Yazılı sohbetAna sohbet odası — üye olmadan da gir Sesli ve görüntülüKonuşarak sohbet et, istersen kameranı aç Canlı yayınlarYayındakileri izle

Tek kelime içermeyen simya kitabı: Mutus Liber neden sessiz basıldı

1677'de La Rochelle'de basılan Mutus Liber on beş gravür levhadan oluşur ve içinde tek bir cümle yoktur. Simyanın sözcüksüz anlatımı bir saklama tekniği miydi, yoksa başka bir şey mi?

Tek kelime içermeyen simya kitabı: Mutus Liber neden sessiz basıldı
Kültür 6 Ekim 2026 6 dk okuma 4 okunma

Kitabı açtığınızda ilk levhada bir adam yere uzanmış uyuyor. Başucundan göğe bir merdiven yükseliyor, basamaklarında melekler inip çıkıyor, iki yanda borazan çalan figürler onu uyandırmaya uğraşıyor. Sayfayı çevirirsiniz: yine bir resim. Bir daha çevirirsiniz: yine resim. Kitap bitene kadar size kurulmuş tek bir cümle yoktur.

1677'de Fransa'nın atlantik kıyısındaki La Rochelle'de basılan Mutus Liber adını tam olarak buradan alır: sessiz kitap. On beş gravür levhadan oluşur ve birkaç Latince ibare dışında metin içermez. İddiası ise alçakgönüllü değildir; başlığın devamında şöyle der: hermetik felsefenin bütünü burada hiyeroglif şekillerle resmedilmiştir. Yani kitap, çağının en çetrefilli bilgisini, maddeyi dönüştürme sanatını, baştan sona resimle aktardığını söylemektedir.

Bunun neden ilginç olduğunu görmek için 17. yüzyılın ortasına bakmak gerekir. Simya o tarihte henüz rafa kaldırılmış bir sapkınlık değildi. Robert Boyle ve Isaac Newton gibi bugün modern bilimin kurucuları sayılan isimler de aynı laboratuvar geleneğinin içindeydi; damıtıyor, tartıyor, metalleri birbirine katıyorlardı. Mutus Liber, kimya ile simyanın henüz ayrışmadığı o dar aralıkta basıldı. Ayrışma başladığında ortada kalan da tam olarak böyle kitaplar oldu.

Künye: birkaç düzine nüsha basılmış bir kitap

Wellcome Collection'ın katalog kaydına göre kitabın tam adı Mutus liber, in quo tamen tota philosophia hermetica, figuris hieroglyphicis depingitur; basım yeri La Rochelle, basımcısı Pierre Savouret, yılı 1677. Kitabın tanımı da aynı kayıttan geliyor: bir numarasız yaprak, başlık levhası dahil on beş gravür levha, bir numarasız yaprak daha.

Tam başlıkMutus liber, in quo tamen tota philosophia hermetica, figuris hieroglyphicis depingitur
Yazar adı"Altus" (takma ad)
Basım yeriLa Rochelle
BasımcıPierre Savouret
Yıl1677
Hacim15 gravür levha (başlık levhası dahil)
İlk yeniden basım1702, Cenevre — Manget'nin Bibliotheca chemica curiosa'sının birinci cildinin sonunda, yeniden oyulmuş levhalarla

Tablodaki künye bilgileri Wellcome Collection kataloğundan, 1702 yeniden basımına ilişkin not ise Library of Congress'in aynı levhalar için tuttuğu kayıttan geliyor. Kongre Kütüphanesi'ndeki gravür, Cenevre baskısının açılış levhası olarak kayıtlı ve konusu şöyle fişlenmiş: melekler, merdivenler, uyku, İncil sahneleri.

Mutus Liber'in 1677 La Rochelle baskısının başlık levhası
Mutus Liber'in 1677 La Rochelle baskısının başlık levhası — Isaac Baulot, Public domain (Wikimedia Commons)

Yazarın adı da bir bilmece

Kapakta yazar yerine yalnızca bir sıfat vardır: Altus, Latincede yüksek, derin. Public Domain Review'da Mathilde Montpetit'nin anlattığına göre kitabı Kral XIV. Louis'nin dikkatine sunan ve basım ayrıcalığını alan kişi Jacob Saulat, Sieur des Marez'dir; Fransız simya yorumcusu Eugène Canseliet ise "Saulat"ın "Altus"un neredeyse harf harf anagramı olduğuna dikkat çeker. Wellcome kataloğu soru işaretini korur ve yazar alanına iki ihtimali birden yazar. Dolaşımdaki üçüncü bir ad daha vardır: La Rochelle'li eczacı Isaac Baulot.

