1692'de elle boyanmış 900 sayfalık renk rehberi tam taramasıyla açıldı
Aix-en-Provence'ta bir kütüphanede duran tek nüshalık 1692 el yazması, 700 sayfadan fazla elle boyanmış renk örneği taşıyor. Yüksek çözünürlüklü tam taraması artık çevrimiçi.
Fransa'nın güneyindeki Aix-en-Provence'ta, Bibliothèque Méjanes'in deposunda Ms. 1389 raf numarasıyla duran cilt açıldığında ne bir resim ne bir harita çıkıyor: sayfa sayfa, elle boyanmış renk kareleri. Her karenin yanında o tonun nasıl elde edildiğini anlatan Hollandaca el yazısı bir not var. Kitap 1692'de tamamlanmış; yaklaşık 900 sayfalık hacminin 700 sayfadan fazlası doğrudan renk örneklerine ayrılmış.
Şimdi bu cildin tam, yüksek çözünürlüklü dijital taraması çevrimiçi olarak gezilebiliyor. Open Culture'ın duyurduğu tarama sayesinde sayfalar tek tek yakınlaştırılarak, fırça izleri ve bugüne kalan solmalar görülecek kadar yakından incelenebiliyor.
Önemi şu: bugün matbaacıların ve tasarımcıların rengi birbirine anlatmak için kullandığı Pantone kılavuzları 1963'te yayımlanmaya başlandı. Elimizdeki el yazması aynı işi, aynı mantıkla, 271 yıl önce yapmaya çalışmış — hem de tek bir nüshayla.
Yazarı hakkında neredeyse hiçbir şey bilinmiyor
Kitabın üstünde yazan ad yalnızca bir baş harf ve bir soyad: A. Boogert. Delft'li olduğu dışında kimliği, mesleği, kimin için çalıştığı belirsiz. Hollandaca adı Klaer Lightende Spiegel der Verfkonst, yani kabaca “boya sanatının apaçık aydınlatan aynası”; kütüphane kayıtlarında ise eser Fransızca başlığıyla, Traité des couleurs servant à la peinture à l'eau olarak geçiyor.
Kitabın hedef kitlesi suluboyayla çalışan ressamlar. Boogert yalnızca “işte bu kırmızı” demekle kalmıyor; o tonu nasıl hazırlayacağınızı, sonra aynı boyaya bir, iki ya da üç ölçek su ekleyerek tonu nasıl açacağınızı tarif ediyor. Karşı sayfada da sözünün kanıtını basıyor: aynı rengin giderek açılan kademeleri, kare kare boyanmış halde.
Bu, bir renk kataloğuyla bir atölye defteri arasında kalan tuhaf bir tür. El yazmaları araştırmacısı Erik Kwakkel, yazmayı bir Fransız dijital veri tabanında bulup 2014'te blogunda tanıttığında tam da buna dikkat çekti: kitap, 17. yüzyıl ressam ve illüstratörlerinin atölyesine alışılmadık bir bakış sunuyor. Kwakkel aynı yazıda işin can alıcı çelişkisini de not ediyor: kitap dönemin ressamları için çok değerli olabilecekken, elle yazılmış tek bir nüsha olduğu için dağılma ve etkileme şansı bulamadı. Kwakkel daha sonra yazısına bir düzeltme ekledi — eser Hollandalı araştırmacılar tarafından hiç incelenmemiş görünüyordu, ama meğer Amsterdam Üniversitesi'nde bir doktora çalışmasının konusuymuş.
Newton'dan önce: Aristoteles'in düzeniyle sıralanmış renkler
1692 tarihi burada rastlantı değil, kitabın iskeletini açıklayan şey. Isaac Newton'ın ışığı prizmayla ayırıp renkleri tayf olarak sıralayan hesabı Opticks adlı kitabıyla yaygınlaşmadan önce yazılmış bu cilt. Dolayısıyla Boogert renkleri tayfa göre değil, Aristoteles'ten devralınan renk düzenine göre diziyor: renkler siyahla beyaz arasındaki bir sıralamanın ara durakları sayılıyor.
