Kart boyunda bir parşömen: Odysseia metni bize nasıl ulaştı?

Utrecht Üniversitesi Kütüphanesi'nde yetmiş yıl “önemsiz” etiketiyle duran bir parşömen parçası MS 300 dolaylarına ait çıktı. Asıl soru şu: 12.109 dizelik Odysseia bugüne nasıl aktarıldı?

Kart boyunda bir parşömen: Odysseia metni bize nasıl ulaştı?
Kültür 21 Eylül 2026 6 dk okuma 3 okunma

Mark de Kreij, Utrecht Üniversitesi Kütüphanesi'nin özel koleksiyonlarında Mısır kökenli erken Hıristiyan el yazmalarını tek tek elden geçiriyordu. Katalog, önündeki parçayı yetmiş yıldır aynı cümleyle tarif ediyordu: 7. yüzyıldan kalma, önemsiz. Oysa malzeme papirüs değil parşömendi, harfler alışılmadık ölçüde küçük ve düzenliydi. De Kreij birkaç sözcüğü tanıdı; bunlar Homeros'un sözcükleriydi.

Utrecht Üniversitesi'nin 14 Eylül 2026'da yaptığı açıklamaya göre, 6,6 x 7,7 santimetrelik bu yırtık parça Odysseia'nın 12. Kitabı'ndan dizeler taşıyor ve MS 3. ya da 4. yüzyıla tarihleniyor. Üniversite, parçanın raf numarasını Utrecht Gr. Ms. B6.39a olarak veriyor ve dünyada bunun gibi yalnızca otuz kadar parçanın bilindiğini belirtiyor.

Asıl ilgi çekici olan parçanın yaşı değil, ait olduğu zincir. Bugün elimizdeki Odysseia, Wikipedia'nın derlediği ölçülerle 12.109 dizelik, daktilik heksametreyle kurulmuş, yirmi dört bölümlük bir metin. Ama bu metin bize tek bir el yazmasından, kesintisiz bir kopya hattıyla gelmedi. Utrecht'te çıkan kart büyüklüğündeki parça, o kopuk kopuk hattın nadir halkalarından biri.

Stradanus'un 1600'ler başına tarihlenen çizimi, Odysseia'nın 12. Kitabı'nda geçen Helios'un sığırları sahnesini gösteriyor
Stradanus'un 1600'ler başına tarihlenen çizimi, Odysseia'nın 12. Kitabı'nda geçen Helios'un sığırları sahnesini gösteriyor — Stradanus, Public domain (Wikimedia Commons)

Yetmiş yıl boyunca yanlış etikette duran parça

Parçanın Hollanda'ya gelişi bir tesadüf değil ama fark edilmesi öyle. Utrecht Üniversitesi'nin özel koleksiyonlar sayfasına göre, koleksiyonu 1956'da ilahiyatçı Gilles Quispel (1916-2006) üniversite adına satın aldı; satıcı, Alman kıptolog Carl Schmidt'in yeğeni G. Kunta-Schmidt'ti. Aynı sayfa, koleksiyondaki papirüs ve parşömen parçalarının kabaca 200 ile 800 yılları arasına tarihlendiğini ve çoğunun Mezmurlar başta olmak üzere kutsal metin parçaları olduğunu yazıyor.

Koleksiyonun Kıptice bölümü yıllar içinde ayrıntılı biçimde incelendi. Yunanca birkaç parça ise kenarda kaldı. De Kreij'in eline geçen parçanın kimliği de böyle ortaya çıktı: kimse ona ikinci kez bakmamıştı.

Utrecht'in aktardığına göre parça, MS 300 dolaylarında Fayyum vahasında yaşayan bir Homeros meraklısının cep boyutundaki parşömen kodeksinden geliyor — yani tomardan değil, bugünkü kitap biçiminden. De Kreij'e göre parçanın bugüne ulaşmasının nedeni de bu: kodeksin ortasından geldiği için dış yapraklar onu korumuş.

Neden tam da o sahne

12. Kitap'taki dizeler, destanın en dipteki anını anlatıyor. Odysseus'un adamları, açlıktan, güneş tanrısı Helios'un dokunulmaz sığırlarını kesip yerler; Helios durumu öğrenince tanrılardan karşılık ister ve Zeus gemiyi parçalar. Geriye yalnızca Odysseus kalır. Utrecht'in açıklaması bu anı destanın kritik dönüm noktası olarak tanımlıyor.

