Kültür

Danimarka'da Mezolitik okların küçük ucu zehre işaret ediyor

Danimarka'daki taş ok uçlarının boyutu, avcı-toplayıcıların büyük av hayvanları için bitkisel zehir kullanmış olabileceğini düşündürüyor.

4 Kasım 20263 dk okuma
Danimarka'da Mezolitik okların küçük ucu zehre işaret ediyor

Sonbahar yürüyüşlerinde gözümüze hoş görünen bazı Avrupa ağaçları aslında karanlık bir yan taşıyor. Porsuk ağacının kırmızı, kadeh biçimli tohum örtüleri bunlardan biri ve içerdiği toksinlerin geçmişte ok uçlarını zehirlemek için kullanılmış olabileceği düşünülüyor. Bir arkeoloji dergisinde yayımlanan yeni Danimarka çalışması ise bu fikri zehrin kendisinden değil, okun ucunun boyutundan yola çıkarak ele alıyor.

Kanıt zehir değil, ok ucunun ölçüsü

Araştırmacılar, Avrupa'da tarımın başlamasından hemen önceki dönem olan Mezolitik'e ait Danimarka taş alet teknolojisini incelemiş. Zehir yüzyıllar önce yok olduğu için geriye yalnızca taş uçlar kalıyor. Bu yüzden ekip, doğrudan kimyasal iz aramak yerine ok uçlarının biçimine ve boyuna odaklanmış.

Reklam

Mantık şöyle: Zehir kullanılmayan oklar genellikle daha büyük yapılır, çünkü hayvanın etine yeterince hasar vermeleri gerekir. Zehirli bir okun ise avı yalnızca yaralaması yeterlidir. Zehrin kan dolaşımına karışması işi tamamlar. Erken Mezolitik'e ait küçük ve belirgin ok uçları, bu nedenle büyük av hayvanlarının zehirle avlandığına işaret ediyor olabilir.

Orta ve geç Mezolitik'te ise tablo farklı. Bu dönemin ok uçları daha büyük ve daha küçük av hayvanları için kullanılmış. Araştırmacılara göre bu boyutlar zehir kullanımına dair bir ipucu vermiyor.

Danimarka'da hangi bitkiler eldeydi?

Erken Mezolitik Danimarka'sında avcı-toplayıcıların ulaşabileceği birkaç zehirli bitki vardı. Çalışmada olası zehir kaynakları olarak şunlar sayılıyor: su baldıranı, kuş kirazı, düğün çiçeği ve ısırgan otu familyasından değil, patlıcangillerden olan tatlıacı (bittersweet nightshade). Yazarlar, ok ucu biçimi, av boyutu ve çevredeki zehirli bitkilerin bulunabilirliği arasındaki ilişkiden zehir kullanımını çıkarım yoluyla savunuyor.

Çalışmaya göre zehir, erken Mezolitik'te geyik türü büyük hayvanları ve yaban öküzü atası olan yaban sığırını avlamak için yaygın olabilir. Yazarlar, ileride yapılacak araştırmaların çok küçük toksin izlerini doğrudan test edebileceğini de öneriyor.

Arka plan

Zehirle avlanma yalnızca Avrupa'ya özgü bir fikir değil; arkeolojik ve etnografik örneklerde çok geniş bir coğrafyada görülüyor. Güney Afrika'daki Border Cave'de bulunan, yaklaşık 24.000 yıllık bir zehir uygulayıcı aletin hint yağı bitkisinden elde edilen risinle ilişkilendirildiği belirtiliyor. Namibya'daki San ve Ju|'hoan halkları ise böcek larvalarını ve Bushman zehri denen etli bir bitkinin özsuyunu kullanıyor. Pek çok başka toksinin kimliği hâlâ bilinmiyor, ama avda yardımcı olarak kullanıldıkları iyi biliniyor.

Küçük taş aletlerde zehir kullanımına dair en eski doğrudan kanıt ise KwaZulu-Natal'daki Umhlatuzana Kaya Sığınağı'ndan geliyor. Zehrin büyük olasılıkla Afrika'ya özgü soğanlı bir bitki olan Boophone disticha'dan elde edildiği düşünülüyor. Bu zehirli okların bulunduğu katmanlar yaklaşık 60.000 yıl öncesine tarihleniyor; bu da teknolojinin çok derin köklere dayandığını gösteriyor.

Zehrin işe yaraması için ciddi bilgi ve önlem gerekiyor. Avcının bitkinin ya da hayvanın özelliklerini, zehrin nasıl hazırlanıp yoğunlaştırılacağını ve karışımın nasıl kullanılacağını bilmesi şart. Ayrıca etin kirlenmemesi gerekiyor; bazen yara çevresindeki dokunun çıkarılması da gerekebilir. Burada kritik nokta şu: Bir madde yaradan kana karıştığında öldürücü olabilir, ama yutulduğunda zor emilebilir.

Neden önemli?

Bulgu, Mezolitik avcı-toplayıcıların yalnızca taş işçiliğinde değil, bitki bilgisinde ve kimyasal uygulamada da ileri olabileceğini düşündürüyor. Zehir arkeolojik kayıtta neredeyse hiç iz bırakmadığından, bu tür bir teknolojiyi görünür kılmanın yolu dolaylı kanıtlardan geçiyor. Ok ucu boyutu da bu dolaylı kanıtlardan biri olarak öne çıkıyor.

Çalışma daha geniş bir resme de oturuyor. Yaklaşık 19.000 ile 12.500 yılları arasında (M.Ö.) Batı ve Orta Avrupa'nın büyük bölümünde Magdalenien geleneğiyle ilişkili avcı-toplayıcılar yaşamıştı. Bu geleneğin sonuna doğru, ardıl kültürlerin taş aletlerinde küçülme eğilimi belirdi. Danimarka'daki bulgular bu eğilime uyuyor.

Eski DNA verileri, o dönemde Avrupa'da yeni bir nüfusun yayıldığını gösteriyor. Araştırmacılar, etkili ok zehirlerinin bu grubun başarısının sırlarından biri olabileceğini öne sürüyor. Yine de zehirli okların her avcı-toplayıcı topluluğunun kullandığı evrensel bir teknoloji olmadığı da vurgulanıyor. Danimarka örneğinde kesin sonuç için doğrudan toksin izi bulunması gerekecek.

Haberi beğendin mi?
PaylaşWhatsAppXFacebook
Kültür Masası

Bu içerik, Yudum Kültür Masası editör ekibi tarafından derlenip yayına hazırlanmıştır. Güncel gelişmeler için haber akışını takip edebilirsiniz.

Reklam
50,0356,2667,55İstanbul12°

Yudum Dünyası

Kaf Dağı'nın eteğinde bir köy var.

Karakterini yarat, meydanda dolaş, buradakilerle yüz yüze tanış. Tarayıcında, ücretsiz.

  • 🧑 Karakterini yarat
  • 🎲 Kahvede bir el at
  • 🏠 Grubunla ev kur
Günün testiGece insanı mısın, sabah insanı mı?Saat 23.00'te uykun mu geliyor, aklın mı açılıyor? Sekiz soruda biyolojik saatini söylüyoruz.
Günün burcuAkrepSevgili Akrep, bugün duygusal enerjin yüksek ve içsel sezgilerin seni doğru yönlere taşıyacak. Aşk…

Günün sorusu

Standart bir piyanoda kaç tuş vardır?

Haftanın düellosu

Bu bölümde

Yudum DünyasıKaf Dağı'nın eteğinde bir köy seni bekliyor.Ücretsiz katıl →