Kültür

Katalonya'daki Font Major Mağarası'nda 280 buzul çağı oyması

Binlerce ziyaretçinin yıllarca önünden geçtiği Cova de la Font Major'da 280 oyma çıktı. Antiquity makalesi, boşluk sanılan bölgeyi yeniden tartışmaya açıyor.

7 Kasım 20266 dk okuma
Katalonya'daki Font Major Mağarası'nda 280 buzul çağı oyması

30 Ekim 2019'da Katalonya'nın güneyinde, Tarragona yakınlarındaki l'Espluga de Francolí köyünün altındaki bir mağarada kazı sezonu başlamıştı. Yazarlardan biri mağaranın Gatoneres de Cal Palletes adlı bölümünü gezerken duvarları kaplayan modern kazıma yazıların, ad ve tarihlerin arasında Paleolitik özellik taşıyan birkaç çizgi fark etti. Bölüm, 1993'ten beri turist rotasının parçasıydı.

Antiquity dergisinde 5 Kasım 2026'da yayımlanan makale, Cova de la Font Major'daki bu oymaları anlatıyor: 280 grafik birim, bunların 55'i hayvan figürü. Yazarlar Josep Maria Vergès Bosch ve Míriam Salas-Altès, Tarragona'daki İnsan Paleoekolojisi ve Toplumsal Evrim Enstitüsü (IPHES-CERCA) ile Rovira i Virgili Üniversitesi'nden. Bulgu iki nedenle önemli: Katalonya'da bugüne dek yalnızca iki tekil duvar resmi biliniyordu ve bu bölge “mağara sanatı olmayan boşluk” sayılıyordu. Üstelik oymalar, yaklaşık 60 yıldır binlerce kişinin önünden geçtiği bir mağarada ortaya çıktı.

Reklam

Mağara ve oymaların yeri

Cova de la Font Major, deniz seviyesinden 410 metre yükseklikte, Conca de Barberà havzasındaki Coves de l'Espluga adlı kireçtaşı mağara sisteminin parçası. Sistemde 3.590 metrelik galeri haritalandı ve içinden Francolí Nehri çıkıyor. Girişi, makaleye göre büyük olasılıkla Roma döneminde çöktü ve mağaraya 1853'te, bir evin avlusundaki özel kuyudan yeniden girildi. 1957'de giriş yerel yönetim eliyle, arkeolojik gözetim olmadan temizlendi; bu işlem giriş çökeltisinin önemli bir bölümünü yok etti. Mağara 1993'te müzeye dönüştürüldü.

Oymalar, adı Gatoneres de Cal Palletes olan küçük galerilerde, bugünkü girişten yaklaşık 250 metre içeride, yer altı nehrinin yanında. Tavan bazı yerlerde bir metrenin altına iniyor, bazı yerlerde üç metreyi buluyor. Buraya giden yol, 1993'ten beri “Macera Rotası” adıyla ziyaretçilere açık.

Neden kimse görmedi?

Makalenin sıraladığı koşullar şunlar. Birincisi beklenti: Duvarlar konglomera, yani çakıllı ve pürüzlü bir kayaç; yüzeyi hem kabartı hem renk bakımından düzensiz. Bu yüzden mağaranın buzul çağı oymaları için uygun olmadığı düşünülüyordu. İkincisi, ziyaretçilerin kendi izleri: Duvarlarda bol miktarda modern kazıma ve grafiti var, bazıları oymaların üzerine ad ve tarih yazmış. Üçüncüsü varsayım: Giriş 1957'den beri açıktı, bölüm turist rotasındaydı ve tarih öncesi bir temsil varsa çoktan bulunmuş olacağı sanılıyordu.

Makalenin sonucu bu varsayıma karşı: “Cova de la Font Major yalnızca Paleolitik duvar sanatının dağılımındaki önemli bir coğrafi boşluğu doldurmakla kalmıyor; duvar ve tavan yüzeylerinin uygunluğu ya da insan ziyaretinin yoğunluğu ne olursa olsun hiçbir mağaranın baştan dışlanmaması gerektiğini de gösteriyor.”

Duvarda ne var?

Oymalar yalnızca duvarlardaki marn katmanlarında. Marn, kireç ve kilden oluşan yumuşak bir kayaç; makaleye göre sert olmayan hemen her uçla çizilebilecek kadar homojen ve gevşek. Çizgilerin çoğu basit kazımayla, daha az oranda sıyırmayla yapılmış; bazı yerlerde iki teknik birlikte kullanılmış. Yüksek çözünürlüklü 3B modeller, olukların çoğunun 3-7 milimetre genişliğinde ve sığ olduğunu gösteriyor. Figürlerin yaklaşık yüzde 80'i 150-450 milimetre boyunda.