Bu belirsizlik bir kayıt hatası değil. Takma ad, gizli imza ve anagram, dönemin bu türdeki kitaplarında kuralın kendisiydi. Kimliğini saklamak, yazdığı şeyin değerine duyulan inancın bir parçasıydı: anlatılan şey herkese açılmayacak kadar güçlü sayılıyordu.

Neden hiç kelime kullanılmadı?

Akla ilk gelen cevap basit: gizlemek için. Ama bu cevap, 17. yüzyıl simyasında gizliliğin nasıl işlediğini bilmeden eksik kalıyor. Bu metinler zaten açık yazılmıyordu. Dönemin yazarları Decknamen, yani örtü-adlar kullanırdı: "yeşil aslan", "güvercin", "kurt" gibi sözcükler belirli maddelerin ve işlemlerin yerine geçerdi. Sözcüksüz bir kitap, bu geleneğin sonuna kadar götürülmüş hali sayılabilir; örtü-adın yerini doğrudan örtü-resim alır.

Bu sözde anlamsız dilin gerçekte neyi gizlediği, son otuz yılın bilim tarihindeki en verimli tartışmalarından biri oldu. Lawrence Principe ile William Newman, Early Science and Medicine dergisinde 1998'de yayımladıkları "Alchemy vs. Chemistry: The Etymological Origins of a Historiographic Mistake" başlıklı çalışmada, simya ile kimya arasına çekilen keskin çizginin sonradan icat edilmiş bir ayrım olduğunu savundular. İkili, iki alanın henüz ayrışmadığı bu dönemi anlatmak için eski yazımla chymistry terimini kullanmayı önerdi. Yöntemleri de dikkat çekiciydi: örtü-adları çözüp tarifleri laboratuvarda yeniden denediler ve çoğunun gerçekten yürüyen kimyasal işlemlere karşılık geldiğini gösterdiler.

Resme geçmenin ikinci bir nedeni daha olabilir ve bu neden pratiktir. Resim, Latince bilmeyen bir okurla Latince bilen okuru aynı sayfanın karşısında eşitler. Yanlış çeviri riski yoktur, çünkü çeviri yoktur. Buna karşılık yanlış yorum riski katlanarak artar; kitabın bugün hâlâ tartışılmasının sebebi de bu.

Levhalar ne tarif ediyor

Montpetit'nin aktardığı yaygın okumaya göre on dört levha, felsefe taşına giden "nemli yol"un adım adım tarifidir: tarlaya serilen bezlerle çiy toplanması, toplanan sıvının damıtılması, mayalanma, art arda gelen ısıtma ve yeniden birleştirme işlemleri. Açılış levhasındaki merdiven ise Tevrat'taki Yakup'un merdivenidir; simya okurları bu sahneyi dönüşümün sırlarını kodlayan bir şema gibi okumuştur.

Bazı yorumcular levhalardaki kadın ve erkek çifti, 14. yüzyılda yaşamış Parisli Nicolas ve Perrenelle Flamel ile ilişkilendirmiştir. Montpetit bu noktada bir uyarı koyar: Flamel'in simya başarısını anlatan ünlü metin, 17. yüzyılda yayıncı P. Arnauld de la Chevalerie tarafından üretilmiş bir uydurmadır. Flamel çifti gerçekten yaşamıştır, ama simyayla uğraştıklarına dair belge yoktur. Yani Mutus Liber'in bir sahnesini açıklamak için kullanılan referansın kendisi de kurgudur.

Kitabın on dördüncü levhasında ise okura dönük bir cümle vardır ve belki de en çok alıntılanan satırıdır: Ora, lege, lege, relege, labora et invenies. Dua et, oku, oku, yeniden oku, çalış ve bulacaksın. Bu cümle bir tarif vermez; okurun kendi payına düşen emeği tarif eder.

Kralın onayından itibar kaybına

Montpetit'nin anlattığına göre kitap, Fransa'da resmî onay gördü: basım ayrıcalığı verildi ve nüshaların Paris'teki halk kütüphanesine ve Louvre'a bırakılması şart koşuldu. Bir simya kitabının devlet eliyle kayda geçirilmesi, bu bilginin o tarihte hâlâ ciddiye alındığını gösterir.

