Nick gelenekleri: alt çizgiler, |away ekleri, xX süslemeleri ve NickServ'in hikâyesi
"Nickname is already in use" mesajından ^_^ adlı araştırmacıya: IRC'de takma adın dokuz harf kuralı, Türkçe karakter sorunu, alt çizgi ve |away gelenekleri, NickServ ve ad çarpışmaları.
"Nickname is already in use." Bağlan tuşuna basar basmaz ekrana düşen bu cümle, IRC kullanmış herkesin hafızasında bir yerde duruyor. Yıllardır kullandığınız takma adı o gece başkası almıştır. Çare bellidir: sonuna bir alt çizgi eklemek. Böylece "Ahmet", "Ahmet_" olur; o da doluysa "Ahmet__" ya da "^Ahmet^". Bu mesajın bir de resmî kimliği var: IRC protokolünün 1993 tarihli belgesi RFC 1459'da 433 numaralı hata kodu, ERR_NICKNAMEINUSE.
Takma ad, yani IRC dilinde "nick", o yılların sohbet kültüründe yüzden, sesten ve çoğu zaman gerçek isimden daha önemliydi. İletişim araştırmacısı Haya Bechar-Israeli 1995'te yayımladığı çalışmada bunu açıkça gözlemliyor: IRC kullanıcıları e-posta adreslerini ve kendileriyle ilgili başka bilgileri değiştirmekte hiç tereddüt etmiyor, ama takma adlarını korumakta kararlı davranıyordu; çünkü "elektronik dünyada" arkadaşları onları bu adla tanıyordu.
-
Yemek tarifleri
Malzeme listesi, adım adım yapılış, süre ve porsiyon bilgisiyle. Çorbadan tatlıya kategoriye göre gez ya da aradığını doğrudan ara.
Tariflere bak → -
Nasıl yapılır rehberleri
Telefon ayarlarından resmî işlemlere, hesap güvenliğinden günlük hayattaki küçük sorunlara: numaralı adımlar ve tahmini süreyle anlatılmış rehberler.
Rehberleri gör → -
Program arşivi
Tarayıcılar, güvenlik araçları, ofis ve medya yazılımları. Her kayıtta ne işe yaradığı, sürümü ve indirme bağlantısı.
Programlara göz at → -
Sesli ve görüntülü sohbet
Odalarda grup görüntülü sohbet, birebir sesli arama ve canlı yayın. Tarayıcıdan çalışır — eklenti, uygulama ya da kurulum gerekmez.
Odalara gir →
Dokuz harf ve Türkçe karakter sorunu
Nick seçmenin ilk kuralı teknikti. RFC 1459'a göre her takma ad en çok dokuz karakter olabiliyordu, bir harfle başlamak zorundaydı ve harf, rakam ile birkaç özel işaretten oluşabiliyordu. 1993'teki listede bu işaretler şunlardı: tire, köşeli parantezler, ters eğik çizgi, ters tırnak, şapka (^) ve süslü parantezler. Türkçe harfler bu listede yoktu; bu kurala uyan bir sunucuda "Özgür" ya da "Gülşen" adını almak mümkün değildi, ad ancak "Ozgur" ya da "Gulsen" biçiminde yazılabiliyordu.
Belgede bugün okuyana tuhaf gelen bir ayrıntı daha var: IRC'nin İskandinav kökeni nedeniyle { } | işaretleri, [ ] \ işaretlerinin "küçük harf" karşılığı sayılıyordu. Yani sunucunun gözünde "[Ali]" ile "{ali}" aynı takma addı.
2000'de yayımlanan güncellenmiş protokol belgesi RFC 2812, izin verilen özel işaretler arasında alt çizgiyi (_) ve dik çizgiyi (|) de açıkça saydı. Dokuz karakter sınırı ise uzun süre birçok ağda kaldı; DALnet, 1994'te kurulduktan sonra sunduğu ilk yeniliklerden biri olarak daha uzun takma adlara izin verdi.
Alt çizgi, şapka ve "kıdem" kuralı
Aynı ad aynı anda iki kişide olamayacağı için zamanla bir görgü kuralı gelişti. Bechar-Israeli'nin gözlemine göre biri başkasının kullandığı bir adı aldığında taraflar birbirine o adı ne zamandır kullandıklarını soruyor, "kıdemli" olanın hakkı kabul ediliyordu. Adı çok isteyen yeni gelen ise sonuna tire ya da rakam ekleyerek küçük bir değişiklik yapıyordu. Araştırmacının verdiği örnek tanıdık: "princess" çok popüler bir addı ve kanallarda princess, princess-, princess1, _princess gibi türevleri görülüyordu.
