yayını, 2018) anlattığına göre bu sayfalar, konferansın İngilizce çevirisiydi — yani o akşam miğferin içinde söylenen sözlerin bir kısmı.
Dalgıç kıyafeti fikri Dalí'nin değildi
Olayın en sık atlanan ayrıntısı bu. Kıyafeti giyme fikri, Dalí'nin o sırada evinde kaldığı İngiliz şair ve koleksiyoner Edward James'ten çıkmıştı. Sergiyi düzenleyenlerden şair David Gascoyne, yıllar sonra İngiliz Kütüphanesi için yapılan bir sözlü tarih görüşmesinde bunu açıkça söyler: "Dalí konferansını dalgıç kıyafetiyle verdiğinde, bu Edward James'in fikriydi."
Takımı da bestekar Lord Berners büyük bir mağazadan kiralamıştı. Evening Standard, ertesi günü bu ayrıntıyı dönemin en iyi şakasına çevirdi: kıyafetin bir konferans için gerektiği söylenince tezgahtar, konuşmacının "hiçbir surette otuz metrenin altına inmemesi" gerektiğini belirtmişti. Tazılar da James'indi. Yani efsanevi "Dalí gibi" görünen bu sahnenin büyük bölümü, etrafındaki İngiliz dostlarının kurgusuydu.
Kimse nefes alamadığını anlamadı
Konferans daha ilk andan aksadı. James, miğferin camından Fransızca seslenip Dalí'ye konuşmayı gerçekten yapmak isteyip istemediğini sordu; içeriden gelen boğuk cevap "evet" gibiydi. Yeni bulunan metne göre James, tam bir çeviri hazırlayamadığı için seyirciden özür diledi — konuşmanın metnini ancak bir önceki gece almıştı — ve sözü Lewis Carroll'ın "Jabberwocky" şiirinden anlamsız bir parçayla bağladı. Akşamın tonu böylece kuruldu.
James on beş dakikada bir özet çeviri yapıyordu, ama miğferin yankısını hesaba katmamıştı. Mikrofonu camın önünde tutmak zaten zahmetliydi; küresel başlığın içinden gelen ses hoparlörlerde iyice bozuldu. Daily Mail'in "hayran bir sessizlik" diye tarif ettiği salon, kıyafetin neden giyildiğinin hiç açıklanmadığını fark etti ve bunun konuşma için "şart olmadığı" sonucuna vardı. Seyircinin bilmediği şey, Dalí'nin içeride ısındığı ve nefes alamadığıydı.
Önce biraz rahatlamak istediğini, sonra açıkça çıkarılmayı talep ettiğini anlatır gazeteler. Durumu kavrayan James ve Berners sahneye fırladı. Bir güreş müsabakasını andıran birkaç dakikanın ardından, elde ne varsa "konserve açacağı" gibi kullanılarak miğferin camı serbest bırakıldı. Ertesi gün Daily Sketch'in haber başlığı netti: "Sürrealist Özgür Bırakıldı."
Burada küçük bir belirsizlik var ve kaynaklar onu çözmüş değil: kimi anlatımda miğferi açan alet Dalí'nin elindeki bilardo ıstakası, kimi anlatımda o anda bir yerden bulunuveren bir İngiliz anahtarıdır. Stent, iki versiyonun da dolaşımda olduğunu yazıp kararı okura bırakır.

Peki miğferin içinden ne anlatıyordu?
Konferansın adı "Fantômes paranoïaques authentiques" (Hakiki Paranoyak Hayaletler) idi. Bulunan çeviri konuşmanın ortasından başlıyor, dolayısıyla açılışı eksik; gazete notlarından anlaşıldığı kadarıyla Dalí işe, çocukken babasının görmesini engellemeye çalıştığı bir çürüyen eşek imgesiyle başlamıştı.
Metnin korunan kısmında Dalí kendi "paranoyak-eleştirel yöntemini" savunur: sanatçının hem dış dünyanın kemiğini kemirmesini hem de içerideki yumuşaklığa ulaşmasını sağlayan yöntem. Bunu tarif ederken kullandığı benzetme çok Dalí'ce: nesnel dünyanın içinde "sonradan eklenmeyen, zaten orada olan" bir mayonez sosu vardır.
Ardından konu histeriye kayar. Dalí, sürrealistlerin histeriyi yalnızca şiirsel ve ahlaki bir mesele olarak ele almasından şikayet eder ve onu bilgiye dönüştürecek "katı figürler" arar. Bedeni geriye doğru kemer gibi kasan histeri duruşunu ("arc-de-cercle") Antoni Gaudí'nin yumuşak, jelatinimsi mimarisiyle karşılaştırır; birini karşılaştırmalı biyoloji dersi, ötekini Euklides dışı geometri dersi sayar.
