Steinbeck'in timshel'i İbranicede yok: tek kelimelik özgür irade tartışması
Cennetin Doğusu'nun merkezindeki timshel, İbranice Tekvin 4:7'de bu biçimde yazmıyor. Kelimenin dilbilgisi, Steinbeck'in editörüyle yürüttüğü araştırma ve Türkçe Kitabı Mukaddes'teki karşılığı.
John Steinbeck, Cennetin Doğusu'nu yazarken editörü Pascal Covici'ye gönderdiği mektuplardan birinde alışılmadık bir şey istedi: tek bir İbranice fiilin bütün çekim tablosunu. "Bitirmeden önce fiilin tamamına sahip olmam gerekecek," diye yazdı, "mastardan geçmişe, dilek kiplerine, bileşiklere ve gelecek zamanlara kadar." Peşinde olduğu fiil, Tekvin'in dördüncü babındaki bir cümlenin son kelimesiydi ve Steinbeck yazmakta olduğu romanın bütün fikrini o kelimenin nasıl çevrileceğine bağlamıştı.
Kelime romanda timshel diye geçer. Steinbeck onu "thou mayest" — kabaca "muktedirsin, yapabilirsin" — diye okur ve üzerine bir özgür irade savunusu kurar: insan, huyundan da geçmişinden de mahkûm değildir. Yaygın Kitabı Mukaddes çevirilerinde ise aynı yerde ya bir vaat ("ona hükmedeceksin") ya da bir buyruk ("ona hükmet") vardır. Aradaki fark, bir cümlenin kaderden mi sorumluluktan mı söz ettiğini belirliyor.
-
Yemek tarifleri
Malzeme listesi, adım adım yapılış, süre ve porsiyon bilgisiyle. Çorbadan tatlıya kategoriye göre gez ya da aradığını doğrudan ara.
Tariflere bak → -
Nasıl yapılır rehberleri
Telefon ayarlarından resmî işlemlere, hesap güvenliğinden günlük hayattaki küçük sorunlara: numaralı adımlar ve tahmini süreyle anlatılmış rehberler.
Rehberleri gör → -
Program arşivi
Tarayıcılar, güvenlik araçları, ofis ve medya yazılımları. Her kayıtta ne işe yaradığı, sürümü ve indirme bağlantısı.
Programlara göz at → -
Sesli ve görüntülü sohbet
Odalarda grup görüntülü sohbet, birebir sesli arama ve canlı yayın. Tarayıcıdan çalışır — eklenti, uygulama ya da kurulum gerekmez.
Odalara gir →
İşin can alıcı yanı şu: Steinbeck'in yazdığı biçimiyle timshel, İbranice bir kelime değil. Netflix'in Zoe Kazan imzalı yedi bölümlük uyarlaması 1 Ekim 2026'da yayına girerken, romanın kalbindeki bu kelimenin hikâyesi bir çeviri tartışmasından çok bir dinleme kazasına benziyor.
Tekvin 4:7'de tam olarak hangi kelime var
Cümle, Kabil ile Habil anlatısının başında geçiyor. Kabil'in sunusu kabul edilmemiştir, öfkelenmiştir; metinde Tanrı ona seslenir ve günahın kapıda beklediğini söyledikten sonra son cümleyi kurar. İbranicesi Latin harfleriyle ve-attah timşol-bo diye seslendirilir: "ve sen — ona —".
Biblehub'ın satır arası çözümlemesine göre bu fiil kal (yalın) kalıbında, imperfekt kipinde, ikinci tekil eril kişidir; kökü m-ş-l (Strong 4910), anlamı "hükmetmek, yönetmek, egemen olmak". Sonundaki bo eril üçüncü tekil zamirdir; bu yüzden 1611 tarihli King James çevirisi "over him" (onun üzerine) der, sonraki çeviriler ise günahı kastederek "over it" (onun üzerine, cansız) demeyi seçer.
Okunuşa gelince: kelimenin metindeki ünlü işareti kamats'tır ve bu işaret belli konumlarda "a" değil "o" okunur. Bu yüzden uzmanlar kelimeyi timşol diye seslendirir. Latin harfli bazı dizinlerde "timshal" yazımına da rastlanır. "Timshel" ise hiçbirinde yok.