Bu ciddiye alınma uzun sürmedi. Montpetit, simyanın itibarının iki gelişmeyle birlikte çöktüğünü yazar: 1670'lerin sonunda Paris'te zehir ticareti çevresinde patlak veren büyük rezalet ve Paris Bilimler Akademisi'nin simyayı kendi gündeminden çıkarması. Yüzyılın sonuna gelindiğinde aynı uğraşın iki yarısı birbirinden ayrılmıştı: ölçülebilir, tekrarlanabilir, yayımlanabilir olan kısım kimya adını aldı; gizlenen, şifrelenen, resme dönüşen kısım ise simya olarak kaldı ve bilimin dışına itildi.

Burada ince bir ayrıntı var. Simyayı bilimden ayıran şey yalnızca hedefi, yani altın yapma hayali değildi. Yöntemdeki bir fark da belirleyiciydi: yeni bilim, bilginin açıkça yazılmasını ve başkasınca sınanabilmesini şart koşuyordu. Mutus Liber tam bu şartın tersini yapar. Bilgiyi saklayan bir kitap, sınanabilir olmayı baştan reddeder. Sessiz kitap bu yüzden yalnızca bir simya belgesi değil, aynı zamanda terk edilmek üzere olan bir bilgi anlayışının son örneklerinden biridir.

Jung'un nüshası ve ikinci hayat

Kitap 20. yüzyılda bambaşka bir okur buldu. Montpetit'nin aktardığına göre Carl Jung, nadir ilk baskılardan birine sahipti ve 1944 tarihli Psychology and Alchemy kitabında bu levhalardan bazılarını yeniden bastı. Jung için simya, metalleri dönüştürme çabası değil, simyacının kendi iç dönüşümünün dışa yansıtılmış hâliydi; imbikteki madde ile ruhun hâlleri aynı sahnede birleşiyordu.

Bu okuma simyaya kültürel bir ikinci hayat kazandırdı, ama bedeli oldu. Principe ve Newman'ın savunduğu çizgiye göre Jungcu yorum, metinlerin arkasındaki somut laboratuvar pratiğini görünmez kıldı; tarifler gerçek maddelere işaret ederken sembolden ibaret sayıldı. Bugün Mutus Liber'in önünde duran okur, bu iki bakışın tam ortasında kalıyor: levhalar bir laboratuvar defteri mi, bir iç yolculuğun haritası mı, yoksa ikisi aynı anda mı?

Okunamayanı okumak

Sessiz kitabın asıl sorunu şu: bir metni yanlış anladığınızı metnin kendisi size söyleyebilir, çünkü cümleler birbirini sınırlar. Resimde böyle bir fren yoktur. On beş levha, kendisine getirilen her yorumu bir ölçüde kabul eder. Üç yüz elli yıldır birbirinden çok farklı okumaların aynı sayfalardan çıkabilmesinin nedeni budur.

Geriye şu soru kalıyor: elimizdeki şey gerçekten bir tarif mi, yoksa biz mi her resimde bir tarif aramaya programlıyız kendimizi? Kitabın kendi cevabı hâlâ on dördüncü levhada duruyor ve bir yöntem değil, bir sabır öneriyor: oku, yeniden oku, çalış.

Fotoğraf: Miscellaneous Items in High Demand, PPOC, Library of Congress, Public domain, Wikimedia Commons

Haberi beğendin mi?
Paylaş WhatsApp X Facebook
Kültür Masası

Bu içerik, Yudum Kültür Masası editör ekibi tarafından derlenip yayına hazırlanmıştır. Güncel gelişmeler için haber akışını takip edebilirsiniz.

İlgili haberler

Yudum

1998'den beri, dünyanın her yerinden — sohbet, radyo, oyunlar ve daha fazlası.

Sohbete Katıl Ücretsiz üye ol

Yalnız 18 yaş ve üstü — Yudum üzerindeki canlı sohbet, sesli ve görüntülü görüşmeler yetişkinler içindir. Neden?

1998'den beri sohbetin adresi

Üye olmadan girebileceğin sohbet odaları, sesli ve görüntülü sohbet, kesintisiz canlı radyo, tarayıcıdan oynanan oyunlar ve her gün yenilenen içerik. Kurulum yok, ücret yok — tarayıcını aç ve katıl.