De Kreij, DutchNews'e konuşurken parçanın neden hoşuna gittiğini şöyle anlattı: "Odysseia'da öyle çok sıkıcı bölüm var ki. Bu, gerçekten eğlenceli bir bölüm oldu." Araştırmacı, iamexpat'e verdiği demeçte de parçanın yıllarca göz önünde durmuş olmasına şaşırdığını söylüyor: "Aslında çok özel: öylece Utrecht'te bir yerde duruyordu, ama kimsenin haberi yoktu."

Homeros metni bir zamanlar tek biçimli değildi

Bu tür parçalar yalnızca duygusal değeri için önemli değil. Homeros papirüsleri, metnin geçmişte bugünkü kadar sabit olmadığını gösteriyor.

Homer Multitext projesinin yayımladığı tanıtım yazısına göre Homeros papirüsleri MÖ 3. yüzyıldan MS 7. yüzyıla kadar uzanıyor ve hepsi parçalı. Bu papirüslerde, ortaçağ el yazmalarının çoğunda bulunmayan dizeler var; uzmanlar bunlara "artı dizeler" diyor. Ptolemaios dönemine ait bazı nüshalar öyle farklı ki bir dönem "vahşi" ya da "acayip" diye etiketlenmişler — aynı yazı, bu etiketlemenin kendisini eleştiriyor. Metinlerin görece tek biçimli hale gelmesi ise ancak MÖ 150 dolaylarında başlıyor.

Başka bir deyişle: destan yüzyıllarca sözlü olarak taşındı, yazıya geçtikten sonra da bir süre akışkan kaldı. Utrecht parçası, akışkanlığın büyük ölçüde bittiği ama ortaçağ el yazmalarının henüz yüzyıllar uzakta olduğu bir aradan geliyor.

Metropolitan Sanat Müzesi'ndeki papirüs parçası, MÖ 285-250 dolaylarına tarihlenen Odysseia dizelerini taşıyor
Metropolitan Sanat Müzesi'ndeki papirüs parçası, MÖ 285-250 dolaylarına tarihlenen Odysseia dizelerini taşıyor — Bilinmeyen, CC0 (Wikimedia Commons)

İskenderiye'nin editörleri

Metni derleyip toparlayan asıl adres antik kütüphanelerdi. Wikipedia'nın Odysseia maddesinin derlediğine göre hem İskenderiye hem Pergamon kütüphanesinin bilginleri destanın eski nüshaları üzerinde çalıştı. İskenderiye tarafında üç ad öne çıkıyor: Efesli Zenodotos (MÖ 3. yüzyıl başı), Bizanslı Aristophanes (MÖ 2. yüzyıl başı) ve Samothrakeli Aristarkhos (MÖ 2. yüzyıl ortası).

Aynı maddeye göre MÖ 1. yüzyıl bilgini Didymos'un yorumundan türeyen malzemede antik nüshalar ikiye ayrılıyor: "şehir baskıları" ve "tekil baskılar". Birincisi bir şehirde üretilmiş, belki resmî sayılan metinler; ikincisi tek tek bilginlerin hazırladığı sürümler.

Bu editörlerin kararları bugün hâlâ tartışılıyor. Aristarkhos ile Bizanslı Aristophanes, destanın gerçek bitişinin 23. Kitap'ın 293-295. dizeleri olduğunu düşünüyordu — yani elimizdeki metnin son bir buçuk bölümünü fazlalık sayıyorlardı. Aynı tartışma bugün de sürüyor.

El yazmasından matbaaya, oradan Türkçeye

Metnin Batı Avrupa'ya dönüşü geç oldu. Wikipedia maddesine göre Nicholas Sigeros, 1354'te Petrarca'ya İlyada ve Odysseia el yazmaları verdi; Petrarca'nın mektuplaştığı Boccaccio ise Leontius Pilatus adlı bir keşişi Latince düzyazı çeviri yapmaya ikna etti. Pilatus İlyada'yı bitirdi, Odysseia'yı bitirmeye yaklaştı. Yunanca ilk basılı baskı ise 1488'de Milano'da, Demetrios Khalkokondiles eliyle çıktı.

Türkçeye geliş çok daha yakın tarihli. Ege Üniversitesi Mütercim-Tercümanlık Bölümü'nün yazar sayfasına göre dilbilimci Ahmet Cevat Emre, Yunanca eserleri Fransızcadan çevirdi ve Odysseia'yı Türkçeye kazandıranlardan biri oldu. Türk Tarih Kurumu kütüphanesi kataloğunda bu çeviri "Odüsseia (odise)" adıyla iki cilt halinde kayıtlı.

