Hint Okyanusu'nun deniz dağlarında vantuzlu yeni bir spagetti solucanı cinsi tanımlandı
Hint Okyanusu'ndaki deniz dağlarında bulunan spagetti solucanları, karınlarındaki vantuz benzeri yapı yüzünden yeni bir cinse ayrıldı. Bu vantuz, solucanların çamursuz ortamlarda nasıl tutunduğuna dair yeni bir soru açıyor.
Avustralya'nın araştırma gemisi Investigator, Hint Okyanusu'ndaki Cocos (Keeling) Adaları açığında bir deniz dağının yamacından kiriş trolüyle örnek çektiğinde güvertede ilk göze çarpan şey, kahverengi, dallı budaklı bir yığındı. Avustralya Müzesi'nden deniz zoologu Elena Kupriyanova, bu "dalların" arasında turuncu küreler fark etti. Müzenin duyurusuna göre o an aklından geçen şuydu: "Bunlar bana şüphe uyandıracak kadar halkalı solucan yumurtasına benziyordu." Yakından bakınca dallı yapının bir canlı değil, solucanların kendi ördüğü tüplerin uzantıları olduğu anlaşıldı. Tüplerin içinden çıkan turuncu solucanlar ise o güne dek bilinmeyen bir cinsin üyeleri çıktı.
Yeni cinsin adı Terebellosuctoria. Halk arasında "spagetti solucanı" denen Terebellidae ailesine ait ve onu akrabalarından ayıran şey, karın tarafında vantuza benzeyen bir yapı. Derin denizlerde yeni tür bulmak artık şaşırtıcı sayılmıyor; ama Avustralya bilim kurumu CSIRO'nun duyurusunda da vurgulandığı gibi, türün bir üst basamağı olan yeni bir cins kurmak çok daha seyrek görülen bir adım. Üstelik bu vantuz, solucanların nasıl yaşadığına dair yerleşik bir varsayımı da sorgulatıyor.
Spagetti solucanı kimdir?
Terebellidae, deniz tabanında yaşayan halkalı solucanlardan (Annelida) bir aile. Bu solucanlar çoğunlukla yumuşak çamura ya da kuma gömülü bir tüp yapar, gövdelerini bu tüpün içinde korur ve ağız çevresinden uzanan çok sayıda ince, uzun dokunaçla tabanın yüzeyindeki besin kırıntılarını toplar. Takma adları da buradan geliyor: tüpün ağzından taşan dokunaçlar, tabağa dökülmüş bir avuç spagettiyi andırır. Karadaki toprak solucanları da aynı halkalı solucanlar şubesindendir.
Ailenin çoğu üyesi tortuya bağımlıdır: tüpünü kurmak için de beslenmek için de çamura ihtiyaç duyar. İşte yeni cinsi ilginç kılan da tam bu noktada ortaya çıkıyor.
Vantuz nereden çıktı?
Çalışmanın tanımına göre Terebellosuctoria solucanlarında, gövdenin ön kısmında 3. ile 8. halkalar arasındaki karın yastıkçıkları genişleyerek kenarları kabarık, vantuz benzeri tek bir yapı oluşturuyor. Bu yapıdan sonraki yastıkçıklar giderek daralıyor ve kuyruğa kadar ince bir şerit olarak devam ediyor. Cinsin adı da bu özellikten geliyor: ailenin adını veren Terebella cinsiyle Yeni Latincede "emen, emmeye yarayan" anlamındaki suctorius sözcüğü birleştirilmiş. CSIRO'nun aktardığına göre Kupriyanova, örnekleri ortak yazarlarına gösterdiğinde bunların tümüyle yeni bir cinse ait olduğunu birlikte fark etmişler. Kupriyanova'nın sözleriyle: "Bu yeni cinsi bu kadar ilginç ve eşsiz kılan şey, vantuz benzeri yapı."
