Mantar müzik yapabilir mi? Exeter'deki sergide sanat ile bilimin sınırı
Exeter'deki RAMM'de açılan mantar sergisi, miselyumun elektriksel verisinden üretilmiş bir ses yerleştirmesi içeriyor. Peki sesi mantar mı kuruyor, yoksa cihazı kuran insan mı? Bilimin yanıtı ihtiyatlı.
Devon'un ormanlarında, çürümüş bir kütüğün üstüne oturmuş bir mantarın tabanına iki ince elektrot batırılıyor. Elektrotlar, mantarın dokusunda gezinen mikrovolt mertebesindeki gerilim dalgalanmalarını ölçüyor. Kabloların ucundaki küçük kutu bu dalgalanmayı nota bilgisine çeviriyor ve hoparlörden bir ses akmaya başlıyor. Ortaya çıkan şeyin adı ne olmalı: mantarın müziği mi, yoksa bir ölçüm aletinin çıktısı mı?
Bu soru, 3 Ekim 2026'da Exeter'deki Royal Albert Memorial Museum & Art Gallery'de (RAMM) açılan ve 21 Şubat 2027'ye kadar sürecek Living Labyrinths: Art & Fungi (Yaşayan Labirentler: Sanat ve Mantarlar) sergisinin tam ortasında duruyor. Serginin küratörü, müzenin Çağdaş Sanat Küratörü ve Programcısı Lara Goodband. Sergi, mantarları bir doğa tarihi vitrininde tür tür dizmek yerine, onların insan kültüründe tuttuğu yeri konu ediyor: ortakyaşam, biyoçeşitlilik, insan vücudundaki mantar topluluğu ve çevre sorunları.
-
Yemek tarifleri
Malzeme listesi, adım adım yapılış, süre ve porsiyon bilgisiyle. Çorbadan tatlıya kategoriye göre gez ya da aradığını doğrudan ara.
Tariflere bak → -
Nasıl yapılır rehberleri
Telefon ayarlarından resmî işlemlere, hesap güvenliğinden günlük hayattaki küçük sorunlara: numaralı adımlar ve tahmini süreyle anlatılmış rehberler.
Rehberleri gör → -
Program arşivi
Tarayıcılar, güvenlik araçları, ofis ve medya yazılımları. Her kayıtta ne işe yaradığı, sürümü ve indirme bağlantısı.
Programlara göz at → -
Sesli ve görüntülü sohbet
Odalarda grup görüntülü sohbet, birebir sesli arama ve canlı yayın. Tarayıcıdan çalışır — eklenti, uygulama ya da kurulum gerekmez.
Odalara gir →
Serginin ilgi çekici yanı, cevaplardan çok sorularla ilerlemesi. Çünkü mantarların "iletişim kurduğu", hatta "konuştuğu" yolundaki popüler anlatı, son birkaç yılda bilim insanlarının ciddi itirazlarıyla karşılaştı.
Sergide ne var: Beatrix Potter'dan Cy Twombly'ye
Serginin duyurulan listesine göre Sian Bonnell, Seana Gavin, Andy Harper, Hilde Hauan Johnsen, Lucy Mercer, Jo Pearl, Chantal Powell ve Holly Stevenson'ın işleri yer alıyor; malzeme yelpazesi seramikten cama, fotoğraftan tekstile uzanıyor. Bunların yanında iki tarihî damar var: Beatrix Potter'ın suluboyaları ve Cy Twombly'nin 1974 tarihli kolaj serisi.
Potter'ın buradaki varlığı rastlantı değil. Tavşan Peter'ın yazarı olarak tanınan Potter, gençliğinde ciddi bir mikoloji meraklısıydı ve mantarları bilimsel titizlikle resmetmişti. Yani sergi, sanatçıların mantara bakışını yeni icat edilmiş bir eğilim gibi değil, bir asrı aşan bir ilgi olarak sunuyor.
