Uranüs'ün Parlak Ayı Ariel'in Derin Okyanusu: 170 Kilometrelik Gizli Su Kütlesi Ortaya Çıktı
Yeni bir araştırma, Uranüs'ün en parlak uydusu Ariel'in yüzeyindeki devasa kırılmaların, 100 mil (170 km) derinliğinde bir iç okyanustan kaynaklandığını ve ayın geçmişte çok daha eliptik bir yörüngeye sahip olduğunu gösteriyor.
Uranüs'ün en parlak ve ikinci en yakın uydusu Ariel, yalnızca 720 mil (1.159 km) çapıyla Uranüs sisteminin dördüncü büyük ayı olmasına rağmen, bilim insanlarını şaşırtan bir karmaşıklığa sahip. Son yayımlanan Icarus makalesi, Ariel'in buzlu kabuğunun altında bir zamanlar 100 mil (170 kilometre) derinliğinde dev bir okyanus barındırmış olabileceğini ortaya koydu. Bu bulgu, geçen yıl aynı ekip tarafından Miranda için rapor edilen benzer kanıtlarla birleştiğinde, Uranüs sisteminin birden fazla "ikiz" okyanus dünyasına ev sahipliği yapabileceği ihtimalini güçlendiriyor.
Ariel'in yüzeyi, antik çarpma kraterleriyle genç kraterler, düzlenmiş alanlar ve hatta kripto-volkanik aktivite izleri gibi çok çeşitli jeolojik oluşumları bir arada barındırıyor. Araştırmanın birinci yazarı Caleb Strom, "Bazı pürüzsüz bölgeler, su, buz ya da diğer uçucu maddelerin eriyik kayalar yerine dışarı püskürtülmesiyle oluşan kripto-volkanizma sonucu meydana gelmiş olabilir" diye açıklıyor. Bunun yanı sıra, ayın yüzeyinde gözlemlenen devasa çatlaklar, sırtlar ve grabenler (kabuğun bir kısmının çevresindeki bölgelere göre daha alçak bir seviyeye düşmesi) Güneş Sistemi'nde nadir görülen ölçeklerde. Bu devasa yapılar, araştırmacıları Ariel'in iç yapısı ve geçmiş yörüngesi hakkında daha derin bir inceleme yapmaya yönlendirdi.
-
Yemek tarifleri
Malzeme listesi, adım adım yapılış, süre ve porsiyon bilgisiyle. Çorbadan tatlıya kategoriye göre gez ya da aradığını doğrudan ara.
Tariflere bak → -
Nasıl yapılır rehberleri
Telefon ayarlarından resmî işlemlere, hesap güvenliğinden günlük hayattaki küçük sorunlara: numaralı adımlar ve tahmini süreyle anlatılmış rehberler.
Rehberleri gör → -
Program arşivi
Tarayıcılar, güvenlik araçları, ofis ve medya yazılımları. Her kayıtta ne işe yaradığı, sürümü ve indirme bağlantısı.
Programlara göz at → -
Sesli ve görüntülü sohbet
Odalarda grup görüntülü sohbet, birebir sesli arama ve canlı yayın. Tarayıcıdan çalışır — eklenti, uygulama ya da kurulum gerekmez.
Odalara gir →
Çalışmanın temel odak noktası, Ariel'in içsel yapısı ve yörüngesel eksantrikliğinin (yörüngesel eliptiklik) zaman içinde nasıl değiştiği. Eksenel eksantriklik, bir yörüngenin ne kadar dairesel olduğunun ölçüsüdür; Ariel'in geçmişteki eksantrikliğinin yaklaşık 0,04 olduğu tahmin ediliyor. Bu değer, günümüzdeki eksantrikliğinin yaklaşık 40 katı ve Jüpiter'in buzlu uydusu Europa'nın eksantrikliğinin dört katı kadar. Bu artış, Uranüs'ün kütleçekimsel çekimlerinin Ariel'in buz kabuğunu daha güçlü bir şekilde gerip sıkıştırarak devasa kırılmaların oluşmasına yol açmış olabilir.
Alex Patthoff, Planetary Science Institute'dan bir kıdemli bilim insanı ve makalenin ortak yazarı, araştırma sürecini şöyle özetliyor: "İlk olarak yüzeydeki büyük yapıları haritaladık, ardından Ariel'in şeklinin futbol topu ile topaç topu arasında değiştiği bir modelle tidal (gelgit) gerilmelerini hesapladık. Bu modeli gözlemlenen yüzey özellikleriyle birleştirerek geçmişteki eksantrikliğini ve okyanusun kalınlığını tahmin edebiliyoruz." Sonuçlar, Ariel'in o dönemde ya çok ince bir buz tabakası üzerine dev bir okyanus, ya da daha kalın bir buz tabakası altında daha küçük bir okyanus barındırdığını gösteriyor; her iki senaryoda da okyanus, gözlemlenen kırılmaların oluşması için zorunlu bir bileşen.
Bu çalışma, Miranda için geçen yıl yayımlanan benzer bir araştırmanın ardından, Uranüs sisteminde birden fazla ayın büyük bir iç okyanus barındırmış olabileceği hipotezini pekiştiriyor. Johns Hopkins Üniversitesi Applied Physics Laboratory'dan Tom Nordheim, "Uranüs sisteminin ikiz okyanus dünyalarına ev sahipliği yapabileceğine dair kanıtlar buluyoruz. Ancak şu ana kadar sadece Ariel ve Miranda'ın güney yarı kürelerini gözlemledik. Gelecek bir uzay aracı, bu modelleri test ederek kuzey yarı kürelerdeki çatlak ve sırtların konumlarını doğrulayabilir" diyor.
Bilim insanları, Ariel'in derin okyanusunun ne zaman var olduğuna ve ne kadar süre sürdüğüne dair kesin bir zaman çizelgesi oluşturamamış olsa da, bu yeni bulgular uzak buzlu dünyalarda okyanusların nasıl oluştuğu, evrildiği ve kaybolduğu konusundaki araştırmalara önemli bir temel sağlıyor. Önümüzdeki yıllarda planlanan bir Uranüs misyonu, Ariel ve Miranda'nın henüz görüntülenmemiş kuzey yarı kürelerini inceleyerek bu tahminleri doğrudan test etme fırsatı sunabilir.