Ekip yalnızca dış görünüşe güvenmedi. Örnekler Sidney'deki Avustralya Müzesi'nde mikroskop altında incelendi, taramalı elektron mikroskobuyla görüntülendi ve DNA dizilemesiyle akrabalık ağaçlarına yerleştirildi. Moleküler analizler yeni cinsin, spagetti solucanlarından Loimia ve Lanice cinslerine yakın olduğunu gösterdi. Ancak bu cinslerin hiçbirinde karın yastıkçıklarının vantuza dönüşmesi görülmediği için yazarlar ayrı bir cins kurmayı gerekli buldu.

Üç tür, iki okyanus
Çalışma Hint Okyanusu'ndan iki yeni tür tanımlıyor. Bunlardan biri, bu vantuzu bir solucanda ilk kez betimleyen Japon araştırmacı Naoto Jimi'nin onuruna Terebellosuctoria jimii adını aldı. Jimi ve ekibi 2025'te Scientific Reports dergisinde, Japonya'nın Okinawa bölgesindeki Minamidaito Adası açığında 843 metre derinlikte bir süngere tutunarak yaşayan bir solucanı Lanice spongicola adıyla tanımlamıştı. Avustralyalı ekip, hem biçim hem DNA verisine dayanarak bu türü de yeni cinse taşıdı; böylece cins bugün üç türden oluşuyor.
| Tür | T. jimii · T. keelingensis · T. spongicola |
|---|---|
| Bulunduğu yer | Cocos (Keeling) deniz dağları · Cocos (Keeling) deniz dağları · Minamidaito Adası açığı, Okinawa |
| Derinlik | 648–674 m · 467–477 m · 843 m |
| Solungaç çifti | 3 · 2 · 3 |
| Göz lekesi | var · yok · — |
| Tüp | dallı uzantılı, birbirine yapışık tüp kümesi · basit tek tüp · süngere tutunarak yaşar |
Tablodaki bilgiler Records of the Australian Museum dergisindeki çalışmanın tür tanımlarından ve Jimi ve ekibinin makale özetinden derlendi. T. jimii örneklerinin boyu 25 ile 75 milimetre arasında değişiyor. Tüpleri, yüzeyi foraminifer denen tek hücreli kabuklu canlılarla kaplı, saydam ve kitinli bir kılıftan yapılmış; tüplerin ince dallı uzantıları da aynı canlılarla örtülü ve tüpler birbirine yapıştırılmış halde. Güvertedeki "dallı canlı" yanılgısı da bu kümelerden kaynaklanıyordu. Bazı tüplerde yaklaşık 100 mikrometre çapında turuncu yumurtalar bulundu; yani Kupriyanova'nın ilk tahmini doğru çıktı.
Asıl soru: vantuz ne işe yarıyor?
Jimi ve ekibi Japonya'daki türde vantuzun süngere tutunmaya yarayan bir yapışma organı olduğunu yazmıştı. Bu açıklama tek başına makul görünüyor: Tortusuz bir yüzeyde yaşayan solucan, tüp kuracak çamur bulamayınca tutunmanın başka bir yolunu geliştirmiş olabilir.
Avustralya'dan gelen örnekler ise tabloyu karmaşıklaştırıyor. Çalışmanın yazarlarına göre Hint Okyanusu'ndaki iki yeni tür ne süngerlerle ne de başka bir canlıyla birlikte bulundu. Bu yüzden yazarlar vantuzun yalnızca süngere özgü bir uyum olmayabileceğini; tortuya bağımlı spagetti solucanlarının, deniz dağlarının yamaçları gibi tortunun kıt olduğu ortamlarda tutunup kalabilmesini sağlayan daha genel bir çözüm olabileceğini öne sürüyor. Bu bir hipotez: Solucanlar canlı olarak doğal ortamlarında izlenmedi, vantuzun gerçekte nasıl kullanıldığı henüz gözlemlenmiş değil.
Deniz dağları neden yeni türlerle dolu?