Aynı çalışmada 3 Nisan 1994 tarihli bir kanal kaydı da var. #30plus kanalının müdavimlerinden "me3" kanala geldiğinde adının alınmış olduğunu görüyor, çaresiz "me33" olarak giriyor ve /me komutuyla birinin adını aldığından yakınıyor. Kanaldaki sohbet, bir süre onun kaybettiği adın etrafında dönüyor.
Alt çizginin bu kadar yaygınlaşmasının teknik bir nedeni de vardı. Bazı ağlar, bir kullanıcı bağlantıyı kaybettikten sonra onun adını bir süre başkasına kapatıyordu. İngilizce Vikipedi, bu yüzden meşru kullanıcıların da geri döndüklerinde kısa süreliğine başka bir ad kullanmak zorunda kaldığını, bu durumda sona alt çizgi eklemenin popüler bir çözüm olduğunu not ediyor. mIRC'in 2 Mart 1995 tarihli sürüm notları da sorunun ne kadar sık yaşandığını gösteriyor: Program, bağlanırken ad çakıştığında yazı kutusuna kendiliğinden "/nick " yazmaya başlamıştı.
|away, |afk, |yemekte: durum bildiren adlar
Bir dönem kanal listelerinde "Mehmet|away", "Ayse|uyuyor" gibi adlar sıkça görülürdü. Kişi bilgisayarın başından kalkarken adına bir dik çizgiyle durumunu ekliyordu. Oysa IRC'nin bunun için ayrı bir komutu vardı: /away. Bu komutla bırakılan not, size mesaj atan ya da hakkınızda bilgi sorgulayan kişiye gösteriliyor, kanaldaki kimseyi rahatsız etmiyordu.
Durum bildiren adlar bu yüzden pek çok kanalda hoş karşılanmadı. Ubuntu'nun IRC kurallarında açıkça yazıyor: Adını "kullanıcı-away" biçimine çevirmek hoş karşılanmaz; uzakta olduğunuzu bildirmek istiyorsanız bunu sessizce "/away sebep" komutuyla yapın. Yazılım barındırma hizmeti sourcehut'un sohbet servisi chat.sr.ht'nin görgü rehberi de "uzakta adları" kullanmamayı, ad değiştirmek yerine /away komutunu öneriyor. Gerekçe basit: Her ad değişikliği kanaldaki herkese bir satır olarak düşer ve sizi asıl adınızla arayan kişi bulamaz.
xX_Karanlik_Xx: süsleme sanatı
Nick yalnızca bir isim değil, bir kendini ifade alanıydı. Bechar-Israeli'nin makalesinin başlığı bile bunu anlatıyor: "Bonehead'den cLoNehEAd'e". Büyük ve küçük harfleri sırayla karıştırmak, adı tersten yazmak ("frog" yerine "gorf"), harflerle ses oyunları yapmak o yılların yaygın oyunlarıydı. Araştırmacı kendine telaffuzu mümkün olmayan, yüze benzeyen bir ad seçmişti: ^_^. Bu sayede duygularını da adıyla gösterebiliyordu; utandığında *^_^*, yorgunken -_- oluyordu.
Adı iki yandan xX ve Xx ile çevrelemek, harflerin arasına şapka ya da alt çizgi serpiştirmek de bu süsleme geleneğinin parçasıydı. Bu tarzın kesin olarak ne zaman ve nerede başladığını gösteren güvenilir bir kaynak ise yok; kökeni, pek çok internet geleneği gibi, belgelerden çok kullanıcıların hafızasında yaşıyor.
Nick nereden gelir? 1994'ün sınıflandırması
Bechar-Israeli, 1994-95'te dört IRC kanalında ve başka kanallarda topladığı 260 takma adı sınıflandırdı. Bunların yüzde 55'i tek kelimeden, yüzde 45'i birden fazla kelimeden ya da bir ifadeden oluşuyordu. Yalnızca 18 kişi, yani yüzde 7'si gerçek adını kullanıyordu; 29 ad ise hiçbir kategoriye oturmuyordu. Araştırmacının ana kategorilerinden bazıları ve verdiği örnekler:
| Kategori | Örnekler |
|---|---|
| Edebiyat, masal, film ve dizi karakterleri | Godot, MADhater |
| Bitki ve hayvanlar | froggy, tulip |
| Ünlü kişiler | Elvis |
| Nesneler, arabalar, yiyecekler | BMW |
| Kişilik, görünüş, meslek | shydude, sleepless, director, pilot |
| Bir yere aitlik | Dutchguy, El_ingles |
| Teknoloji ve IRC komutları | irc, kickme |
| Anonimlik üzerine yorum | justI, me, unknown, soul |
| Dil ve yazım oyunları | gorf, whathell, myTboy |
| Ses taklitleri | tamtam, tototoo |
Adın sahibi kim? NickServ
Takma ad tartışmaları o kadar yaygındı ki 1990'da Münihli Armin Gruner bunun için bir servis yazdı: NickServ. Gruner, Bechar-Israeli'ye yazdığı e-postada nedenini şöyle anlatıyor: Adını değiştirmesine rağmen biri onun eski takma adını kullanmakta direnmiş, o da insanların adlarını koruyabilmesi için NickServ'i yazmış. Adını kaydettiren kişi, IRC'de olmadığı zamanlarda bile o adın sahibi oluyordu.