Aynı fiil hem "edeceksin" hem "edebilirsin" demek
Tartışmanın kaynağı, İbranice imperfekt kipinin İngilizce ya da Türkçedeki gelecek zamana birebir karşılık gelmemesi. Gesenius'un İbranice dilbilgisinin klasik İngilizce baskısı (Cowley, 1909), imperfektin kullanımlarını sayarken izin bildiren anlamı ayrı bir madde olarak listeler ve örnek olarak Tekvin 2:16'yı verir: bahçedeki her ağaçtan "yiyebilirsin". Aynı kip, başka bağlamlarda emir ve yasak da kurar — "yapmayacaksın" kalıbındaki buyruklar da aynı çekimdir.
Yani tek bir fiil biçimi, bağlama göre gelecek, zorunluluk ya da imkân taşıyabiliyor. Hangisinin kastedildiğini dilbilgisi tek başına söylemiyor; çevirmen karar veriyor. İbranice Kitabı Mukaddes üzerine yazan Michael Carasik, kendi Substack yazısında ayeti "yet you can govern it" — "yine de onu yönetebilirsin" — diye çeviriyor ve Kabil'in, Tekvin 3:16'daki kadının aksine gerçek bir seçenekle karşı karşıya bırakıldığını vurguluyor.
Aynı cümlenin başlıca çevirilerde nasıl bittiğini yan yana koyunca aralık görünür hale geliyor (metinler Sefaria ve Biblehub'daki sürümlerden alındı):
| Çeviri | Cümlenin sonu |
|---|---|
| King James Version | "and thou shalt rule over him" — ona hükmedeceksin |
| American Standard Version | "but do thou rule over it" — ama sen ona hükmet |
| JPS, 1917 (Yahudi Yayın Cemiyeti) | "but thou mayest rule over it" — ama ona hükmedebilirsin |
| JPS Tanakh (yeni baskı) | "Yet you can be its master" — yine de onun efendisi olabilirsin |
| New International Version | "but you must rule over it" — ama ona hükmetmelisin |
| Kutsal Kitap, Türkçe Yeni Çeviri | "Ona egemen olmalısın." |
Steinbeck'in aradığı cevap zaten masasındaydı
Tablodaki üçüncü satır önemli: 1917 tarihli JPS çevirisi, Steinbeck romanı yazmaya oturmadan otuz yıldan fazla süre önce "thou mayest rule over it" diye basılmıştı. Steinbeck bunu kendisi keşfetmedi; Covici ona bir nüsha gönderdi.
Sheila Tuller Keiter'in Jewish Review of Books'ta aktardığı bir mektupta Steinbeck, Covici'ye şöyle yazar: "Gönderdiğin Yahudi çevirisinde timshel'i saf bir gelecek zaman saymadıklarını unutma. Onu 'thou mayest' diye çevirmişler. Bu, en azından bir görüş ayrılığı bulunduğu anlamına gelir ve bu bana yeter."
Yetmedi aslında. Covici, konuyu Jewish Theological Seminary'den dönemin önde gelen Talmud uzmanı Profesör Louis Ginzberg'e taşıdı. Keiter'in belirttiğine göre Steinbeck-Covici mektupları Ginzberg'in tam olarak ne söylediğini kayda geçirmiyor. Steinbeck'in yanıttan pek tatmin olmadığı ise mektubundan anlaşılıyor: "Gerekirse rabbinik düşüncenin dışına, Yahudi olmayabilecek salt filolojiye çıkmamız gerekebilir... Dr. Ginzberg, ilahiyatla uğraştığı için, salt bir etimologdan biraz farklı bir tutum içinde olabilir."
Peki "timshel" nereden geldi
Keiter'in açıklaması iki parçalı. Birincisi anlam: Steinbeck'in "thou mayest"i, kelimenin yalnızca baştaki tav harfini karşılıyor — o harf "sen" ve gelecek bildiren önektir. Geriye kalan mem-şin-lamed ise "hükmetmek" kökü. Yani kelime "yapabilirsin" değil, "ona hükmedebilirsin" demek. Steinbeck cümlenin nesnesini düşürüp fiili soyut bir yeterlilik ilanına çeviriyor.
