Denizin yuttuğu 5.000 yıllık ormanlar Mozambik'te mercansız resife dönüştü
Mozambik'in Bazaruto kıyısında sular altında kalmış eski ormanların turbası, mercan olmadan resif işlevi görüyor. Tropiklerdeki ilk ekolojik ölçüm, burada 41 balık türünün komşu mercan resifiyle ortak olduğunu gösterdi.
Mozambik kıyısında, Bazaruto Takımadaları'nın karşısındaki San Sebastian Yarımadası'nın güney yakasında su yalnızca iki üç metre derinlikte. Dalgıçlar burada bir resif arar gibi dibe indiklerinde mercan bulmuyor. Kumun arasından kahverengi, sıkışmış, yer yer çatlaklarla oyulmuş bir zemin yükseliyor. Üstünde deniz çayırı ve yosun, yarıklarında dikenli ıstakozlar, çevresinde küçük balık sürüleri. Bu zeminin aslı denizle ilgili değil: birkaç bin yıl önce burada duran kıyı ormanlarının ve bataklıklarının toprağı.
Bilim insanları bu oluşumlara turba resifi diyor. Bazaruto Bilimsel Çalışmalar Merkezi'nin (BCSS) okyanus gözlemevinden Mario Lebrato'nun ilk yazarı olduğu çalışma, 12 Ekim 2026'da Scientific Reports dergisinde açık erişimle yayımlandı. Ekipte Southampton, Plymouth, Heriot-Watt ve Newcastle üniversitelerinden, ABD'deki New England Üniversitesi'nden ve Kanada merkezli Sound Ocean Science'tan araştırmacılar var. Yazarlara göre bu, tropik kuşaktaki turba resiflerinin ekolojisini inceleyen ilk çalışma.
Konunun önemi o kıyının yapısından geliyor. Lebrato'nun merkezin açıklamasında söylediğine göre bu sahilde doğal sert deniz tabanı çok az, dibin büyük kısmı sürekli yer değiştiren kum. Kumda tutunacak yer bulamayan canlılar için deniz dibinde açığa çıkan eski bir orman toprağı, çölde bulunmuş bir kaya gibi. Çalışma, böyle bir zeminin yalnızca canlı barındırmakla kalmayıp yakındaki mercan resifleriyle aynı türleri paylaşan, işleyen bir yaşam alanına dönüşüp dönüşmediğini soruyor.
Turba: çürümeye fırsat bulamamış bitki
Turba, suya doymuş topraklarda biriken, yarı çürümüş bitki kalıntısıdır. Bataklıkta su, havadaki oksijenin toprağa ulaşmasını keser; ölen yaprak, kök ve dal tam olarak ayrışamaz, kat kat üst üste yığılır. Bu birikim çok yavaştır, yılda yaklaşık bir milimetre. Bu yüzden kalın bir turba tabakası binlerce yılın ürünüdür. Türkiye'de bahçecilikte saksı toprağına karıştırılan "torf" da aynı malzemenin bir türüdür.
Turba aynı zamanda bir karbon deposudur: içindeki bitki dokusu ayrışmadığı için karbonu atmosfere geri vermez. Bazaruto örneklerinde kuru ağırlığın yüzde 40'a varan kısmı organik karbon çıktı. Ekip karbonun kaynağını izotop oranlarıyla da sınadı. Örneklerin çoğunda karbon-13 oranı, kara bitkilerinin tipik imzası olan eksi 25 ile eksi 28 binde birlik aralıkta kümeleniyor. Yani malzeme denizde oluşmamış, karada büyümüş bitkilerden kalmış.

Ormanı deniz nasıl yuttu?
Hikâyenin arka planında son buzul çağının bitişi var. Yaklaşık 20 bin ile 7 bin yıl öncesi arasında buzullar eridikçe dünya genelinde deniz seviyesi toplam 100 metre kadar yükseldi; bunun 60 metre kadarı yalnızca 12 bin ile 7 bin yıl öncesi arasına, Holosen'in ilk dilimine düşüyor. Holosen, içinde yaşadığımız ve yaklaşık 11.700 yıl önce başlayan jeolojik dönemin adı. Bu yükseliş kıyı çizgilerini pek çok yerde karanın içine doğru itti.
Araştırmacıların Bazaruto için önerdiği model üç aşamalı. Yaklaşık 10 bin yıl önce nehirlerin taşıdığı tortu geniş kıyı ovaları ve kumullar oluşturdu. Yaklaşık 5 bin yıl önce, Holosen'in ortasında, kıyı geriledi; ormanlar ve bataklıklar sular altında kaldı, turba birikmeye devam etti. Sonraki binyıllarda dalgalar turbanın üstündeki tortuyu söküp götürdü ve sertleşmiş eski toprak deniz dibinde açıkta kaldı. Bugün bu zemin bir yandan aşınıyor: ekip, resiflerin denize bakan kenarlarında koparak dalgayla taşınan turba blokları gözlemledi. Mevsimlik dalgalar, tropik siklonlar ve sert gelgitler zemini kimi zaman kumla örtüyor, kimi zaman yeniden açıyor.
Yaş tayini için üç turba resifinden alınan 22 örnek, Almanya'daki Curt-Engelhorn Arkeometri Merkezi'nde radyokarbon yöntemiyle tarihlendi. Makalenin özetinde verilen aralık bugünden yaklaşık 300 ile 5.000 yıl öncesi; sonuçlar bölümünde kalibre edilmiş tarihler için verilen aralık ise yaklaşık 800 ile 4.500 yılın biraz üstü. Radyokarbon geleneğinde "bugün" 1950 yılını ifade ediyor. Yazarlar, aynı resiften alınan örneklerin farklı yaşlar vermesini, açıkta duran ve gömülü kalan turbanın farklı birikim evrelerinden gelebileceğine bağlıyor.
Mercan yok, balık var
Ekip 2023'te, deniz koruma alanlarının dışında kalan üç turba resifini ve 12-22 metre derinlikteki bir mercan resifini aynı yöntemlerle taradı: fotoğraflı çerçevelerle zemin örtüsü, şerit hatlar boyunca omurgasızlar, sabit noktadan küçük balıklar ve 20 santimden büyük hayvanlar ayrı ayrı sayıldı. Aşağıdaki tablo, makaledeki rakamlardan derlendi.
| Ölçüm | Mercan resifi | Turba resifleri |
|---|---|---|
| Derinlik | 12-22 m | 2-4 m |
| Canlı mercan örtüsü | Yaklaşık yüzde 60-70 | Sıfır |
| Ölçülen sıcaklık aralığı | 26,8-27,6 °C | Gün içinde 24,5-28,6 °C |
| Küçük balık türü (20 cm altı) | 54 | Resif başına 26-36 |
| İki habitatta ortak küçük balık türü | 41 | 41 |
| Yalnız o habitatta görülen küçük balık türü | 14 | 18 |
| İri hayvan türü (20 cm üstü) | 25 | Resif başına 6-11 |
| İki habitatta ortak iri hayvan türü | 44 | 44 |
| Omurgasız türü | 28 | Resif başına 12-14 (mercanla ortak tür yok) |
Turba resiflerinde canlı mercan hiç yok. Zemini yosunlar, deniz çayırı ve açıkta duran turba paylaşıyor; ortalama örtüde yosun yüzde 27,6'ya, deniz çayırı yüzde 20,2'ye, çıplak turba yüzde 29,4'e kadar çıkıyor. Omurgasızlar tarafında istiridyeler ve öteki çift kabuklular, deniz kestanesi ile deniz yıldızının dahil olduğu derisi dikenliler ve zemine yapışan balanus benzeri kabuklular öne çıkıyor. Mercan resifindeki omurgasız türlerinin hiçbiri turbada kayda geçmedi; bu iki dünya zemin düzeyinde gerçekten ayrı.
Balıklarda tablo değişiyor. Küçük balıkların 41 türü iki habitatta ortak, iri hayvanların 44 türü de öyle. Araştırmacılar turba resiflerinde çok sayıda yavru balık gördüklerini, bunların arasında normalde mercan resifleriyle anılan lutjanların, homurdanan balıkların ve palyaço balığının da dahil olduğu pomasentrid ailesinin yavruları bulunduğunu yazıyor. Bu, turbanın deniz çayırı çayırlarına ya da mangrov köklerine benzer biçimde bir kreş işlevi gördüğüne işaret ediyor: yavrular burada saklanıp beslenebiliyor, büyüyünce mercana geçebiliyor. Lebrato'nun açıklamadaki ifadesiyle: "Bir zamanlar orman zemini olan yer, şimdi resif balıklarının kreşi."

İri hayvanlarda turba resiflerine mavi çizgili lutjan (Lutjanus kasmira) hâkimdi. Turba bloklarının oyuklarında çok sayıda dikenli ıstakoz saklanıyordu. Bölgede yaşayan yeşil deniz kaplumbağaları ve dugonglar, yani deniz çayırıyla beslenen iri deniz memelileri de zaman zaman turba alanlarının çevresinde görüldü; yazarlar bu otçulların turbadaki çayır yamalarında beslenebileceğini düşünüyor.
Böyle bir olgu ilk kez görülmüyor, ama ilk kez tropiklerde ölçülüyor. Makalenin hatırlattığı bir örnek ABD'nin Cape Cod kıyısından: oradaki haliçlerde tuzlu bataklık turbasından kopmuş blokların, yosun örtüsü taşıdığı ve yavru Amerikan ıstakozlarını, çakıllı tipik kreş alanlarıyla kıyaslanabilir yoğunlukta barındırdığı daha önce belgelenmişti.
Bulgunun sınırları
Çalışmanın rakamları ilk bakışta "turba resifi mercan kadar zengin" diye okunabilir; makalenin kendisi daha temkinli. Mercan resifinde küçük balık sayısı, özellikle 10 santimin altındakilerde, belirgin biçimde daha yüksek. Turba resiflerinde çeşitlilik endeksi biraz daha yüksek çıksa da bireyler daha az ve topluluk birkaç baskın aileye yaslanıyor. Balık ve iri hayvan topluluklarındaki farklar istatistiksel olarak anlamlı değil; yazarlar bunun sınırlı örneklemden kaynaklanabileceğini açıkça belirtiyor. Mercan sahası omurgasızlar için beş ayrı günde sayılırken her turba resifi bir kez sayıldı. Karşılaştırma tek bir mercan resifine ve üç turba resifine dayanıyor.
Karbon konusunda da yazarlar frene basıyor. Yüzde 40'lık karbon oranı alınan örneklerin bileşimini gösteriyor, resiflerin toplam karbon stokunu değil. Üzerinde canlı yaşaması turbanın bugün karbon bağladığını kanıtlamıyor; bu yüzden ekip bu alanları mangrov, tuzlu bataklık ya da deniz çayırı gibi bilinen "mavi karbon" ekosistemleriyle bir tutmuyor. Turba kalınlığı, yoğunluğu, aşınma hızı ve sera gazı akışları ölçülmeden bu soru cevapsız kalacak.
Sırada ne var
Yazarlara göre benzer turba resifleri, geniş kıyı turbalıklarına sahip Güneydoğu Asya, Karayipler ve Batı Afrika kıyılarında da bulunabilir, ama bilimsel literatürde henüz kayıtlı değiller. Ekip, Mozambik'teki kıyı planlarının bu turba çıkıntılarını envantere almasını, özellikle mercan resiflerinin sağlığının gerilediği bölgelerde onları önemli ekolojik unsurlar olarak saymasını öneriyor.
Açık soru, bu yaşam alanlarının ne kadar dayanacağı. Turba resifleri mercan gibi kendini büyütmüyor; ancak deniz onu aşındırdıkça açığa çıkıyor ve aynı süreç onu yavaş yavaş tüketiyor. Deniz seviyesi yükselmeye devam ettikçe karada gömülü başka eski toprakların da denize karışması bekleniyor. Bunların her biri kumla kaplı bir kıyıda yeni bir tutunma yeri mi olacak, yoksa birkaç fırtınada dağılıp gidecek mi, bunu ancak uzun süreli gözlem gösterecek. Bazaruto'daki gözlemevi aynı kıyıyı düzenli olarak ölçmeyi sürdürüyor; cevap da o ölçümlerden gelecek.
Fotoğraf: NASA Earth Observatory images by Wanmei Liang, using Landsat data from the U.S. Geological Survey. Story by Kathryn Hansen., Public domain, Wikimedia Commons