🎲 Yeni: Masa oyunları artık sohbette — Topluluk görünümü ve Eğlence botu da geldi!
Yazılı sohbetAna sohbet odası — üye olmadan da gir Sesli ve görüntülüKonuşarak sohbet et, istersen kameranı aç Canlı yayınlarYayındakileri izle

Thames'in dibinden çıkan kalkan: koruma için değil, görünmek için

1857'de Thames'ten çıkarılan Battersea Kalkanı'nın üzerinde tek bir kullanım izi yok. British Museum küratörü Sophia Adams'a göre bu bronz kaplama, dövüşmek için değil görünmek ve suya bırakılmak için yapılmış olabilir.

Thames'in dibinden çıkan kalkan: koruma için değil, görünmek için
Kültür 28 Eylül 2026 5 dk okuma 2 okunma

1857'de Thames üzerinde bir köprü çalışmasında görev alan bir işçi, nehir yatağından yeşilimsi bir bronz levha çıkardı. Levha yaklaşık 78 santim boyundaydı, üzerinde birbirine dolanan kıvrımlar ve kan kırmızısı cam gözler vardı ve hiçbir yerinde ezik, yarık ya da onarım izi yoktu. Bugün British Museum'un 50 numaralı salonunda duran bu nesne, Britanya Demir Çağı'nın en çok bilinen buluntusu: Battersea Kalkanı.

Adını bulunduğu yere yakın Londra semtinden alan nesnenin asıl ilginç yanı, yaşı ya da güzelliği değil. Kalkan, kendisinden beklenen işi hiç yapmamış gibi görünüyor. British Museum küratörü arkeolog Sophia Adams'a göre üzerinde herhangi bir kullanım hasarı bulunmadığı için nesnenin hiç dövüşe girmemiş olması kuvvetle muhtemel. O zaman şu soru kalıyor: bu kadar emek verilmiş bir nesne, neden nehrin dibindeydi?

Elimizdeki aslında bir kaplama

Yaygın yanılgıyla başlayalım: müzedeki nesne bütün bir kalkan değil, kalkanın yalnızca ön yüzü. Bronz levha, ahşaptan ya da deriden yapılmış bir gövdenin üzerine kaplama olarak perçinlenmişti; o gövdeden bugüne hiçbir parça kalmadı. Yani vitrinde gördüğünüz şey, kaybolmuş bir nesnenin dış kabuğu.

British Museum'un nesne kaydına göre kaplama dört bronz levha ile üç bezemeli panelden oluşuyor; parçalar perçinlerle tutturulmuş ve kenarları bir bant şeridiyle çevrelenmiş. Bezeme arkadan dövülerek kabartılmış (repoussé), sonra kazıma ve noktalama ile belirginleştirilmiş. Levhanın inceliği başlı başına bir ipucu: bu kalınlıkta bir bronzun ciddi bir darbeyi karşılaması beklenemez.

Bulunduğu yerThames Nehri, Battersea (Londra), 1857
TarihlendirmeMÖ 350 – MÖ 50
Boy77,7 cm
Genişlik35,7 cm
Ağırlıkyaklaşık 3,4 kg
Malzemelevha bronz, perçin, opak kırmızı cam
BugünBritish Museum, Salon 50

Tablodaki ölçüler British Museum'un kendi nesne kaydından, ağırlık bilgisi Live Science'ın müzeye dayanarak verdiği rakamdan geliyor. Müze, kalkanı 1857'de doğrudan onu bulan işçiden satın almış.

Yirmi yedi kırmızı göz

Bezemenin tamamı üç büyük yuvarlak madalyonda toplanmış. Ortadaki madalyonun göbeğinde yüksek bir kubbe var; kalkan gerçekten kullanılsaydı bu kubbenin altında taşıyanın yumruğu duracaktı. Desenler La Tène üslubunda: palmet yaprakları ve iç içe geçen S kıvrımları. La Tène, Demir Çağı Avrupası'nın bitkisel ve soyut kıvrımlara dayalı bezeme dili; adını İsviçre'de aynı adı taşıyan buluntu yerinden alır ve Kelt sanatı denince akla gelen o akışkan görüntünün kaynağıdır.

Renk kısmı daha da dikkat çekici. Müzenin sayımına göre kaplamada dört farklı boyda, toplam yirmi yedi adet çerçeveli kırmızı cam kakma bulunuyor; en büyüğü tam ortadaki kubbenin merkezinde. Bu opak kırmızı cam, yeşile çalan bronzun üstünde canlı bir karşıtlık yaratıyor ve nesnenin ne kadar pahalı bir iş olduğunu gösteriyor.

Adams, bu yuvarlakların karşıdakine bakan gözler olarak da okunabileceğini söylüyor. Kırmızı cam yuvalarının içindeki bronz biçimler, çok eski çağlardan beri pek çok kültürde uğur işareti sayılan svastika motifini andırıyor; motifin yirminci yüzyılda kazandığı anlamın bu nesneyle hiçbir ilgisi yok.

Kubbenin biçimi nereli olduğunu söylüyor

Kalkanın adadan mı geldiği yoksa kıtadan mı getirildiği uzun süre tartışıldı. British Museum'un yorumuna göre ortadaki kubbenin biçimi Britanya'ya özgü bir çözüm; yani nesne büyük olasılıkla yerel bir atölyenin işi, ithal bir lüks değil. Bu ayrıntı önemli, çünkü Demir Çağı Britanya'sında bu ayarda metal işçiliğinin var olduğunu gösteriyor.