Müze ayrıca kendi deposunu açıyor: yeni koruma işlemlerinden geçirilmiş kurutulmuş mantar örnekleri, doğa tarihi çizimleri ve cam lantern slaytları (eski projeksiyon camları) sergiye giriyor. Bu koleksiyon, 100'ü aşkın başvuru arasından seçilen iki sanatçıya verilen yeni komisyonların da çıkış noktası oldu.
Ses nereden geliyor: biyosonifikasyon ne yapar, ne yapmaz
Komisyonlardan biri, Devon'un Newton Abbot kasabasında yaşayan ses sanatçısı Jason Singh'e verildi. Singh'in yerleştirmesi, mantarlardan ve miselyumdan (mantarın toprak altındaki ipliksi gövde ağı) alınan elektriksel biyoveriyi, topraktan ve Devon'daki çeşitli mekânlardan yapılmış saha kayıtlarıyla birleştiriyor. Yerleştirmeye ayrıca mikologlarla, hikâye anlatıcılarıyla ve bitkisel şifa uygulayıcılarıyla yapılmış söyleşi kayıtları da giriyor. Singh, komisyon duyurusunda "RAMM ile Living Labyrinths sergisinde çalışacağım için son derece heyecanlı ve mutluyum" dedi.
Bu tekniğin adı biyosonifikasyon. Mantığı şöyle: elektrotlar canlının dokusundaki elektriksel direnç ve gerilim değişimini okur; küçük bir arayüz bu sayı dizisini MIDI verisine, yani nota-başlangıç, nota-süre ve perde bilgisine dönüştürür; MIDI verisi de bir sentezleyiciyi tetikler.
Burada gözden kaçan ayrıntı önemli. Cihaz, gelen gerilim eğrisini hangi gama, hangi enstrüman sesine, hangi tempoya bağlayacağını kendi bilmez; bunu kuran insandır. Aynı mantardan gelen aynı veri, farklı eşleştirmeyle bambaşka bir parça verir. Yani mantar bir kaynak sağlar, besteyi kuran şey eşleştirme kararlarıdır. Bu, işi değersizleştirmez; ama "mantar şarkı söylüyor" cümlesini olduğu gibi kabul etmeyi zorlaştırır.
Peki o elektriksel sinyaller gerçekten var mı?
Var. Ve hakemli bir dergide analiz edildiler. Bilgisayar bilimci Andrew Adamatzky, 2022'de Royal Society Open Science dergisinde "Language of fungi derived from their electrical spiking activity" (Mantarların elektriksel ani yükselme etkinliğinden türetilen dili) başlıklı bir çalışma yayımladı. Adamatzky, miselyumun sardığı besiyerlerine elektrot çiftleri yerleştirip hücre dışı elektrik potansiyelindeki salınımları kaydetti.
Ardından şu varsayımı kurdu: bu ani yükselmeler (spike) mantarın bilgi işlemesinde bir rol oynuyorsa, arka arkaya gelenleri "kelime" gibi gruplandırıp dilbilimsel karmaşıklık ölçülebilir. Sonuç dikkat çekiciydi: yaklaşık 50 farklı örüntü ayırt edilebiliyordu ve "kelime" uzunluğu dağılımı insan dillerininkine benziyordu.
| Çalışmada incelenen türler | Omphalotus nidiformis (hayalet mantar), Flammulina velutipes (enoki), Schizophyllum commune (yarıkyapraklı mantar), Cordyceps militaris |
|---|---|
| Ayırt edilen örüntü sayısı | yaklaşık 50 |
| Ortalama "kelime" uzunluğu | 5,97 |
| Karşılaştırma | İngilizce 4,8 · Rusça 6 |
| En karmaşık dizileri üreten tür | Schizophyllum commune |
Tablodaki veriler Adamatzky'nin aynı çalışmasından. Buradaki tırnak işaretleri süs değil: "kelime" ve "cümle", yazarın kendi seçtiği analiz birimleri; mantarın kullandığı birimler değil.