Sonra konuşmanın en tuhaf bölümü gelir: aynalı bir gardırobu parça parça yiyip bitiren felsefe öğrencisinin hikayesi. Dalí için bu kişi övgüye değerdir, çünkü "boş olanın dolu olan kadar dolu olduğunu" ve nesnel dünyada delik açmanın tek yolunun onu yemek olduğunu göstermiştir. Konuşma, sürrealistleri ölü odunu kemiren teke böceği larvalarına benzeterek ilerler.
Yani miğferin içinde bir palyaço numarası değil, Dalí'nin o yıllardaki kuramsal saplantılarının yoğun bir özeti vardı. Maddeyle mekanın birbirinin yerine geçebilirliği, sert ile yumuşağın biçim estetiği, akıl dışı olanın elle tutulur hale getirilmesi. Salondaki kimsenin bunların çoğunu duyamamış olması, olayın en büyük ironisi.
Konferansın içinde olduğu sergi
Dalí'nin gecesi tek başına bir gösteri değildi; Britanya'nın ilk büyük sürrealizm sergisinin kapanışına üç gün kala yaşandı. Rakamlar, Dalí Müzesi'nin yayımladığı Stent incelemesinden:
| Sergi | Uluslararası Sürrealizm Sergisi |
|---|---|
| Yer | New Burlington Galleries, Burlington Gardens, Londra |
| Tarih | 11 Haziran – 4 Temmuz 1936 |
| Katılım | 14 ülkeden yaklaşık 60 sanatçı (23'ü Britanyalı) |
| Eser | 390 resim, heykel, çizim ve nesne |
| Açılış | André Breton'un konuşmasıyla, 11 Haziran 1936 |
| Dalí'nin konferansı | 1 Temmuz 1936 Çarşamba |
Düzenleme komitesinde Roland Penrose, Herbert Read, Humphrey Jennings, Hugh Sykes Davies ve Gascoyne vardı; Breton, Paul Eluard ve E. L. T. Mesens "danışman" konumundaydı. Program bir konferans dizisi içeriyordu: Breton 16 Haziran'da Fransızca konuştu, Read 19 Haziran'da "Sanat ve Bilinçdışı" başlığıyla, Eluard 24 Haziran'da, Sykes Davies 26 Haziran'da "Biyoloji ve Sürrealizm" üzerine. Dalí'nin ne anlatacağı ise son ana kadar belli değildi; komite tutanaklarında bir ara "Harpo Marx üzerine bir konferans ayarlanabilir" umudu yazılıdır.
Tanıtım için başka numaralar da vardı. Gascoyne ile performansçı Sheila Legge'in kurguladığı "sürrealist hayalet", eteği parçalanmış uzun beyaz bir elbiseyle ve kafası tamamen güllerle örtülmüş halde Trafalgar Meydanı'nda fotoğraflandı. Açılışta aynı figür, elinde alçıdan bir bacakla salonlarda dolaştı. Dalí'nin beş ay önce Paris'te Vieux-Colombier Tiyatrosu'nda verdiği konferans da benzer bir üne sahipti: çizmesine süt dökmek ve cebinden çıkardığı omleti ön sıradaki bir kadının başına koymak o gecenin anlatılagelen ayrıntılarıydı.
Bilinçaltına dalmak ya da öyle demek
Kıyafetten çıktığında Dalí'nin gömleği sırılsıklamdı; suyun içinde olsa bu kadar ıslanmayacağını söyledi. Bugün her yerde alıntılanan "insan zihninin derinliklerine dalmak için" açıklamasını ise büyük olasılıkla konuşmanın ardından gelen soru-cevap bölümünde yaptı. Stent'in dikkat çektiği ince nokta şu: bu açıklama, az önce anlattığı karmaşık metne kıyasla fazlasıyla kolay, fazlasıyla kullanışlı bir özet. Yani "bilinçaltına dalış" metaforu konferansın anlamı değil, konferansın yerine geçen cazip bir etiket olabilir.
Bu, Dalí'yi anlamak için işe yarar bir mercek. Aynı gece hem dikkat çekmek için her şeyi yapan bir sahne adamı hem de histeri ile geometri arasında bağ kurmaya çalışan bir kuramcı vardı; ve tarih, ikisinden yalnızca birini hatırladı. Edward James'in sergiden sonra sanatçıya çektiği telgraf bu ikiliği özetler gibidir: "Gerçekten Dalí, imkansızsın."
Elimizdeki metin hala eksik: konuşmanın ilk yarısı yok, James'in o gece ne kadarını çevirebildiği belirsiz, hatta tarih bile kesin değil — Stent konferansı 1 Temmuz Çarşamba gününe koyar, oysa haberler 2 Temmuz tarihli gazetelerde çıkmıştır. Geriye cevapsız bir soru kalıyor: bir sanatçının en çok anlatılan anı, aslında en az anlaşılan anıysa, biz o sanatçının neyini hatırlıyoruz?
Fotoğraf: Carl Van Vechten, Public domain, Wikimedia Commons