Hemingway'in Fitzgerald'a yazdığı mektup: acıyı kullan ama onunla hile yapma
28 Mayıs 1934'te Key West'ten yazılan mektupta Hemingway, arkadaşının yeni romanını satır satır söküyor. Tavsiye listesinin altında taraflı bir hesap da var.
Key West, 28 Mayıs 1934. Ernest Hemingway oturup arkadaşının yeni romanı hakkında ne düşündüğünü yazmaya başlar. İlk cümle, nezaket faslının olmayacağını duyurur. Mental Floss'un yayımladığı mektup metnine göre Hemingway şöyle açar: "Beğendim ve beğenmedim."
Mektubu alan kişi F. Scott Fitzgerald'dır. Aynı yılın 12 Nisan'ında, The Great Gatsby'den dokuz yıl sonraki ilk romanı Tender Is the Night Charles Scribner's Sons'tan çıkmıştır. Mental Floss'un aktardığına göre Fitzgerald o on yılı zorlukla geçirmiştir: eşi Zelda 1930'da hastaneye yatırılmış, parası suyunu çekmiş, içkiyle arası iyice bozulmuştur. Romanı gönderirken beklediği şey büyük ihtimalle bir omuz sıvazlamasıdır. Aldığı şey bir liste olur.
-
Yemek tarifleri
Malzeme listesi, adım adım yapılış, süre ve porsiyon bilgisiyle. Çorbadan tatlıya kategoriye göre gez ya da aradığını doğrudan ara.
Tariflere bak → -
Nasıl yapılır rehberleri
Telefon ayarlarından resmî işlemlere, hesap güvenliğinden günlük hayattaki küçük sorunlara: numaralı adımlar ve tahmini süreyle anlatılmış rehberler.
Rehberleri gör → -
Program arşivi
Tarayıcılar, güvenlik araçları, ofis ve medya yazılımları. Her kayıtta ne işe yaradığı, sürümü ve indirme bağlantısı.
Programlara göz at → -
Sesli ve görüntülü sohbet
Odalarda grup görüntülü sohbet, birebir sesli arama ve canlı yayın. Tarayıcıdan çalışır — eklenti, uygulama ya da kurulum gerekmez.
Odalara gir →
Mektup bugün, yazmakla uğraşan herkesin karşısına alıntı olarak çıkan metinlerden biri. Ama tam hâli, o alıntıların gizlediği iki şeyi birden taşıyor: bir yazarlık el kitabı gibi okunabilecek kadar keskin, aynı zamanda yazanın kendi anlatısını kurduğu, taraflı ve yer yer haksız bir belge. İkisini ayrı ayrı görmeden mektubu anlamak zor.
İtiraz neye: gerçek insanları romana taşımak
Hemingway'in ilk itirazı üsluba değil, yönteme. Fitzgerald romanın merkezine, Fransız Rivierası'ndaki arkadaşları Gerald ve Sara Murphy'yi model alan bir çift koymuştur. Hemingway mektubunda romanın Sara ile Gerald'ın olağanüstü bir tasviriyle başladığını, sonra Fitzgerald'ın onlarla oynamaya başladığını yazar; okuduğu nüshayı John Dos Passos'un yanında götürdüğünü, bu yüzden metne bakarak konuşamadığını da ekler.
İtirazın özü şu. Hemingway'in mektubunda yazdığına göre: "Gerçek insanları alıp onlar hakkında yazıyorsan, onlara sahip olduklarından başka anne baba veremezsin... yapmayacakları hiçbir şeyi onlara yaptıramazsın." Devamı daha sert: Fitzgerald insanların geçmişleriyle ve gelecekleriyle öyle keyfince oynamıştır ki ortaya insanlar değil, olağanüstü iyi taklit edilmiş vaka kayıtları çıkmıştır.
Buradan Hemingway'in kendi yazarlık tanımına geçilir ve mektubun en sık alıntılanan cümlelerinden biri gelir: "Uydurmak en güzel şeydir ama gerçekte olmayacak bir şeyi uyduramazsın." Kastettiği, kurgunun yasaklanması değil; uydurmanın o kadar doğru yapılması ki sonradan gerçekten öyle olsun.
Dinlemeyi bırakan yazar
Mektubun ikinci bölümü teşhise dönüşür. Hemingway'in yazdığına göre Fitzgerald "uzun zaman önce, kendi sorularının cevapları dışında dinlemeyi" bırakmıştır. Bir yazarı kurutan şey, diye devam eder, dinlememektir; parantez içinde "hepimiz kururuz, bu sana hakaret değil" diye de ekler. Sonra tek satırlık teşhis: "Sen yeterince iyi görüyorsun. Ama dinlemeyi bırakıyorsun."
Ardından kendi üretim oranını verir. Mektubun kaba diliyle söylediğini yumuşatmadan aktarmak gerekirse: doksan bir sayfa döküntüye karşılık bir sayfa başyapıt yazdığını, döküntüyü çöp kutusuna atmaya çalıştığını söyler. Fitzgerald'a öğüdü, başyapıt yazmaya oturmayı bırakmasıdır: Tanrı aşkına yaz, ötekilerin ne diyeceğini de başyapıt olup olmayacağını da dert etme.
Mektubun ünlü paragrafı, bir de içindeki çentik
En çok dolaşan bölüm burası. Hemingway'in mektubunda yazdığına göre: "Kendi trajedini unut. Hepimizin başı baştan derde girmiştir; özellikle de senin, ciddi biçimde yazabilmek için fena halde acı çekmen gerekir. Ama o lanet acıyı bir kez edindiğinde onu kullan; onunla hile yapma. Ona bir bilim insanı kadar sadık ol, ama bir şeyin, sırf senin ya da seninkilerden birinin başına geldi diye önemli olduğunu sanma."
Türkçede genellikle ilk cümlesiyle, "kişisel trajedini unut" biçiminde dolaşan bu pasajın asıl ağırlığı son yarısında. Hemingway acıyı yasaklamıyor; acının ölçü birimi olarak kullanılmasını yasaklıyor. Bir şeyin yazarın başına gelmiş olması onu önemli yapmaz; yazıda önemli olup olmadığı ayrı bir sorudur.
Hemingway tonunun farkında da. Hemen ardından şunu yazar: "Şu noktada bana yüklenirsen seni suçlamam. Tanrım, başkalarına nasıl yazılacağını, nasıl yaşanacağını, nasıl ölüneceğini anlatmak ne harika şey."
Mektubun haksız yarısı
Aynı mektupta, aynı dobralıkla yazılmış ama bugün çok daha tartışmalı duran bir bölüm var. Hemingway, Fitzgerald'ın ihtiyacı olan şeyin disiplin olduğunu, onun bunun yerine işini kıskanan, onunla yarışmak isteyen ve onu mahveden biriyle evlendiğini yazar. Kastettiği Zelda Fitzgerald'dır; mektubun yazıldığı sırada Zelda dört yıldır aralıklı olarak hastanededir. Hemingway aynı paragrafta Fitzgerald'ın ayyaş olduğunu da söyler, ama hemen arkasından Joyce'tan daha fazla ayyaş olmadığını, iyi yazarların çoğunun öyle olduğunu ekler.
Bu satırlar mektubun karakterini gösteriyor: teşhis ile kişisel husumet iç içe. Mental Floss'un aktardığına göre Zelda Fitzgerald ile Hemingway birbirlerinden hoşlanmıyordu ve Hemingway, Zelda'nın arkadaşının yazmasını baltaladığını düşünüyordu. Yani mektubun dürüstlük diye sunduğu şeyin bir kısmı, kendisinin taraf olduğu bir çekişmenin devamı.
Buna rağmen mektup sevgiyle biter. Hemingway, Fitzgerald'a onun trajik bir karakter olmadığını, kendisinin de olmadığını yazar: "Tek olduğumuz şey yazar olmak, yapmamız gereken tek şey de yazmak." Ve şu cümle: "İyi yazarlar her zaman geri döner. Her zaman." Sonra, bugün okununca şaşırtıcı gelen bir itiraf: "Biliyorsun, o zamanlar Gatsby'yi o kadar da beğenmemiştim." İmza: Her zaman dostun, Ernest.

Aynı mektubu yazan adam sonra ne yaptı
Mektubun bugünkü okunuşunu zorlaştıran şey, sonrasında olanlar. İki yıl sonra, Ağustos 1936'da Esquire dergisinde çıkan "The Snows of Kilimanjaro" öyküsünde Hemingway, zenginlere duyduğu hayranlıkla alay edilen yazarı doğrudan adıyla anar: Scott Fitzgerald. Scribner's öyküyü 1938'de The Fifth Column and the First Forty-Nine Stories derlemesine alırken ad Julian olarak değiştirilir ve çoğu baskıda öyle kalır.
Fitzgerald 21 Aralık 1940'ta, 44 yaşında kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Tender Is the Night, sağlığında yayımladığı son roman oldu. Hemingway'in Paris yıllarını anlattığı A Moveable Feast ise ancak 1964'te, ölümünden üç yıl sonra, dul eşi Mary Hemingway'in müsveddelerden hazırlamasıyla çıktı; kitapta "Scott Fitzgerald" başlıklı bütün bir bölüm var. Portre o kadar tartışma yarattı ki 1964'te bir televizyon programında Fitzgerald'ın son yıllarındaki arkadaşı Sheilah Graham'a doğrudan soruldu. Graham, anlatılanların Fitzgerald'a karşı korkunç derecede acımasız ve bazı yerlerde de gerçek dışı olduğunu söyledi.
Kitabın kendisi de sorgulanıyor. Araştırmacı Gerry Brenner, Mary Hemingway'in bölümleri yeniden sıraladığını ve Hemingway'in çıkardığı bir bölümü geri koyduğunu belgeledi. Yani Hemingway'in Fitzgerald portresi, hem taraflı hem de bizzat Hemingway'in son hâlini vermediği bir metin üzerinden dolaşıma girdi.
Bir de tersi var. Hemingway Mektupları Projesi'nin genel editörü, Penn State Üniversitesi'nden Sandra Spanier'in üniversitenin duyurusunda söylediğine göre Hemingway birkaç yıl sonra ortak editörleri Maxwell Perkins'e yazıp Fitzgerald'a fazla yüklendiğini kabul etti; Tender Is the Night'ı yeniden okuduğunda romanın ne kadar iyi olduğunun neredeyse ürkütücü geldiğini söyledi.
Bu mektup bize nasıl ulaştı
Mektubun elimizde olması başlı başına bir hikâye. Hemingway 1958'de, vasiyetini uygulayacak kişilere mektuplarının yayımlanmamasını yazılı olarak bildirmişti. 1979'da dul eşi Mary Hemingway bu isteğin aksine karar verdi; seçilmiş mektuplar 1981'de, Hemingway'in biyografi yazarı Carlos Baker'ın derlemesiyle Ernest Hemingway: Selected Letters, 1917-1961 adıyla Scribner'dan çıktı. Bugün yazarlık dersi niyetine paylaşılan her satır, yazarının açıkça istemediği bir yayının ürünü.
Çalışma sürüyor. Hemingway Society'nin tanıttığı Hemingway Mektupları Projesi, yazarın yaklaşık 7.000 mektubunun kopyasını topladı; bunların yaklaşık yüzde 85'i daha önce hiç basılmamıştı ve bütünü 17 cilt olarak planlanıyor. Projenin 1932-Mayıs 1934 arasını kapsayan 5. cildi Haziran 2020'de, Haziran 1934-Haziran 1936 arasını kapsayan 6. cildi Mayıs 2024'te çıktı. 28 Mayıs 1934 tarihli bu mektup, beşinci cildin kapsadığı aralığın son günlerine düşüyor.
| Tarih | 28 Mayıs 1934 |
|---|---|
| Yazıldığı yer | Key West, Florida |
| Kimden kime | Ernest Hemingway'den F. Scott Fitzgerald'a |
| Vesile | Tender Is the Night, 12 Nisan 1934, Charles Scribner's Sons |
| Basılı kaynak | Ernest Hemingway: Selected Letters, 1917-1961, der. Carlos Baker, Scribner, 1981 |
| Kapanış | Her zaman dostun, Ernest |
Künye tablosundaki tarih ve yer bilgisi, Mental Floss'un yayımladığı mektup metninin kendi başlığından ve Penn State duyurusundan geliyor. Küçük bir çelişki de burada: mektubu geniş biçimde aktaran The Marginalian, tarihi 10 Mayıs 1934 olarak veriyor. En muhtemel açıklama, Hemingway'in o ay Fitzgerald'a birden fazla mektup yazmış olması; söz konusu metnin kendi üstündeki tarih 28 Mayıs. Mektubun asıl fiziksel nüshasının hangi kurumda tutulduğunu ise Mental Floss belirtmiyor.
Bugün yazan herkese söylediği
Mektubun işe yarayan tarafı bir tavsiye listesi olması değil; o listenin yazarı kendi hayatında pek de tutarlı çıkmadı. İşe yarayan şey, iki ölçütü birbirinden ayırması: bir metnin yazarı için ne ifade ettiği ile okurda ne yaptığı aynı şey değil. Hemingway'in "onunla hile yapma" dediği yer tam burası. Acıyı malzeme olarak kullanmak serbest, acıyı kalite belgesi gibi kullanmak değil.
Aynı mektup, dobralığın da bir maliyeti olduğunu gösteriyor. Hemingway arkadaşına kimin canını yakarsa yaksın doğruyu yazmasını öğütlerken, birkaç paragraf sonra Zelda hakkındaki cümlelerinde tam olarak yapmamasını söylediği şeyi yapıyor: kişisel bir hesabı metnin içine karıştırıyor. Mektubu bir bilgelik kutusu gibi okumak, bu ikinci yarıyı görmezden gelmeyi gerektiriyor.
Açık kalan soru şu: Fitzgerald bu mektuba ne karşılık verdi? Baker'ın derlemesi yalnızca Hemingway'in kendi mektuplarını topluyor, Mental Floss'un yazısı da bir cevaptan söz etmiyor. Yazışmanın öteki yarısı derli toplu ortaya çıkarsa, doksan yıldır tek bir sesten dinlediğimiz bu tartışmayı ilk kez iki taraflı duymuş olacağız. Ve muhtemelen mektubun asıl kimin hakkında çok şey anlattığı sorusu da yeniden açılacak.
Fotoğraf: Lloyd Arnold, Public domain, Wikimedia Commons