Toplam grafik birim280
Hayvan figürü55 (33'ü yalnızca 5. bölümde)
Mağara girişine uzaklıkyaklaşık 250 m
Oluk genişliğiçoğunlukla 3-7 mm
Figür boyuyüzde 80'i 150-450 mm
Yöntemkazıma, daha az sıyırma

Tablodaki veriler Vergès Bosch ve Salas-Altès'in Antiquity makalesinden alındı.

Hayvanlar ve işaretler

Repertuarın çoğunu figür olmayan işaretler oluşturuyor. En sık görülenler iki, üç ya da dört paralel çizgi; bunlar bazen hayvan figürlerinin üzerine biniyor. Bir de 15 ila 40 paralel çizgiden oluşan büyük demetler var. Daha seyrek olarak birbirine yaklaşan çizgiler, daire ya da yarım daire biçimleri, dörtgenler görülüyor.

Hayvanlar arasında atgiller, keçigiller, geyikgiller (çoğu dişi olarak okunmuş) ve sığırgiller var. Beşinci bölümde bir de ayı figürü bulunuyor; makale bunu Paleolitik sanatta nadir bir tür olarak anıyor. Bazı figürlerin karnı gebe gösterilmiş. Hayvanların yüzde 30'unun türü belirlenemedi, yüzde 15'i ise iki tür arasında (örneğin keçigil ya da geyik) bırakıldı. Gözler, burun delikleri, toynaklar, yele gibi iç ayrıntılar çok az çizildiği için çoğu figür neredeyse yalnızca bir gövde silueti; arada kulak ve kuyruk görülüyor.

Yazarlar bir ayrıntıyı da not ediyor: Kayanın doğal çatlakları ve konglomera ile marn arasındaki sınır, bazı figürlerde zemin çizgisi gibi kullanılmış olabilir. Bunun kasıtlı olduğu kanıtlanamıyor, makale bunu yorum olarak sunuyor.

Ne kadar eski?

Bu bölümün en dikkatli okunması gereken yeri. Oymaların kendisi doğrudan tarihlenmedi. Yazarlar, kalsit tabakasıyla örtülü en az bir hayvan figürünün ileride uranyum-seri yöntemiyle doğrudan tarihlenebileceğini belirtiyor ama bu henüz yapılmadı. Şimdilik elde dolaylı kanıt var.

Dolaylı kanıtın ilki mağaranın iç bölümündeki insan izleri. Radyokarbonla tarihlenen kömür parçaları, derin galerilerde insan varlığının iki dönemde toplandığını gösteriyor: yaklaşık 41.000-35.200 ve 26.400-25.800 “cal BP” (kalibre edilmiş, yani takvim yılına çevrilmiş radyokarbon yaşı; “bugünden önce” anlamında) ile bunlardan çok sonra, MÖ 8.-2. yüzyıllar. 26 bin yıl öncesinden MÖ 8. yüzyıla kadar iç bölümde insan varlığına dair ne tarih ne buluntu var. Galeria del Pessebre'de, 26 bin yıl öncesine tarihlenen bir tabakadan küçük bir çakmaktaşı bıçakçık da çıktı.

İkinci kanıt üslup. Bazı hayvanların arka bacakları “çift Y” biçiminde, bazılarının başı üç çizgiyle gösterilmiş. Makale bu iki kalıbın Akdeniz çevresindeki Magdalenien öncesi (yaklaşık 43.000/40.000-19.000 cal BP) mağara sanatında da görüldüğünü belirtiyor. Bu iki kanıtın ışığında yazarlar çok sayıda oymayı Magdalenien öncesi evrelere atfediyor. Ancak “Magdalenien ya da daha geç dönemlere ait oymaların varlığını dışlamak için henüz erken” diyorlar. Yani 280 oymanın hepsi için tek bir yaş verilmiyor.