Bechar-Israeli'ye göre servis tartışmalıydı: Teknik bilgisi olanlara avantaj sağlıyordu ve bir adı yıllardır kullanan ama servisten haberi olmayan biri, adını bir anda kaybedebiliyordu. Gruner, 8 Nisan 1994'te servisi kendisi kapattı. Takma ad koruması, 1995'te DALnet'in yeniden yazdığı servislerle geri döndü ve pek çok ağa yayıldı. Bu ağlarda nick kaydetmek, NickServ'e bir şifreyle kaydolmak demekti; bağlandığınızda şifrenizi vermezseniz ad bir süre sonra elinizden alınabiliyordu. DALnet'in belgelerinde anlatılan GHOST komutu ise bağlantısı kopmuş ama sunucuda "hayalet" olarak kalan eski oturumu düşürüp adı geri almaya yarıyordu.
Her ağ bu yolu seçmedi. EFnet o günden beri takma adların sahibi olmadığı ilkesiyle çalışıyor. Undernet'te ise takma ad kaydedilemiyor; kimlik, takma addan bağımsız bir kullanıcı adı üzerinden yürüyor.
Çarpışma: iki Ahmet aynı anda
Bir de "nick collision", yani ad çarpışması vardı. Ağ ikiye bölündüğünde her iki yakada aynı adı kullanan birer kişi olabiliyordu. RFC 1459'a göre sunucular yeniden birleştiğinde çarpışan adın bütün örnekleri ağdan atılıyordu; kötü niyetli kullanıcılar bunu başkalarını ağdan düşürmek için kullandı. Sonraki yıllarda önce zaman damgası (hangi ad önce alındıysa o kalır), sonra da bazı yazılımlarda iki kullanıcının adını da geçici olarak benzersiz bir kimlik numarasına çeviren yöntemler geliştirildi. Bu yöntemi kullanan ağlarda artık çarpışmada kimse ağdan atılmıyor, yalnızca adı değişiyordu.
Bir ad, bir kimlik
Bugün pek çok platformda kullanıcı adı, e-posta ya da telefon numarasına bağlı sabit bir hesap kimliğinin üzerinde duran bir etiket. IRC'de ise bir dönem ad, kimliğin ta kendisiydi: Onu kaybetmek, arkadaşlarınızın sizi bulamaması demekti. Bechar-Israeli 1995'te, kullanıcıların birbirinin takma adına neredeyse telif hakkı varmış gibi saygı gösterdiğini yazmıştı. Otuz yıl sonra sorulacak soru şu: Tek tıkla değiştirilebilen kullanıcı adlarının çağında, bir takma ada o kadar bağlanmak hâlâ mümkün mü?
İnternet Nostaljisi serisinin diğer yazıları
- İmza, avatar ve "önce arama yap": Forum ve sözlük kültürü nasıl doğdu?
- Winamp, MP3 ve Napster: Müziği bilgisayara taşıyan yılların hikâyesi
- Knight Online'dan Counter-Strike 1.6'ya: Türkiye'nin online oyun çılgınlığı
- ICQ'nun "Uh-oh" Sesinden MSN'in Titreşimine: Türkiye'nin Anlık Mesaj Yılları
- Hi5, Netlog, MySpace, Orkut: Facebook Gelmeden Önce Profilimizi Nerede Süslüyorduk?
- :-) İşaretinden (Y) ve (L) Kodlarına: İfadeler, MSN Dili ve Zincir E-postalar
- mIRC'in hikâyesi: Londralı bir öğrencinin hobisi nasıl milyonların sohbet penceresi oldu
- IRC kanal kültürü: @ işaretinin gücü, netsplit geceleri ve ChanServ'in doğuşu
- ASL? Sohbet odalarının kısa tarihi: Talkomatic'ten Java applet'lerine görgü kuralları
- Çevirmeli Bağlantı Günleri: Türkiye İnternete Nasıl Bağlandı, Modem Neden Öyle Öterdi?
- Superonline'dan Mynet'e: Türkiye'nin İlk Portalları ve Türkçe İnternetin Kapıları
- İnternet Kafeler: Saatlik Ücret, Counter-Strike Maçları ve Kaybolan Bir Salon Kültürü
- GeoCities, Ziyaretçi Sayacı ve Yapım Aşamasında Gif'i: Kişisel Web Sayfalarının Çağı
Fotoğraf: Răzvan Sandu, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons