Bir Roma çocuğunun mezarındaki emzikli kap: azık mı, anı mı?
Cirencester'da iki-üç yaşındaki bir çocuğun 2. yüzyıl mezarından emzik ağızlı bir kap ve mineli tunç horoz çıktı. Kalıntı kimyası bu kapların içinde ne olduğunu söylüyor; niçin konduğunu söylemiyor.
Kasım 2011'de İngiltere'nin güneybatısındaki Cirencester'da, kapanmış bir otomobil servisinin arsasında çalışan ekip Roma kenti Corinium'un batı mezarlığına denk geldi. Tetbury Road'daki alanda yetmiş kadar Roma gömüsü açıldı. Bunlardan birinde iki-üç yaşlarında bir çocuk yatıyordu. Ayağında çivili pabuçlar vardı; yanına pişmiş topraktan küçük bir kap ve mineli bir tunç horoz figürü konmuştu.
Kabın biçimi tanıdıktı: basık yuvarlak gövde, düz dip, düz bir ağız kenarı ve kenarın biraz altından yukarı doğru uzanan kısa bir emzik ağzı. Arkeoloji yazınında bu kaplara tettina deniyor, gündelik dilde de çoğu kez "Roma biberonu" diye çevriliyor. Elimizde kabın kendisi, bir çocuk iskeleti ve bir soru var: bu kap oraya neden konuldu?
Soru masum görünüyor ama arkeolojinin en çetin sınırına dokunuyor. Bir nesnenin ne olduğunu ölçebilirsiniz: hamurunu, biçimini, nereden geldiğini, hatta içinde ne taşıdığını. Niçin oraya konduğunu ölçemezsiniz. Son on yılın laboratuvar çalışmaları bu boşluğun bir kısmını kapatmaya başladı — ve kapattıkça, "öbür dünyada acıkmasın diye koydular" cümlesinin ne kadarının ölçüm, ne kadarının varsayım olduğunu da görünür kıldı.
Mezardaki ikinci nesne: kuyruğu yerinde duran tek horoz
Kazıyı yürüten Cotswold Archaeology'nin nesne kaydına göre horoz bakır alaşımından dökülmüş; göğsü, kanatları, gözleri ve ibiği mine kakmalı, mineler bugün mavi-yeşil görünüyor. Yüksekliği 125 milimetre, gagası ötme anında açık. Kafes işi kuyruk levhası ayrı dökülmüş ve o da mineli.
Bu türden Roma dünyasında yalnızca sekiz buluntu biliniyor. Cirencester örneği ikisi birden: kuyruğu yerinde duran tek örnek ve Britanya'dakiler arasında bir mezardan çıkan tek örnek. Buluntu 2. yüzyıla tarihlendi, Corinium Museum'da FBG11 numarasıyla duruyor.
Horozun mezara girme gerekçesi için araştırmacıların başvurduğu bağ Merkür'dür: tanrıların habercisi ve yeni ölenlerin ruhlarına öbür dünyaya kadar eşlik eden tanrı. Horoz Roma dünyasında Merkür kültüyle ilişkilendirilen hayvanlardan biri. Mezardaki iki nesne de böylece aynı yöne bakıyor gibi duruyor: yol, ve yolda gerekenler.
"Tettina" antik bir ad değil
Kabın yaygın adı modern. İtalyancada tetta meme, tettina onun küçültmesi. Araştırma yazınında terim çoğu kez tırnak içinde geçiyor — çünkü adın ima ettiği işlev tartışmalı.
Kayt Hawkins, 2025'te Childhood in the Past dergisinde (cilt 18, sayı 1, sayfa 4-19) Britanya'daki Roma dönemi tettine'lerini topluca değerlendirdi. Hawkins'in makale özetine göre bu kaplar Britanya'nın arkeolojik kaydında MS 1. yüzyılın ortasından 3. yüzyılın başlarına kadar görünüyor; sayıca küçük bir küme olmalarına karşın hamur ve biçim bakımından hayli çeşitli, hem ithal hem yerel üretim örnekleri var.
Hawkins'in iki saptaması bu yazının konusu açısından belirleyici. Birincisi: kaplar "istikrarlı biçimde" bebek ve çocuk gömü bağlamlarından geliyor, yani aksesuarlı gömü uygulamasının parçası; bunların yanına ev ve ordu yerleşimlerinden gelen az sayıda örnek ekleniyor. İkincisi: alışılmış biçimde varsayılan "bebek ya da hasta beslemesi" işlevi, Hawkins'in ifadesiyle "hem Britanya'da hem Kıta'da araştırmacılar tarafından giderek daha fazla sorgulanıyor".

Antik adı: guttus
Emzik ağızlı küçük kapların antik dünyada kendi adı vardı. Michael Obladen'in 2012'de Journal of Perinatal Medicine dergisinde yayımladığı tarih derlemesine göre "Antik Yunanlar seramik guttus tipini hem memeyi boşaltmak hem bebeği beslemek için kullandı". Aynı derlemeye göre Romalılar cam süt çekicileri geliştirdi; bunlar içe dönük meme uçlarını dışarı çıkarmak için annenin kendisi tarafından emiliyordu. Yani kap tek işlevli bir alet değildi: aynı biçim hem anneden süt almaya hem bebeğe süt vermeye yarıyordu.
Tip Roma'dan da eski. Metropolitan Museum'un koleksiyonunda MÖ 3. yüzyıla tarihlenen, minyatür bir Hadra hydriası biçiminde yapılmış Yunan pişmiş toprak besleme kabı var. Bir kabın bin yıl boyunca aynı işi görmesi, onu mezara koyan kişinin niyetini açıklamıyor; yalnızca elin alıştığı biçimin ne kadar uzun ömürlü olduğunu gösteriyor.

Kalıntı kimyası: Bavyera'daki üç kap
Bu kapların içinde ne olduğu, 2019'da Nature dergisinde (cilt 574, sayfa 246-248) yayımlanan bir çalışmayla ilk kez doğrudan ölçüldü. Julie Dunne, Katharina Rebay-Salisbury, Richard P. Evershed ve arkadaşları, Bavyera'da Tunç ve Demir Çağı bebek mezarlarından çıkan üç küçük emzikli kabın kalıntılarına baktı: lipit parmak izleri ve başlıca yağ asitlerinin bileşiğe özgü karbon izotop değerleri. Sonuç, kapların bebekleri geviş getiren hayvanlardan — inek, koyun, keçi — elde edilen süt ürünleriyle beslemek için kullanıldığına işaret ediyordu.
Aynı makalenin girişinde araştırmacıların kendi koyduğu çekince de kayda değer: Neolitik Avrupa'da ortaya çıkan, Tunç ve Demir Çağı boyunca yaygınlaşan bu emzikli kapların "hasta ya da güçsüzleri beslemek için" kullanıldığı da önerilmiştir. Üç kaptan çıkan süt izi, bütün bir kap sınıfının tek işlevli olduğunu kanıtlamıyor.
"Ölüler için yemek": iki mezarlık, iki ayrı sonuç
Mezara konan kabın içinde gerçekten yiyecek olup olmadığı sorusunu en doğrudan sınayan çalışma 2024'te Archaeological and Anthropological Sciences dergisinde çıktı (cilt 16, sayı 8). Julie Dunne ve on bir ortak yazarı, Roma dönemi Britanya gömülerinde sık görülen "ek kaplar"a — tabak, çanak, kupa, sürahi, küp, amfora — organik kalıntı çözümlemesi uyguladı. Sordukları soru ikiydi: bu kaplar günlük hayattan mı devşirilmişti yoksa gömü için mi yapılmıştı, ve içlerinde ölüye yiyecek var mıydı?
Cevap mezarlığa göre değişti. Coventry yakınındaki The Lunt kalesinin yanı başındaki Baginton'da — MS 1. yüzyılın ortası ile sonuna tarihlenen bir Roma ordu kremasyon mezarlığı — kaplarda yiyecek sunusuna dair kanıt bulunamadı. Yazarlar bunu, mezarlara ikinci kalite ya da hasarlı kapların konmuş olabileceğiyle, amacın "sembolik bir yemek sağlamak" olmasıyla açıklıyor.
