Gürültü kirliliği incelenen hayvan türlerinin yüzde 80'inde biyolojiyi veya davranışı değiştiriyor
Science'ta yayımlanan geniş analiz, insan kaynaklı gürültünün hayvanların vücut işleyişini ve davranışını değiştirdiğini, genel etkinin olumsuz olduğunu…

Trafiğin uğultusu, gemilerin gürültüsü, ağır sanayinin sürekli homurtusu... Issız bir adada yaşamıyorsanız sesten tamamen kaçmak neredeyse imkânsız. Gürültünün insan sağlığı için risk taşıdığı, kalp krizi ve tip 2 diyabet gibi sorunlarla ilişkilendirildiği zaten biliniyordu. Science dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma ise tablonun hayvanlar âlemi için de karanlık olduğunu ortaya koyuyor.
Tek tek hayvanlardan ekosisteme bakış
Daha önceki araştırmalar gürültünün tek tek hayvanlarda stres yarattığını ve iletişimi bozduğunu göstermişti. Eksik olan, bu etkilerin bütün popülasyonlara ve besin ağlarına nasıl yansıdığına dair net bir resimdi. Queen's University Belfast'tan Hansjoerg P. Kunc ve Rouven Schmidt bu boşluğu doldurmak için dağınık bulguları tek çatı altında topladı.
İki araştırmacı, 214 deneysel çalışmadan oluşan bir veri havuzu kurdu. Bu çalışmalar 177 türü kapsıyordu ve gürültünün vücut işlevlerine, gelişime, davranışa, hayatta kalma ve üremeye, bolluğa ve avcı-av ilişkilerine etkisini ele alıyordu.
Analiz nasıl yapıldı?
Ekip, insan yapımı gürültüye maruz bırakılan hayvanları kontrol gruplarıyla karşılaştıran çalışmalara odaklandı. Önemli bir ayrıntı da türler arasındaki evrimsel akrabalığın hesaba katılmasıydı. Yakın akraba hayvanlar çoğu zaman yalnızca aynı soy ağacını paylaştıkları için benzer tepkiler verir. Kunc ve Schmidt, bu ortak özelliklerin sonuçları saptırmamasını sağlamaya çalıştı.
Bulgular: kazananlar ve kaybedenler
Sonuç çarpıcıydı: incelenen türlerin yüzde 80'inde gürültü, vücut işlevi, gelişim ya da davranıştan en az birini etkiliyordu. Makalede gürültünün hücresel stresi artırabildiği, stres hormonlarını yükseltebildiği ve fiziksel gelişimi değiştirebildiği belirtiliyor.
Araştırmacılar, bu tepkilerin türler arasında kazananlar ve kaybedenler yaratarak ekosistem dinamiklerini yeniden şekillendirebileceğini yazdı. Örneğin gürültü, bir avcının av yakalama başarısını düşürüyorsa o avcı kaybeden tarafta kalıyor. Buna karşılık gürültü avları barınaklarından çıkarıp açık alana sürüyorsa, başka bir avcı için kolay av fırsatı doğabiliyor. Çalışmayı tanıtan görselde de bu duruma işaret ediliyor: Gürültü avı sığınak aramaya itiyor, ancak sığınaklar sesi büyütebiliyor ve hayvan açık alana çıkınca avcıyla karşılaşıyor.
Bazı olumlu bulgular olsa da genel tablo olumsuz. Etkilerin türden türe değiştiği, ama toplamda zarar yönünde ağır bastığı vurgulanıyor.
Neden önemli?
Bir hayvanın stres hormonlarının yükselmesi ilk bakışta bireysel bir sorun gibi görünebilir. Ancak avcı-av dengesi, üreme başarısı ya da beslenme davranışı değiştiğinde etki, besin zincirinin başka halkalarına da taşınabilir. Bir türün kazanması başka bir türün kaybı anlamına gelebildiğinden, gürültü ekosistemin dengesini sessizce yeniden yazabilir. Bu yüzden çalışmanın bireyden popülasyona ve besin ağına uzanan bakışı değerli.
Gürültü, kimyasal kirlilik ya da çöp gibi gözle görülen sorunlara kıyasla daha az konuşulan bir çevre baskısı. Oysa denizde ve karada yaşayan canlıların birçoğu yön bulmak, eş çekmek, tehlikeyi fark etmek ya da av yakalamak için sese dayanır. İnsan kaynaklı ses yükü arttıkça bu işlevler zorlaşabilir. Çalışmanın bu yönüyle gürültüyü küresel ölçekte ele alınması gereken bir tehdit olarak görmeyi savunduğu, makalenin başlığındaki “küresel tehdit” ifadesinden de anlaşılıyor.
Önerilen çözüm: sessiz alanlar
Araştırmacılar yalnızca sorunu tespit etmekle kalmadı, olası bir yol da gösterdi. Yazarlara göre düşük gürültülü bölgeler oluşturmak gibi hedefe yönelik akustik yönetim uygulamaları, “akustik sığınaklar” yaratarak bu etkileri hafifletmek için uygulanabilir yollar sunuyor. Başka bir deyişle, her yeri sessizleştirmek mümkün olmasa bile hayvanların sese daha az maruz kaldığı güvenli alanlar ayırmak seçeneklerden biri olabilir.
Çalışmanın yayımlandığı Science dergisindeki makale 2026 tarihli ve “Antroposen'in yankıları: Küresel bir tehdit olarak gürültü kirliliği” anlamına gelen bir başlık taşıyor. Bulgular, gürültüyü yalnızca insan sağlığı ya da konfor meselesi olarak görmenin yetersiz kalabileceğini hatırlatıyor.
Kaynak: Yudum — https://www.yudum.net/haber/gurultu-kirliligi-incelenen-hayvan-turlerinin-yuzde-80inde-biyolojiyi-veya-davranisi-degistiriyor.html — Yazdırma tarihi:



