Her çizgi buzul çağından değil

2. sektördeki 2 numaralı panelde yüzlerce halka biçimli oyma var. Makale bunların kültürel kökenini belirsiz buluyor ve başka bir Paleolitik mağarada benzerini bilmiyor. Bir olukta bulunan kömür parçasının radyokarbon tarihi, bazı oyukların 17. yüzyıldan geç olmadığını gösteriyor. Panelde ayrıca 1199 tarihli bir yazıt var; makale bunu bir üst sınır (terminus ante quem) olarak değerlendiriyor ve konunun ayrı bir çalışmayla ele alınacağını söylüyor. Bu işaretlerin 280'lik toplamın içinde sayılıp sayılmadığı makalenin özetinden anlaşılmıyor.

Mağara başka dönemlerin de izini taşıyor. Girişe yakın kesimde Neolitik dönemin sonunda mezar olarak kullanılan bir bölüm ve Tunç Çağı'na ait bir metal eşya deposu var. İç bölümdeki Sala del Llac'ta ise MÖ 8.-6. yüzyıllar ve MÖ geç 3.-2. yüzyıllar arasında bir Demir Çağı adak mekânı kullanılmış: yüzlerce seramik kap, metal nesneler, hayvan uzuvları, buğday ve arpa bırakılmış; bir kapta şarap kalıntısı bulunmuş. Yani Font Major'a binlerce yıl boyunca farklı topluluklar geri dönmüş.

Haritadaki boşluk kapanıyor mu?

Makalenin karşılaştırması şöyle: İber Yarımadası'nın Akdeniz cephesinde (Pireneler'den Cebelitarık'a) bilinen mağara sanatı alanlarının yaklaşık yüzde 75'inde en fazla beş hayvan figürü var, yüzde 90'dan fazlasında 20'yi geçen yok. 55 hayvan figürüyle Font Major, bu cephedeki üçüncü büyük topluluk; önünde yalnızca yarımadanın güney ucundaki Ardales ve La Pileta var. Yarımadanın doğusunda bugüne dek belgelenen ilk ve tek büyük Paleolitik mağara sanatı alanı da burası.

Bundan çıkan sonuç mağara sanatının orada hiç yapılmadığı değil, aranmadığı olabilir. Yazarlar, bölgedeki mağara sanatı kıtlığının araştırma stratejisinden, görünürlük koşullarından ya da korunma farklarından kaynaklanıyor olabileceğini yazıyor. Font Major'dan sonra yakındaki Cova Simanya'da da yapılan tarama, Paleolitik grafik ifadelerin varlığı bakımından olumlu sonuç verdi.

Sırada ne var?

İki iş bekliyor: kalsitle örtülü hayvan figürünün uranyum-seri tarihlemesi ve topluluğun tamamının ayrıntılı incelemesi. İlki, oymalardan en az birine doğrudan bir yaş verebilir; böylece mağaradaki insan izleriyle kurulan bağ dolaylı olmaktan çıkabilir. Yazarlar ayrıca duvarların 1957'den beri ziyaretçi izleriyle aşındığını, bunun bazı öğelerin tanınmasını zorlaştırdığını ve özgün topluluğun bugün sayılandan büyük olmuş olabileceğini belirtiyor. Açık soru şu: Başka ziyaret edilen mağaralarda, kimsenin aramadığı için bakılmamış kaç duvar var?

Fotoğraf: Alberto-g-rovi, CC BY-SA 3.0, Wikimedia Commons

Haberi beğendin mi?
PaylaşWhatsAppXFacebook
Kültür Masası

Bu içerik, Yudum Kültür Masası editör ekibi tarafından derlenip yayına hazırlanmıştır. Güncel gelişmeler için haber akışını takip edebilirsiniz.

Reklam
50,0755,9667,20İstanbul9°

Yudum Dünyası

Kaf Dağı'nın eteğinde bir köy var.

Karakterini yarat, meydanda dolaş, buradakilerle yüz yüze tanış. Tarayıcında, ücretsiz.

  • 🧑 Karakterini yarat
  • 🎲 Kahvede bir el at
  • 🏠 Grubunla ev kur
Günün testiRüya sembolleri testiYılan, diş, uçmak, su... Halk arasındaki yaygın tabirleri ne kadar biliyorsun? 10 soruda rüya bilgin…
Günün burcuAkrepBugün Akrep burcu için sezgilerin her zamankinden güçlü olduğu, iç sesinin sana doğru yolu fısıldadığı…

Günün sorusu

"12 Dev Adam" hangi milli takımımızın lakabıdır?

Haftanın düellosu

Bu bölümde

Yudum DünyasıKaf Dağı'nın eteğinde bir köy seni bekliyor.Ücretsiz katıl →