Tarihlendirme de zaman içinde değişti. Bugün müzenin verdiği aralık MÖ 350 ile MÖ 50 arası. Eski yayınlarda nesne daha geç tarihlere, MS 1. yüzyılın başlarına kadar çekilmişti. Bu aralık, Roma'nın adayla ilk temaslarından önceye denk düşüyor: Julius Caesar MÖ 55 ve 54'te Britanya'ya geçti ama kısa sürede döndü, Romalılar ancak MS 43'te imparator Claudius döneminde kalıcı olarak geldi. Yani kalkan, Roma'nın adaya yerleşmesinden çok önce yapılmıştı.

Nehre neden bırakılıyordu?

Kalkanın nehre nasıl girdiği sorusunun en çok kabul gören yanıtı, bir kaza değil bir tercih olduğu yönünde: nesne bilerek suya bırakılmış bir adak. Adams, bunun nehre ya da önemli bir ataya sunulmuş bir armağan olabileceğini söylüyor ve bezemenin kendisinde bir ipucu görüyor. London Museum'un yayımladığı bir videoda, "Bu biçimlerde, kıvrımlarda ve girdaplarda suyla ilgili bir şey var" diyor; nesnenin en baştan suda son bulmak üzere tasarlanmış olabileceğini düşündüğünü ekliyor.

Battersea Kalkanı bu konuda yalnız değil. Thames'ten 1868'de, Waterloo Köprüsü yakınında boynuzlu bir bronz başlık çıkarıldı; MÖ 150-50 arasına tarihlenen bu başlık da ince levha bronzdan yapılmış ve koruma sağlayamayacak kadar kırılgan. Lincolnshire'da Witham Nehri'nden çıkan bezemeli kalkan da aynı gruba giriyor. Demir Çağı Britanya'sında gösterişli metal nesnelerin sulara bırakılması, tek tük rastlantı değil, yinelenen bir davranış.

Thames'ten çıkarılan boynuzlu bronz başlık
Thames'ten çıkarılan boynuzlu bronz başlık — WordRidden, CC BY 2.0 (Wikimedia Commons)

Gösterinin işlevi

"Kullanılmamış" demek "işe yaramamış" demek değil. Böyle bir nesnenin görevi darbe karşılamak değil, taşındığı anda görülmekti: tören alayında, toplanmada, belki bir yeminin ya da anlaşmanın sahnesinde. Yirmi yedi kırmızı kakma güneşte parlıyordu, kıvrımlar hareket ettikçe ışığı yakalıyordu. Bir topluluğun kimi kaynak ayırabildiğini, kimin ustayı besleyebildiğini herkese tek bakışta anlatan bir nesne.

Onu sonunda nehre bırakmak da bu mantığın parçası olabilir. Bu kadar değerli bir şeyi dolaşımdan çıkarmak, onu bir kez daha ve geri dönülmez biçimde göstermenin yoludur. Kalkanın gördüğü son seyirci kitlesi, kıyıda duranlar olmuş olabilir.

Cevapsız kalanlar

Elde kesin olmayan çok şey var. Nesnenin kimin için yapıldığını, suya bir kişi tarafından mı yoksa bir toplulukça mı bırakıldığını, o noktanın özel bir anlamı olup olmadığını bilmiyoruz. Ahşap gövde çürüdüğü için, kalkanın gerçek ağırlığını ve tutuşunu da ancak tahmin edebiliyoruz. 1857'de nehir taramasıyla çıkan bir buluntuda, modern kazılarda alınan bağlam bilgisinin hiçbiri yok: çevresinde başka ne vardı, hangi derinlikteydi, bilinmiyor.

Buna rağmen nesne kültürel yerini çoktan almış durumda. London Museum küratörü arkeolog Kate Sumnall, aynı videoda kalkanı "Thames'te bulunmuş en ünlü nesne" diye tanımlıyor; Live Science'ın aktardığına göre görüntüsü pullardan CD kutularına kadar pek çok yerde kullanıldı. Nehir yatağındaki çamur, iki bin yıl boyunca bir ustanın elini sakladı; geriye kalan soru, o ustanın nesneyi yaparken sonunun su olacağını bilip bilmediği.

Fotoğraf: , CC0, Wikimedia Commons

Haberi beğendin mi?
Paylaş WhatsApp X Facebook
Kültür Masası

Bu içerik, Yudum Kültür Masası editör ekibi tarafından derlenip yayına hazırlanmıştır. Güncel gelişmeler için haber akışını takip edebilirsiniz.

İlgili haberler

Yudum

1998'den beri, dünyanın her yerinden — sohbet, radyo, oyunlar ve daha fazlası.

Sohbete Katıl Ücretsiz üye ol

Yalnız 18 yaş ve üstü — Yudum üzerindeki canlı sohbet, sesli ve görüntülü görüşmeler yetişkinler içindir. Neden?

1998'den beri sohbetin adresi

Üye olmadan girebileceğin sohbet odaları, sesli ve görüntülü sohbet, kesintisiz canlı radyo, tarayıcıdan oynanan oyunlar ve her gün yenilenen içerik. Kurulum yok, ücret yok — tarayıcını aç ve katıl.