İmza, avatar ve "önce arama yap": Forum ve sözlük kültürü nasıl doğdu?
vBulletin ve phpBB'li forumların unvanları, imzaları, moderatörleri; 1999'da bir Portishead şarkısından adını alan Ekşi Sözlük'ün büyük harfsiz, (bkz:)'lı dili. İnternette herkesin yazmaya başladığı yıllar.
Yeni bir foruma üye olmuşsunuz, heyecanla ilk konunuzu açıyorsunuz: "Ekran kartım ısınıyor, ne yapmalıyım?" Beş dakika sonra gelen ilk cevap yardım değil, bir uyarı: "Arkadaşım önce arama yap, bu konu yüz kere açıldı." Altında da moderatörün notu: "Konu kilitlenmiştir." 2000'lerin başında internete takılmış herkesin en az bir kez yaşadığı bu sahne, bugün sosyal medyada gördüğümüz pek çok alışkanlığın ilk provasıydı.
Forumlar ve Türkiye'ye özgü bir tür olan sözlükler, internetin "herkes yazabilir" dönemini başlatan yerlerdi. Kişisel blogdan önce, Facebook'tan çok önce, sıradan kullanıcı ilk kez bir topluluğun önünde kalıcı bir metin bırakıyordu. Kurallarını, rütbelerini, argosunu kendisi üreten küçük dijital şehirlerdi bunlar.
-
Yemek tarifleri
Malzeme listesi, adım adım yapılış, süre ve porsiyon bilgisiyle. Çorbadan tatlıya kategoriye göre gez ya da aradığını doğrudan ara.
Tariflere bak → -
Nasıl yapılır rehberleri
Telefon ayarlarından resmî işlemlere, hesap güvenliğinden günlük hayattaki küçük sorunlara: numaralı adımlar ve tahmini süreyle anlatılmış rehberler.
Rehberleri gör → -
Program arşivi
Tarayıcılar, güvenlik araçları, ofis ve medya yazılımları. Her kayıtta ne işe yaradığı, sürümü ve indirme bağlantısı.
Programlara göz at → -
Sesli ve görüntülü sohbet
Odalarda grup görüntülü sohbet, birebir sesli arama ve canlı yayın. Tarayıcıdan çalışır — eklenti, uygulama ya da kurulum gerekmez.
Odalara gir →
Forumu mümkün kılan yazılımlar
Bir forumu kurmak için programcı olmak gerekmiyordu; hazır bir yazılımı sunucuya yüklemek yetiyordu. Bu işin en bilinen iki adı 2000 yılında ortaya çıktı. vBulletin, James Limm ve John Percival'ın geliştirdiği, PHP ile yazılmış ve MySQL veritabanı kullanan ücretli bir paketti. Jelsoft şirketinin ürünü olan yazılım 2007'de Internet Brands'e satıldı.
Ücretsiz cephede ise phpBB vardı. James Atkinson'ın Haziran 2000'de başlattığı proje ilk sürümünü 16 Aralık 2000'de yayımladı; GNU GPL lisanslı açık kaynak bir yazılımdı. Pek çok forumun tanıdık mavi-gri görüntüsü, 4 Nisan 2002'de çıkan phpBB 2.0 ile yaygınlaştı. "Olympus" kod adlı 3.0 sürümü ise 13 Aralık 2007'de geldi. Türkiye'de donanım, cep telefonu, oyun, futbol takımı ya da bir semtin gençlerinin kurduğu sayısız forum bu iki yazılımdan birinin ya da onların Türkçeleştirilmiş kopyalarının üzerinde yükseliyordu.
| Yıl | Olay |
|---|---|
| 1999 | Ekşi Sözlük, 15 Şubat'ta sourtimes.org adresinde yayına başladı |
| 2000 | vBulletin'in ilk sürümü çıktı; phpBB'nin ilk sürümü 16 Aralık'ta yayımlandı |
| 2002 | phpBB 2.0 (4 Nisan) yayımlandı |
| 2004 | vBulletin 3 çıktı |
| 2007 | phpBB 3.0 "Olympus" (13 Aralık) yayımlandı; vBulletin, Internet Brands'e geçti |
Tablodaki tarihler yazılımların ve Ekşi Sözlük'ün Vikipedi sayfalarındaki kayıtlara dayanıyor.