Bugün en çok okunan sürüm ise Azra Erhat ile A. Kadir'in ortak çalışması. Çevirmenler Meslek Birliği'nin sitesinde yayımlanan yazıya göre Erhat, klasik filoloji donanımını A. Kadir'in şiir diliyle birleştirerek çeviriyi Sander Yayınları için hazırladı; yazı çevirinin tarihini 1970 olarak veriyor. Metin sonraki yıllarda Can Yayınları'ndan çıkmayı sürdürdü.

AşamaNe oldu
MÖ 3. yüzyıl - MÖ 150Papirüsler birbirinden belirgin biçimde farklı; "artı dizeler" yaygın (Homer Multitext)
MÖ 3-2. yüzyılİskenderiye bilginleri Zenodotos, Aristophanes ve Aristarkhos metin üzerinde çalışıyor
MS 300 dolaylarıFayyum'da cep boyutu parşömen kodeks; Utrecht parçası buradan (Utrecht Üniversitesi)
1354Sigeros, Petrarca'ya el yazmalarını ulaştırıyor
1488Yunanca ilk basılı baskı, Milano
1970Azra Erhat ve A. Kadir çevirisi (Çevirmenler Meslek Birliği)

Bulgunun sınırı

Parça, Odysseia'nın metnini değiştirmiyor. Utrecht'in duyurusunda, 12. Kitap'ın tam olarak hangi dizelerinin parçada bulunduğu belirtilmiyor; parçanın ortaçağ metninden farklı bir okuma sunup sunmadığı da açıklanmış değil. Tarihleme de nokta atışı değil: üniversite 3. ya da 4. yüzyıl aralığını veriyor, kesin bir yıl vermiyor.

Zamanlama konusunda da açık bir nokta var. Hem DutchNews hem iamexpat, de Kreij'in parçayı yaklaşık iki yıl önce fark ettiğini, duyurunun ise Christopher Nolan'ın destandan uyarladığı filmin yarattığı ilgiyle aynı döneme denk getirildiğini yazıyor. Bulgunun kendisi bundan etkilenmiyor, ama "yeni bulundu" ifadesini okurken bunu bilmekte yarar var.

Karşılaştırma için bir ölçü: Manchester Üniversitesi, John Rylands Kütüphanesi'ndeki 3. yüzyıl parşömeni için "dünyada kitap biçiminde günümüze ulaşan en eski Odysseia nüshası" diyor. Utrecht parçası o ölçekte bir nesne değil; aynı dönemden, çok daha küçük bir tanık.

Sırada ne var

De Kreij'in Utrecht koleksiyonundaki Mısır kökenli metinleri topladığı cilt, üniversitenin duyurusuna göre "Hieratic, Demotic, Greek, and Coptic Texts in the Utrecht University Collection" adıyla yayımlanacak. Asıl merak edilen orada görülecek: parçadaki dizeler, bugün okuduğumuz metinle harfi harfine örtüşüyor mu, yoksa küçük de olsa bir sapma mı var?

Bir de daha rahatsız edici bir soru kalıyor. Bu parça, yetmiş yıl boyunca dünyanın sayılı üniversite koleksiyonlarından birinde, yanlış bir etiketin altında bekledi. Dünyanın dört bir yanındaki kütüphane depolarında, "önemsiz" diye kayda geçilmiş kaç parça daha ikinci bakışı bekliyor?

Fotoğraf: Homer, Public domain, Wikimedia Commons

Haberi beğendin mi?
Paylaş WhatsApp X Facebook
Kültür Masası

Bu içerik, Yudum Kültür Masası editör ekibi tarafından derlenip yayına hazırlanmıştır. Güncel gelişmeler için haber akışını takip edebilirsiniz.

İlgili haberler

Yudum

1998'den beri, dünyanın her yerinden — sohbet, radyo, oyunlar ve daha fazlası.

Sohbete katıl Ücretsiz üye ol

Yalnız 18 yaş ve üstü — Yudum üzerindeki canlı sohbet, sesli ve görüntülü görüşmeler yetişkinler içindir. Neden?

2489
haber
5982
kimdir
836
tarif
383
rüya tabiri
34
test
204
üye