Kültür

Arabistan çöllerinde yerleşim için su yetmedi, taş da gerekti

Arabistan çölünde yapılan saha araştırması, ilk insanların yerleşiminde suyun tek başına belirleyici olmadığını, alet taşının da şart olduğunu gösterdi.

4 Kasım 20263 dk okuma1 okunma
Arabistan çöllerinde yerleşim için su yetmedi, taş da gerekti

Eski insan göçlerini açıklayan modeller, grupların su kaynağına kolay ulaşılan yerlere yöneldiğini varsayar. Antik Arabistan'da bu varsayım bir bilmeceye yol açıyor. Muson yağmurlarının bir zamanlar iç bölgedeki kum denizinde göller oluşturduğu ve otlakları beslediği biliniyor. Buna rağmen erken insan yerleşimine dair izler neredeyse yalnızca çölün kenarlarında toplanıyor. Nature dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, bu çelişkinin arkasında suyun yanı sıra taşın da yattığını öne sürüyor.

Modellerle yetinmeyip çöle gittiler

Portekiz'deki Algarve Üniversitesi'nden Jeffrey I. Rose ve ekibi, bu konuda daha önce kimsenin yapmadığı bir şeyi denedi. Önceki çalışmalar bilgisayar modellemesine dayanıyordu. Araştırmacılar ise çölü katederek yaklaşık 1.500 kilometrelik (932 mil) bir güzergâhta zemini kendi gözleriyle inceledi.

Reklam

Ekip, kum tepeleri arasında kalan 125 noktayı tek tek denetledi. Her noktada eski göl tortularını aradı, yerel kaya türlerini kayda geçirdi ve açıkta kalan zemini taş alet ya da insan varlığına işaret eden başka izler için taradı.

Sahadan çıkan sonuç: göller var, insan izi yok

Kapsamlı aramaya rağmen ekip, erken insan yerleşimine ait hiçbir kanıta rastlamadı. Buna karşın 55 noktada eski göllerin izlerini buldu. Fosilleşmiş kabuklar ve devekuşu yumurta kabuğu parçaları da bulundu. Araştırmacılara göre bu buluntular, bölgede alet bırakılmış olsaydı bunların fark edileceğini düşündürüyor. Yani aramanın yetersiz kalmış olması olası görünmüyor.

Saha çalışmasının ardından ekip, jeolojik haritalardan ve bölgesel su ağı yeniden kurgularından yararlanarak Arap Yarımadası için mekânsal bir model geliştirdi. Modeli, Arabistan genelinde bilinen 362 arkeolojik alanla sınadı. Amaç, insanları bir yere çekmek için suyun yeterli olup olmadığını, yoksa alet yapımı için taşın da gerekip gerekmediğini anlamaktı.

Suya erişilen alanların büyük bölümünde uygun taş yoktu

Model, saha gözlemlerine benzer bir tabloyu yarımadanın geneli için de ortaya koydu. Suya erişilebilir sayılan alanın yüzde 57'sinde, zeminin altındaki jeoloji alet yapımına uygun taş barındırmıyordu. Bu da önceki modellerin, eski Arabistan'ın uzun süreli yerleşime elverişli kısmını olduğundan geniş gösterdiği anlamına geliyor.

Çalışmanın yazarları makalelerinde, ham madde jeolojisini hesaba katmayan yayılım modellerinin taş alete bağımlı toplulukların yaşayabileceği alanı sistematik biçimde olduğundan büyük gösterebileceği uyarısını yaptı. Sonuç cümleleri ise şöyle: Erken insan topluluklarının bir çöl manzarasına yerleşip yerleşmemesi, havzaları dolduran su kadar yüzeyde açıkta duran taşa da bağlıydı. Aynı sayıda Nature'da, Algarve Üniversitesi'nden arkeolog Emanuele Cancellieri de araştırmayı bir yorum yazısıyla değerlendirdi.

Arka plan

Arap Yarımadası, Afrika'dan çıkan insan gruplarının izlediği olası güzergâhlar tartışılırken sık sık gündeme gelir. İklim kayıtları, bölgenin geçmişte bugünkünden çok daha nemli dönemler yaşadığını gösteriyor. Muson yağışlarının kuzeye doğru ilerlediği bu evrelerde, bugün kavurucu olan iç kesimlerde göller ve otlaklar oluşabiliyordu. Bu nedenle araştırmacılar uzun süre, “yeşil” dönemlerde çölün insanlara açık bir koridor olduğunu varsaydı.

Taş alet kullanan toplulukların günlük yaşamı ise yalnızca içme suyuna değil, kesici alet üretmek için uygun kayaya erişime de dayanıyordu. Çakmaktaşı gibi kırıldığında keskin kenar veren kayalar her yerde bulunmaz. Kum örtüsüyle kaplı geniş bir havzada su olsa bile elverişli taş yoksa, alet yapımı ve onarımı güçleşir, uzun süre kalmak zorlaşır.

Neden önemli?

Bulgular, insanlığın yayılımını yalnızca iklim ve su haritalarıyla okumanın sınırlarını gösteriyor. Bir bölgenin yaşanabilirliği, çevredeki kaynakların birleşimine bağlı. Su, besin, barınak ve ham madde bu birleşimin parçaları. Modeller bunlardan birini dışarıda bıraktığında, kimin nereye gidebileceğine dair tahminler sapabilir.

Çalışma aynı zamanda arkeolojik izlerin neden çöl kenarlarında yoğunlaştığına dair sınanabilir bir açıklama sunuyor. İç bölgelerde göl bulunması, orada insan yaşadığı anlamına gelmiyor. Bu bakış, gelecekte yapılacak yüzey araştırmalarında ve göç modellerinde jeolojik haritaların da hesaba katılmasını gerektiriyor.

Haberi beğendin mi?
PaylaşWhatsAppXFacebook
Kültür Masası

Bu içerik, Yudum Kültür Masası editör ekibi tarafından derlenip yayına hazırlanmıştır. Güncel gelişmeler için haber akışını takip edebilirsiniz.

Reklam
50,0356,2667,55İstanbul11°

Yudum Dünyası

Kaf Dağı'nın eteğinde bir köy var.

Karakterini yarat, meydanda dolaş, buradakilerle yüz yüze tanış. Tarayıcında, ücretsiz.

  • 🧑 Karakterini yarat
  • 🎲 Kahvede bir el at
  • 🏠 Grubunla ev kur
Günün testiMesajlaşma üslubun ne anlatıyor?Nokta mı koyuyorsun, ses mi atıyorsun, üç gün sonra mı dönüyorsun? Sekiz soruda klavye karakterini…
Günün burcuAkrepBugün Akrep burcu için içsel gücün ve sezgilerin ön plana çıktığı, enerjisi yüksek bir gün olacak. Güne…

Günün sorusu

İstanbul Boğazı hangi iki denizi birbirine bağlar?

Haftanın düellosu

Bu bölümde

Yudum DünyasıKaf Dağı'nın eteğinde bir köy seni bekliyor.Ücretsiz katıl →