Bugünden bakıldığında bu “yanlış sistem” gibi görünebilir; oysa pratikte işe yarıyor. Çünkü Boogert'in derdi ışığın fiziği değil, tabakta duran boyanın davranışı. Suyu artırdıkça ne oluyor, iki boyayı karıştırınca hangi ton çıkıyor — bunlar teoriden bağımsız, ölçülebilir şeyler. Kitap tam da bu yüzden kendi teorisi eskidikten sonra bile bir veri kaynağı olarak ayakta kalıyor.
Künyesi
| Yazar | A. Boogert (Delft; tam kimliği bilinmiyor) |
|---|---|
| Tarih | 1692 |
| Dil | Hollandaca (kütüphane kaydı Fransızca başlıkla) |
| Hacim | Yaklaşık 900 sayfa; 700'den fazlası renk örneği |
| Nüsha | Bilinen tek nüsha, tümüyle elle yazılmış ve elle boyanmış |
| Bulunduğu yer | Bibliothèque Méjanes, Aix-en-Provence |
| Raf numarası | Ms. 1389 [1228] |
| Sıralama | Aristotelesçi renk düzenine göre |
Tablodaki bilgiler eseri barındıran kütüphanenin kaydına ve yazmanın dijital nüshasının künyesine dayanıyor.

Rengi standartlaştırma fikri neden bu kadar geç olgunlaştı
Boogert'in yaptığı iş, bir yüzyıldan fazla süre boyunca benzeri görülmemiş bir girişim olarak kaldı. Rengi adlandırıp başkalarının da aynı adı aynı tona vereceği bir sisteme bağlama çabası, 19. yüzyılın başında Goethe'nin 1810 tarihli Renk Öğretisi ve Werner'in 1814'te anılan renk adlandırmasıyla yeniden gündeme geldi. Werner'in listesi özellikle ilginç, çünkü doğabilimcilerin bir kuşun tüyünü ya da bir mineralin damarını birbirine tarif edebilmesi için kurulmuştu; yani rengi bir ölçü birimi gibi kullanmaya çalışıyordu.
Matbaa ve boya sanayisinin aynı dili konuşması içinse 20. yüzyılı beklemek gerekti. Bir rengi numarayla isteyip tam o rengi almak, 1963'ten sonra alışılmış bir işlem oldu. Boogert'in cildi, bu zincirin başında duran ama zinciri başlatmamış bir halka: doğru fikir, yanlış zamanda ve tek kopyada.
El yazmasının ikinci hayatı
Tarama çevrimiçi olunca kitap yeni bir şeye dönüştü: üzerinde işlem yapılabilir bir veri kümesi. Bilgi tasarımcısı Nicholas Rougeux, yazmadaki karışımları tarayıp etkileşimli bir diyagrama ve basılı afişlere çevirdiği bir çalışma yayımladı; böylece Boogert'in sayfa sayfa yayılan denemeleri tek bir görselde yan yana görülebiliyor. Taramanın değeri de burada: cilt artık ancak Aix-en-Provence'a giden birinin görebileceği bir nesne değil.
Geriye birkaç açık soru kalıyor. Boogert'in kim olduğu, bu işi sipariş üzerine mi yoksa kendi merakıyla mı yaptığı bilinmiyor. Daha teknik bir soru da var: 300 yılı geçen boyaların bir kısmı kaçınılmaz olarak soldu, dolayısıyla ekranda görülen kare, 1692'de fırça kalktığında görülen kare değil. Yazmayı bir renk ölçümü kaynağı gibi kullanmak isteyen biri, önce bu solmanın ne kadar olduğunu ölçmek zorunda.
Fotoğraf: Werner, Abraham Gottlob, 1749-1817, Public domain, Wikimedia Commons