Canterbury'de tablo tersine döndü. Kentteki küçük, çevrili bir inhumasyon mezarlığının — yazarlara göre muhtemelen bir aile grubuna ait, 3. yüzyıldan 4. yüzyıl sonuna, belki 5. yüzyıl başına tarihli — alışılmadık ek kaplarından çoğunlukla süt ürünleri, sık sık da yapraklı bitkilerle karıştırılmış kalıntılar çıktı. Yazarların ifadesiyle bu, "ölüler için yemek" uygulamasının ilk doğrudan kimyasal ve izotopik kanıtı; kaplar cenaze yemeğinin serilmesinde kullanılmıştı, "muhtemelen ruhu öbür dünyaya yolculuğunda beslemek için".
Makalenin kendi sonucu, tek bir açıklamaya karşı bir uyarı niteliğinde: Roma gömü uygulamalarında çeşitlilik var. Bir mezarlıkta işleyen yorum, yüz kilometre ötede işlemiyor.
Anadolu'da aynı iki nesne
Cirencester mezarındaki iki nesne sınıfı — emzik ağızlı kap ve horoz figürü — Anadolu'nun Roma dönemi çocuk mezarlarında da var.
Emzikli kap tarafı için en somut Türkiye örneği Parion'dan geliyor. Çanakkale'nin Biga ilçesine bağlı Kemer köyü sınırlarındaki antik kentte, 2017 kazı döneminde bir bebek mezarından tek kulplu, emzik ağızlı bir pişmiş toprak kap çıkarıldı. Kazı heyeti üyesi Atatürk Üniversitesi Arkeoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Hasan Kasaoğlu'nun TRT Haber'e aktardığına göre bu kaplar Erken Roma döneminde bebeklerin süt emmesi ya da mama yemesi için kullanılıyordu ve hacimleri 50-100 mililitre arasında değişiyor.
Horoz tarafı daha da kalabalık. Pamukkale Üniversitesi Tarih Bölümü'nden Gülseren Mutlu'nun 2024'te History Studies dergisinde yayımladığı değerlendirme (cilt 16, sayı 2, sayfa 167-183), 2013-2023 arasındaki Kazı Sonuçları Toplantısı verilerini tarayarak Anadolu'daki bebek ve çocuk mezarlarındaki minyatür hayvan figürlerini ele alıyor. Makalede öne çıkan örnekler:
- Parion, M157 nolu mezar (2011): iki adet horoz figürü, oturan bir kadın figürü, küçük boyutlu bir unguentarium ve bir bronz sikke birlikte bulundu.
- Parion güney nekropolü (2015): ahşap tabut içinde oturan kadın figürleri, tek kulplu bir testi, bir bronz sikke, iki Eros figürü ve kırık bir horoz figürü.
- Antandros: MÖ 5. yüzyıla tarihlenen, 3,5 yaşlarında bir çocuğun mezarında horoz figürü.
- Kyme (İzmir, Aliağa, Çakmaklı köyü, Kendirci mevkii): yaklaşık MÖ 3-2. yüzyıla tarihli çocuk mezarında, iskeletin bacaklarının yanında kucağında çocuk tutan bir kadın figürü (kourotrophos) ile bir horoz figürü.
- Aizanoi (Kütahya) Kuzey Nekropolü (2012): bu kez bir yetişkin mezarında, iki bronz sikke, demir çiviler, iki cam unguentarium, bir terrakotta grotesk ve bir kuş figürüyle birlikte bir horoz.
Mutlu'nun aktardığına göre horoz, ruhların rehberi (psykhopompos) olma niteliği sebebiyle ölünün öbür dünyaya gidişinde aydınlatıcı ve yol gösterici sayılıyor. Yani Britanya'da Merkür üzerinden kurulan bağın bir benzeri, Anadolu'da Yunan geleneği üzerinden kuruluyor.