İkincisi telaffuz, ve bu bir varsayım olarak sunuluyor: Ginzberg 1873'te Litvanya'da doğmuştu. Keiter, Ginzberg'in Litvak aksanıyla konuşan bir İbranicede "o" seslerinin "ey"e kaydığını, dolayısıyla timşol'un kulağa "timşeyl" gibi geldiğini — yani Steinbeck'in yazdığı biçime neredeyse birebir uyduğunu — öne sürüyor. Keiter'in kendi ifadesiyle "bir edebiyat devi ile bir Talmud dehası tek bir Kitabı Mukaddes cümlesinin sonuçları üzerinde dolaylı yoldan atıştı ve istemeden bize o ikonik olmayan-kelimeyi, 'timshel'i kazandırdı".
Üç çeviri, üç ayrı felsefe
Bu bir imla ayrıntısı gibi görünebilir ama değil, çünkü üç okuma insan eylemine üç ayrı statü veriyor.
- "Ona hükmedeceksin" (gelecek): bir öndeyiş ya da vaat. Sonuç zaten belli; kişinin ne yapacağı sonucu değiştirmiyor. Kaderci okumaya en açık olanı bu.
- "Ona hükmet" (emir): bir buyruk. Yükümlülük var ama yerine getirilebileceğine dair bir güvence yok; başaramamak doğrudan kusur sayılıyor.
- "Ona hükmedebilirsin" (imkân): ne garanti ne buyruk; bir kapasite bildirimi. Kapasite tanındığı anda sorumluluk da doğuyor, çünkü yapılabilecek bir şeyin yapılmaması artık bir tercih.
Steinbeck romanı üçüncüsünün üzerine kuruyor. Kitabın 24. bölümünde Lee'ye şunu söyletir: "'Timshel' — 'yapabilirsin' — bu bir seçenek tanıyor. Dünyadaki en önemli kelime olabilir." Lee'nin anlattığına göre birkaç Çinli ihtiyar, bu tek pasaj için iki yıl boyunca İbranice çalışıp rabbinik otoritelere danışmış ve bu sonuca varmıştır. Romanın bütün yapısı — kuşaktan kuşağa tekrarlanan kardeş kıskançlığı örüntüsü — bu tek kelimenin sunduğu çıkışla anlam kazanıyor: örüntü tekrar ediyor ama zorunlu değil.
Burada bir sınır çizmek gerekiyor. Ayetin ne söylediği, dilbilgisiyle kapanabilecek bir soru değil. JPS'in kendi Tanah baskısı bu ayetin yanına "anlamı belirsiz" notunu düşüyor. Steinbeck'in seçtiği okuma dilbilgisel olarak mümkün; tek mümkün okuma olduğu ise gösterilemez.
Türkçe okurun karşısına çıkan cümle
Türkiye'de romanı okuyanlar için ilginç bir uyumsuzluk var. Kutsal Kitap'ın Türkçe Yeni Çeviri'sinde Yaratılış 4:7 şöyle bitiyor: "Ona egemen olmalısın." Bu, üç okumadan ikincisi — zorunluluk. Yani Lee'nin sayfalarca savunduğu "sana bir seçenek tanınıyor" fikri, Türkçe Kitabı Mukaddes'i açan bir okurun gördüğü cümlede yok; orada bir yükümlülük var. Roman Türkçeye Roza Hakmen çevirisiyle girdi; iki metnin yan yana okunması, Steinbeck'in bütün tartışmasını somutlaştırıyor.
Sırada ne var
Netflix'in Zoe Kazan tarafından hazırlanan yedi bölümlük uyarlaması 1 Ekim 2026'da yayımlanıyor; Cathy Ames'i Florence Pugh, Adam Trask'ı Christopher Abbott canlandırıyor. Uyarlamanın önünde teknik ama kaçınılmaz bir sorun duruyor: Lee'nin konuşması perdeye taşınırsa, altyazıyı hazırlayan kişi üç okumadan birini seçmek zorunda kalacak. Steinbeck'in yetmiş yıl önce Covici'den bütün fiil çekimini istemesinin sebebi tam olarak buydu — ve o tabloyu eline aldığında bile karar hâlâ kendisine kalmıştı.
Fotoğraf: Los Angeles Daily News, CC BY 4.0, Wikimedia Commons