Deniz dağları, okyanus tabanından yükselen ama yüzeye ulaşmayan sualtı tepeleridir. Çalışmada belirtildiğine göre bu yükseltiler derin okyanus havzalarıyla birbirinden ayrılır ve çoğu zaman yalıtılmış kalır; akıntılar larvaları dağın çevresinde tutarak bu yalıtımı pekiştirebilir. Uzun süreli yalnızlık, yalnızca tek bir yerde yaşayan türlerin evrimleşmesine zemin hazırlayabilir. Öte yandan yazarlar, deniz dağlarının bazı canlılar için okyanusun bir ucundan öbürüne geçişte basamak taşı işlevi görebileceğini de not ediyor. Yani hangi türün yerel, hangisinin geniş yayılışlı olduğu, örnekleme arttıkça netleşecek.
Bölge bilimsel açıdan da neredeyse bakir. Makaleye göre Avustralya'nın batı kıyısı açığındaki derin deniz tabanı canlıları üzerine sistematik çalışmalar 2020'den önce yoktu; 2021 ve 2022'deki seferler, bu sulardaki deniz dağı faunasını keşfetmeye ayrılmış ilk seferlerdi. Avustralya sularından bilinen 26 cins ve 80 adlandırılmış spagetti solucanı türünün de, tek bir istisna dışında, hepsi sığ sulardan tanımlanmıştı.
Taksonomi neden bu kadar yavaş?
Bu iki solucan Ekim 2022'de toplandı; resmi adlarına ise ancak 2026'da kavuştu. Kupriyanova bu gecikmeyi CSIRO'nun aktardığı açıklamasında şöyle anlatıyor: "Bir sefer yüzlerce, binlerce örnek toplayabilir ama bunların gerçekte ne olduğunu keşfetmek yıllar sürebilir." Örnekler müze koleksiyonlarına girdiği için taksonomistler sefer bittikten çok sonra da üzerlerinde çalışmayı sürdürebiliyor.
Gecikmenin bir nedeni de toplama yöntemi. Makalede, seferlerde kullanılan trol ve kızakların bazı solucanlara zarar verdiği, pul solucanlarının ayırt edici pullarını ve kıllarını yitirdiği belirtiliyor. Bu yüzden yeni tür olabileceği düşünülen bazı örnekler tanımlanamadı; yazarlar olası bir yeni cinsi, sağlam örnekler bulunana dek resmen kurmamayı seçti. Aynı nedenle yumuşak tortuya gömülü yaşayan küçük solucanlar örneklerde az temsil edildi.
Avustralya Müzesi'nden halkalı solucan uzmanı Pat Hutchings, deniz solucanlarının önemini müzenin duyurusunda şöyle özetliyor: "Deniz solucanları, deniz tabanında yaşayan en bol ve en çeşitli hayvanlar arasındadır ve birçoğu besin maddelerinin geri dönüşümünde önemli rol oynar. Ama pek çok deniz omurgasızı gibi görünmezler ve hak ettikleri değeri görmezler. Ancak küçücük bir kısmı resmen adlandırılıp tanımlanmıştır."
Sırada ne var?
Yeni çalışma, cinsin üyelerini Hint ve Pasifik okyanuslarında, 467 ile 843 metre arasındaki derinliklerde ve birbirinden çok uzak noktalarda gösteriyor. Yazarlar ise örneklemenin hâlâ çok sınırlı olduğunu, bu yüzden cinsin coğrafi dağılımı hakkında kesin bir sonuç çıkarmak için erken olduğunu açıkça yazıyor. Vantuzun gerçek işlevini anlamak için solucanları yerinde, canlı olarak izlemek gerekecek.
Çalışmanın ele aldığı deniz alanlarının büyük kısmı 2022'de Christmas Adası ve Cocos (Keeling) Adaları deniz parkları olarak koruma altına alındı. Yazarlar, bu tür temel canlı envanterlerini deniz koruma alanlarını anlamanın ve yönetmenin vazgeçilmez ilk adımı sayıyor. Aynı makalede Onuphidae ailesinden iki, pul solucanlarından (Polynoidae) üç yeni tür daha tanımlandı; Hint Okyanusu'nun bu köşesinden toplanan yüzlerce örneğin önemli bir kısmı ise hâlâ adını bekliyor.
Fotoğraf: Olivier Dugornay, CC BY 4.0, Wikimedia Commons