Çocuk gömüsünün kendine özgü kuralları
Mutlu'nun derlediği antik kaynak ve kazı verileri, bir çocuk mezarına konan nesnenin neden bu kadar yoruma açık olduğunu da anlatıyor: çocuk gömüsü yetişkin gömüsünün küçültülmüş hali değildi.
- Yunan ve Roma gömü geleneğinde altı aydan küçük bebeklerin mezarına hiçbir hediye konmuyordu; altıncı aydan sonra ise yetişkin mezarlarına benzer uygulamalara rastlanıyor.
- Roma hukukunda bir yaşından küçük bebekler için yas töreni düzenlenmemesine dair maddeler yer alıyordu.
- Bebek ve çocuklarda inhumasyon (gömme) tercih edilirken, yetişkinlerde kremasyon yaygındı.
- Roma'da bebeklerin yalnızca sütle beslendikleri, bu yüzden evi kirletmeyecekleri ve yaşayanlar için tehlike oluşturmayacakları düşünüldüğü için, evin tabanı altına gömülmeleri de tercih edilen bir uygulamaydı.
Bu çerçevede "mezara ne konuldu" sorusu, ölen kişinin yaşına göre değişen bir kurallar kümesinin içinde cevaplanıyor. İki yaşında bir çocuk, hediye konulan eşiğin üzerinde.
Bir kabın niyeti nasıl bilinir
Aynı horoz figürü, aynı makalede dört ayrı okumayla karşılaşıyor: öbür dünyada çocuğun ihtiyaç duyabileceği bir oyuncak; çocukları koruması için tanrı ve tanrıçalara bırakılmış bir sunu; ruhlara yol gösteren bir rehber; ve Yunan-Roma toplumunda prestijli sayılan askerlik mesleğinin simgesi olarak, erkek çocuğun ileride üstleneceği yetişkin rolünün işareti. Mutlu'nun kendi sonucu bu son okumayı daha makul buluyor: mezar taşlarındaki betimlemeler ve yazılı kaynaklarla birlikte düşünüldüğünde, figürler çocuğun "bu dünyadaki yetişkin rollerine ilişkin bir sembol" olabilir.
Burada iki ayrı eyaletin yazını, aynı nesne için farklı baskın açıklamaya yaslanıyor: Britanya'da Merkür ve yol, Anadolu'da rol ve koruma. İkisi birbirini çürütmüyor; ikisi de nesnenin kendisinden değil, çevresindeki metinlerden ve başka buluntulardan çıkarılıyor.
Ölçümün yapabildiği ve yapamadığı şey tam burada ayrılıyor. Kalıntı kimyası içerik sorusunu cevaplıyor: kapta süt yağı var mıydı, yapraklı bitki karışmış mıydı. Niyet sorusunu cevaplamıyor. Dunne ve ekibinin Baginton sonucu bunun iyi bir örneği: kaplarda yiyecek izi çıkmaması, "sunu yoktu" demekle aynı şey değil — yazarların kendileri de sembolik bir yemek ihtimalini masada bırakıyor. Kabın işlevi de ayrı bir soru: Hawkins'in hatırlattığı gibi, bu kapların bebek beslemesi için yapıldığı varsayımı artık tartışmalı.
Açık kalan soru
Cirencester'daki kabın içinden ne çıktığına dair bir kalıntı çözümlemesi, kamuya açık kayıtlarda görünmüyor. Parion'un emzikli kapları için de böyle bir çözümlemenin yayımlandığına dair bir iz bulunamadı. Dunne ve ekibinin Canterbury'de uyguladığı yöntem bu kaplara dönük çalıştırıldığında, "yola azık" cümlesi ya bir ölçüme dayanacak ya da bir varsayım olarak kalmaya devam edecek.
İki yaşındaki bir çocuğun yanına kap koyan kişinin ne düşündüğü ise, her iki durumda da bize kapalı. Ölçülebilen, kabın oraya konmuş olduğu.
Fotoğraf: St. Albans District Council, Julian Watters, 2014-06-26 13:05:15, CC BY-SA 2.0, Wikimedia Commons