Günde iki üç fincan kafeinli kahve, daha düşük demans riskiyle ilişkilendirildi
ABD'de yetişkinlerle yapılan uzun soluklu bir çalışmada kafeinli kahve tüketimi, daha düşük demans riskiyle ilişkilendirildi; ancak bu bir neden-sonuç kanıtı…

Sabah uyanmanıza yardım eden kahve, beyin sağlığı açısından da dikkat çekici bir ilişkinin parçası olabilir. ABD'de yetişkinler üzerinde yürütülen uzun soluklu bir çalışma, düzenli kafeinli kahve içenlerde demans görülme oranının belirgin biçimde daha düşük olduğunu ve yaşlanırken bilişsel sağlığın daha iyi seyrettiğini ortaya koydu. Takip süresi 43 yıla kadar uzanan veriler, gündelik içecek alışkanlıklarının beyinle ilişkisini uzun vadede görmek için değerli bir pencere sunuyor.
Kahve içenlerde demans oranı belirgin biçimde düşük
Araştırmacılar, yüksek miktarda kafeinli kahve tüketen yetişkinlerde demansın, kahveyi nadiren içen ya da hiç içmeyenlere göre çok daha düşük oranda görüldüğünü belirledi. Rakamlara bakıldığında, çok kahve içenlerde her yıl 100 bin kişide 141 demans vakası kaydedildi. Kahveyi nadiren içen ya da hiç içmeyen grupta bu oran 100 bin kişide 330 oldu.
En güçlü ilişki, günde iki ila üç fincan kafeinli kahve içen kişilerde görüldü. Bu miktarın üzerine çıkmak ek bir koruma sağlıyor gibi görünmedi; yani daha fazlası mutlaka daha iyi anlamına gelmiyor.
Öznel bilişsel gerilemede de fark var
Fark yalnızca tanı konmuş demansla sınırlı kalmadı. Daha fazla kafeinli kahve içen katılımcıların, hafızalarının ya da düşünme becerilerinin gerilediğini bildirme olasılığı da daha düşüktü. Yüksek miktarda kafeinli kahve tüketenlerde öznel bilişsel gerileme bildirenlerin oranı yüzde 7,8 iken, kahveyi nadiren içen ya da hiç içmeyenlerde bu oran yüzde 9,5 oldu.
Öznel bilişsel gerileme, kişinin hafıza ya da düşünmede kendi fark ettiği değişiklikleri anlatıyor; bu değişiklikler resmi bilişsel testlerle mutlaka doğrulanmış olmayabilir. Bilgiyi hatırlamak, dikkati toplamak ya da doğru kelimeyi bulmak eskisinden zor gelebilir. Bu tür şikâyetler otomatik olarak demans anlamına gelmez, ama insanların yaşlandıkça bilişsel yeteneklerindeki değişimi nasıl algıladığına dair yararlı bir ipucu verir.
Genetik risk tabloyu değiştirmedi
Dikkat çeken bir başka bulgu, ilişkinin katılımcıların genetik demans riskinden bağımsız olarak görülmesi. Başka bir deyişle, kalıtsal özellikleri nedeniyle hastalığa daha yatkın olabilecek kişilerde de kahve tüketimi ile beyin sağlığı arasındaki bağ gözlendi. Genetik etkenler demansta önemli rol oynasa da yaş, genel sağlık durumu ve yaşam tarzını da kapsayan çok daha geniş bir tablonun yalnızca bir parçası.
Çay da olumlu, kafeinsiz kahve farklı
Araştırmacılar çay içmenin de daha düşük demans riski ve daha iyi bilişsel işlevle bağlantılı olduğunu gördü. Çayda en güçlü ilişki günde bir ila iki fincan içenlerde ortaya çıktı. Kahvede olduğu gibi, bu miktarın üzerinde ek bir yarar görülmedi.
Kafeinsiz kahve ise aynı ilişkiyi göstermedi. Bu durum, bağlantıyı açıklamada kafeinin kendisinin rol oynayıp oynamadığı sorusunu gündeme getiriyor. Yine de çalışma bu konuda kesin bir mekanizma göstermiyor.
Arka plan: demans nedir?
Demans, hafızayı, düşünmeyi, akıl yürütmeyi ve günlük işleri yapma becerisini giderek bozan durumları kapsayan genel bir terimdir. En sık nedeni Alzheimer hastalığıdır, ancak başka beyin rahatsızlıkları da demansa yol açabilir. Ara sıra unutkanlık yaşlanmanın olağan bir parçası olabilir; demansta ise güçlükler gündelik yaşamı aksatacak düzeye ulaşır.
Nüfuslar yaşlandıkça demansla ilişkili yaşam tarzı etkenlerini belirlemek, halk sağlığı araştırmalarının önemli başlıklarından biri haline geliyor. Beslenme, hareket, uyku ve sosyal bağlar gibi pek çok alışkanlık bu çerçevede inceleniyor; kahve ve çay da bu geniş listeye eklenen içecekler.
Neden önemli?
Bulgular, kahve gibi yaygın bir alışkanlığın beyin sağlığıyla bağlantılı olabileceğini düşündürdüğü için ilgi çekiyor. Ancak bu çalışma bir ilişkiyi gösteriyor; kahvenin demansı doğrudan önlediğini kanıtlamıyor. Kahve içenlerle içmeyenler arasındaki başka farklar, örneğin yaşam tarzı ya da sağlık durumu, sonuçlara katkıda bulunmuş olabilir.
Bu nedenle sonuçlar, kahve içmeyen birinin başlaması gerektiği şeklinde yorumlanmamalı. Kafein hassasiyeti, uyku sorunları, kalp ritmi şikâyetleri ya da hamilelik gibi durumlarda kişinin kendi doktorunun önerileri belirleyici olmalıdır. Bulgular daha çok, ölçülü kafeinli kahve ve çay tüketiminin sağlıklı bir yaşam düzeninin içinde zararsız, hatta belki yararlı bir yer tutabileceğine işaret ediyor.
Kaynak: Yudum — https://www.yudum.net/haber/gunde-iki-uc-fincan-kafeinli-kahve-daha-dusuk-demans-riskiyle-iliskilendirildi.html — Yazdırma tarihi:




