İmza, avatar, unvan: dijital kimliğin ilk hâli
Forumda kim olduğunuzu üç şey anlatırdı. Birincisi avatar: kullanıcı adının yanında duran küçük kare görsel. Boyut sınırı sıkı olduğu için çoğu kişi bir çizgi film karakterini, sevdiği grubun logosunu ya da hareketli bir GIF'i kırpıp sığdırmaya uğraşırdı.
İkincisi imza: her mesajın altına otomatik eklenen alan. Burada bir şarkı sözü, sevilen bir alıntı, bazen de bilgisayarın dökümü dururdu: işlemci, ekran kartı, bellek. Donanım forumlarında imzadaki sistem bilgisi, sorulan soruya cevap verenin işini kolaylaştıran pratik bir alışkanlığa dönüşmüştü. İmzalar büyüdükçe yöneticiler satır ve görsel sınırı koymak zorunda kaldı.
Üçüncüsü unvan. Forum yazılımları mesaj sayısına göre kullanıcıya otomatik rütbe verebiliyordu: "Yeni Üye", "Aktif Üye", "Kıdemli Üye" gibi. Yöneticiler bu basamakları istedikleri gibi adlandırırdı; bir otomobil forumunda "Çırak"tan "Usta"ya, bir oyun forumunda "Er"den "General"e yükselinirdi. Bu sistemin yan etkisi de hemen görüldü: sırf mesaj sayısını artırmak için yazılan "+1", "aynen", "süper olmuş" cevapları. Forum dilinde buna "flood" ya da "mesaj kasmak" denirdi ve çoğu forumda silinme sebebiydi.

Moderatör, admin ve "arama yap önce"
Her forumun bir hiyerarşisi vardı. En üstte sunucuyu ve yazılımı yöneten admin, onun altında bölümlerden sorumlu moderatörler (kısaca "mod"). Moderatörün aletleri bugün de tanıdık: konuyu taşımak, kilitlemek, "sabit" yapıp listenin en üstüne iliştirmek, mesajı düzenlemek, kural dışı davranan üyeye uyarı puanı vermek ya da onu uzaklaştırmak.
"Önce arama yap" uyarısının arkasında gerçek bir dert vardı. Aynı soru her gün yeniden sorulduğunda cevap birikimi dağılıyor, bilgili üyeler yoruluyordu. Çözüm olarak pek çok bölümde "Sık Sorulan Sorular" ya da "Okumadan konu açmayın" başlıklı sabit konular yazıldı. Bunun karşıtı da vardı: yıllar önce ölmüş bir konuya yeni cevap yazarak onu listenin başına taşımak. Türk forumlarında bunun adı "konu hortlatmak"tı.
Mesaj biçimlendirme de kendine özgüydü. HTML yerine BBCode denen köşeli parantezli etiketler kullanılırdı; kalın yazı için [b], alıntı için [quote]. Bir mesajı alıntılayıp altına cevap yazmak, bugünkü "yanıtla" düğmesinin atasıydı.
Bir şarkıdan doğan sözlük
Forumlar dünyanın her yerinde vardı; Türkiye'nin internete asıl özgün katkısı ise başka bir biçimdi. 15 Şubat 1999'da Sedat Kapanoğlu, sourtimes.org adlı sitesinin bir köşesinde küçük bir sözlük açtı. Sitenin adı Portishead grubunun "Sour Times" şarkısından geliyordu, "ekşi" kelimesi de oradan. İngilizce Vikipedi'nin aktardığına göre Kapanoğlu'nun esin kaynağı Douglas Adams'ın Otostopçunun Galaksi Rehberi'ydi: herkesin bir şeyler eklediği, esprili bir bilgi derlemesi.
Başlangıç mütevazıydı. Türkçe Vikipedi'deki bilgiye göre sözlüğe ilk ay 10-15 kişi yazıyordu; Mayıs 1999'da bu sayı 300'e, yıl sonunda 1.500'e ulaştı. Kayıtlardaki en eski girdi, gitar çalmakta kullanılan pena üzerineydi. 2019'a gelindiğinde kayıtlı yazar sayısı 115 bini geçmişti.