Bilim insanlarının itirazı: fazla hevesli bir yorum
Çalışma yayımlandığında en net itirazlardan biri, serginin açıldığı şehirden geldi. Exeter Üniversitesi'nden ekolojist Dan Bebber, bu sinyalleri dil olarak okumanın "biraz fazla hevesli göründüğünü" ve böyle bir sonuca varmadan önce kritik hipotezlerin çok daha fazla araştırılıp sınanması gerektiğini söyledi. Bebber'in alternatif açıklaması şu: kaydedilen ritmik örüntüler, kendi önceki çalışmalarında gözlediği besin darbeleriyle benzer bir frekansta seyrediyor. Yani sinyal bir mesaj değil, mantarın besin kaynağına verdiği metabolik tepkinin yan ürünü olabilir.
İlginç olan, Adamatzky'nin kendisinin de aynı ihtiyatı taşıması. Araştırmacı, mantardaki elektriksel yükselme örüntüleri ile insan konuşması arasında doğrudan bir ilişki olup olmadığını bilmediklerini, muhtemelen böyle bir ilişki bulunmadığını söylemişti. Abartıyı üreten çoğu zaman araştırmacı değil, bulguyu aktaran zincirin kendisi oluyor.
"Orman internetinin" de kanıtı sanıldığı kadar sağlam değil
Mantarlara dair ikinci büyük popüler anlatı, ağaçların toprak altındaki mantar ağları üzerinden birbirine besin ve uyarı gönderdiği fikri; İngilizcede "wood-wide web" diye anılıyor. Bu da 2023'te ciddi bir denetimden geçti.
Justine Karst, Melanie Jones ve Jason Hoeksema, 13 Şubat 2023'te Nature Ecology & Evolution dergisinde yayımladıkları incelemede ortak mikorizal ağlarla ilgili üç yaygın iddiayı mevcut alan çalışmalarıyla karşılaştırdı: bu ağların ormanlarda yaygın olduğu, olgun ağaçlardan fidanlara besin aktarıldığı ve olgun ağaçların kendi yavrularına kaynak ya da böcek hasarı uyarısı gönderdiği. Yazarların sonucu, üç iddianın da eldeki kanıtla yeterince desteklenmediği yönünde oldu; üçüncü iddia için hakemli, yayımlanmış bir alan çalışması bulunamadı. İnceleme ayrıca literatürde olumlu sonuçları alıntılamaya dönük bir eğilim olduğunu ve desteklenmemiş iddiaların payının yıllar içinde arttığını gösterdi.
Bu, mantar ağlarının önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. Mikorizal ortaklığın bitki köklerine su ve mineral sağladığı, karşılığında şeker aldığı iyi bilinen bir olgu. Sarsılan şey, bu ortaklığa yüklenen "orman birbirine haber uçuruyor" hikâyesi.
Sergi, abartıyı büyütür mü yoksa belirsizliği mi gösterir?
İşte Living Labyrinths'i izlemeye değer kılan gerilim bu. Sanat, doğrulanmamış bir anlatıyı duygusal olarak ikna edici hale getirebilir; bir hoparlörden dökülen ses, dinleyende "mantar bana bir şey anlatıyor" hissi bırakır ve bu his hiçbir hakem denetiminden geçmez. Ama aynı sanat, bilimin ham verisini duyulur kılarak insanı tam tersi bir yere de götürebilir: burada bir örüntü var, anlamını henüz kimse bilmiyor.
Serginin kurgusu ikinci ihtimale yakın duruyor. Ses yerleştirmesinin içine mikolog söyleşilerinin girmesi, yalnızca estetik bir etki üretmek yerine sesin arkasındaki bilgiyi de sahneye çıkarma niyetini gösteriyor. Açık soru şu: müzeden çıkan ziyaretçi mantarların konuştuğuna mı inanacak, yoksa bir ölçümün hâlâ anlamlandırılmayı beklediğini mi öğrenecek? Bunun yanıtı, sergi salonundaki metinlerin bu iki cümle arasındaki farkı ne kadar net kurduğuna bağlı.
Fotoğraf: Rickproser, CC BY-SA 3.0, Wikimedia Commons