Sözlük dili: büyük harf yok, (bkz:) var
Sözlüğün forumdan farkı yapısındaydı. Tartışma "konu" değil "başlık" altında, cevap değil tanım biçiminde, yani entry olarak yazılırdı. Başlıklar en fazla 50 karakterdi, entry'lerin uzunluk sınırı yoktu. Büyük harf kullanılmazdı; bu kural hem bağırarak yazmayı önlüyor hem de Türkçedeki I-İ dönüşümünün yol açtığı teknik sorunları ortadan kaldırıyordu.
Bir başlıktan diğerine göndermek için "bakınız"ın kısaltması (bkz: …) kullanılırdı; parantez içine yazılan başlık tıklanabilir bağlantıya dönüşürdü. Zamanla bu da bir espri aracına döndü: cümlenin ortasına beklenmedik bir "bkz" iliştirmek, sözlük mizahının imzası oldu.
Yazar olmanın da bir yolu vardı. Yeni gelenler "çaylak" statüsünde başlıyor, belli sayıda entry (İngilizce Vikipedi'ye göre en az 10) yazdıktan sonra değerlendirilip onaylanıyordu. Forumların unvan merdiveni burada kalite eşiğine dönüşmüştü: çok yazmak değil, iyi yazmak önemliydi. Okurlar da entry'lere olumlu ya da olumsuz oy verebiliyordu.
Bugünden bakınca
Forumların önemli bir kısmının kalabalığı zamanla sosyal medya gruplarına, Reddit'e, Discord sunucularına dağıldı. Ama bugün "sabitlenmiş gönderi", "moderatör", "alıntıla", "kullanıcı rozeti" dediğimiz her şeyin ilk hâli o yıllarda şekillendi. IRC ağı olarak 1998'de yola çıkan Yudum gibi toplulukların da tanıdığı bir döngü bu: araçlar değişiyor, bir topluluğun kendi kurallarını ve dilini üretme ihtiyacı değişmiyor.
Açık soru şu: Arama motorlarının ve yapay zekâ asistanlarının anında cevap verdiği bir dönemde "önce arama yap" uyarısı gereksiz mi kaldı, yoksa tam tersine, eski forum arşivleri bu cevapların beslendiği en değerli kaynaklardan biri mi oldu? O yüz kere açılmış konuların hâlâ arama sonuçlarında karşımıza çıkması, ikinci ihtimali güçlendiriyor.
İnternet Nostaljisi serisinin diğer yazıları
- Winamp, MP3 ve Napster: Müziği bilgisayara taşıyan yılların hikâyesi
- Knight Online'dan Counter-Strike 1.6'ya: Türkiye'nin online oyun çılgınlığı
- ICQ'nun "Uh-oh" Sesinden MSN'in Titreşimine: Türkiye'nin Anlık Mesaj Yılları
- Hi5, Netlog, MySpace, Orkut: Facebook Gelmeden Önce Profilimizi Nerede Süslüyorduk?
- :-) İşaretinden (Y) ve (L) Kodlarına: İfadeler, MSN Dili ve Zincir E-postalar
- mIRC'in hikâyesi: Londralı bir öğrencinin hobisi nasıl milyonların sohbet penceresi oldu
- IRC kanal kültürü: @ işaretinin gücü, netsplit geceleri ve ChanServ'in doğuşu
- ASL? Sohbet odalarının kısa tarihi: Talkomatic'ten Java applet'lerine görgü kuralları
- Nick gelenekleri: alt çizgiler, |away ekleri, xX süslemeleri ve NickServ'in hikâyesi
- Çevirmeli Bağlantı Günleri: Türkiye İnternete Nasıl Bağlandı, Modem Neden Öyle Öterdi?
- Superonline'dan Mynet'e: Türkiye'nin İlk Portalları ve Türkçe İnternetin Kapıları
- İnternet Kafeler: Saatlik Ücret, Counter-Strike Maçları ve Kaybolan Bir Salon Kültürü
- GeoCities, Ziyaretçi Sayacı ve Yapım Aşamasında Gif'i: Kişisel Web Sayfalarının Çağı
Fotoğraf: Midori Namakemono, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons