İngilizcede gök gürültüsünü çalmak: kökeni yüz yıl sonra yazıya geçti
Deyim gerçek, hikâyesi tartışmalı. En eski yazılı anlatı 1753'te başka bir oyunu gösteriyor, bugün tekrarlanan sürüm 1893'te şekillendi, deyim ise ilk kez 1827'de basıldı.
Hikâye hep aynı sahneyle anlatılır: Londra'nın Drury Lane'indeki Theatre Royal'de, 18. yüzyılın başında bir tragedya oynanırken sahne arkasından gök gürültüsü duyulur. Salondaki seyircilerden biri yerinde duramaz. Oyun yazarı ve eleştirmen John Dennis, kendi oyunu için icat ettiği gürültü düzeneğinin bir başkasının oyununda kullanıldığını fark etmiştir ve bağırır. İngilizcenin bugün hâlâ kullandığı deyim o bağırıştan doğar: to steal someone's thunder, yani "birinin gök gürültüsünü çalmak" — başkasının hazırladığı anı, alkışı ya da fikri kendine mal etmek.
Deyimin kendisi gerçek; sahne ise büyük ölçüde sonradan şekillenmiş. Kökene bakan etimoloji kaynaklarını yan yana koyduğunuzda ortaya tuhaf bir tablo çıkıyor: en eski yazılı anlatı bir oyun adı veriyor, bugün her yerde tekrarlanan popüler sürüm başka bir oyun adı veriyor, ve deyimin basılı olarak ilk görüldüğü tarih Dennis'in ölümünden yaklaşık bir asır sonrasına denk geliyor. Yani ortada bir deyim ve bir anekdot var, ama ikisini birbirine bağlayan belge yok.
-
Yemek tarifleri
Malzeme listesi, adım adım yapılış, süre ve porsiyon bilgisiyle. Çorbadan tatlıya kategoriye göre gez ya da aradığını doğrudan ara.
Tariflere bak → -
Nasıl yapılır rehberleri
Telefon ayarlarından resmî işlemlere, hesap güvenliğinden günlük hayattaki küçük sorunlara: numaralı adımlar ve tahmini süreyle anlatılmış rehberler.
Rehberleri gör → -
Program arşivi
Tarayıcılar, güvenlik araçları, ofis ve medya yazılımları. Her kayıtta ne işe yaradığı, sürümü ve indirme bağlantısı.
Programlara göz at → -
Sesli ve görüntülü sohbet
Odalarda grup görüntülü sohbet, birebir sesli arama ve canlı yayın. Tarayıcıdan çalışır — eklenti, uygulama ya da kurulum gerekmez.
Odalara gir →
John Dennis kimdi
John Dennis (16 Eylül 1657 — 6 Ocak 1734), İngiliz edebiyatında kendi kuşağının önde gelen eleştirmeni sayılıyor. "Yüce"nin (the sublime) sanatta korkuyla kurduğu bağ üzerine yazdıkları, estetik tartışmasında erken ve etkili bir adım olarak anılıyor. Oyun yazarı olarak ise şansı yoktu. 1709'da Drury Lane'de sahnelenen tragedyası Appius and Virginia — başrollerinde dönemin yıldızları Thomas Betterton ve Barton Booth vardı — tutmadı ve kısa sürede kaldırıldı. 1719'da Shakespeare'in Coriolanus'undan uyarladığı The Invader of His Country da üç gece sonra program dışına alındı. Dennis başarısızlığın suçunu Drury Lane'in yöneticilerine, özellikle Colley Cibber'a yükledi.
Alexander Pope ile girdiği uzun kavga da adını taşıdı. Pope'un 1711 tarihli Essay on Criticism'inde kendisine yönelen sataşmaya karşılık yazdı, ama son sözü Pope söyledi: Dunciad'ın 1729 baskısı Dennis'i alay konusu yaptı. Dennis'in edebiyat tarihinde kalıcı yerini, kendi kitapları değil, hakkında anlatılan bir fıkra sağladı.
En eski kayıt 1753'te yazıldı ve başka bir oyunu anlatıyor
Olayın bilinen en eski yazılı anlatısı, 1753'te Londra'da yayımlanan The Lives of the Poets of Great Britain and Ireland derlemesinde. Kitap Theophilus Cibber'ın adıyla çıktı, metnin büyük bölümünü Robert Shiels yazdı. Dikkat çekici ayrıntı şu: bu anlatıda başarısız olan oyun Appius and Virginia değil, Coriolanus, the Invader of his Country. Kitap oyunun Drury Lane'de nasıl söndüğünü sahne sahne aktarıyor — ikinci gece salon çok seyrek, üçüncü gece hasılat masrafı karşılamıyor, dördüncüsü daha da kötü. Yöneticiler dördüncü geceden sonra oyunu kaldırıyor.
Aynı kaynağa göre Dennis, daha sonra yeni bir yazarın tragedyasını izlerken, tiyatro yöneticilerine kendi tarif ettiği yapay gök gürültüsü yönteminin kullanıldığını duyuyor ve şöyle çıkışıyor: "Tanrı aşkına, bu benim gök gürültüm; alçaklar benim gök gürültümü oynayacaklar, ama oyunlarımı oynamayacaklar." Cümlede "çalmak" fiili yok. Bir ironi daha var: Dennis'in 1719'daki başarısızlık için suçladığı Colley Cibber'ın oğlu, hikâyeyi kayda geçiren kitabın adını taşıyan kişiydi.

Bugün bildiğimiz sürüm 1893'te şekillendi
Bugün internette ve pek çok deyim derlemesinde okunan sürüm — oyun Appius and Virginia, yerine konan oyun Shakespeare'in Macbeth'i, kullanılan düzenek de sarsılarak ses veren bir metal levha — etimoloji yazarı Pascal Tréguer'in wordhistories.net sitesinde gösterdiği gibi, William Shepard Walsh'ın 1893'te Philadelphia'da yayımlanan A Handy-Book of Literary Curiosities kitabındaki anlatıya dayanıyor. Tréguer'in asıl eleştirisi de buna: modern kaynaklar Walsh'ın sürümünü ona atıf vermeden tekrarlıyor, tekrar da hikâyeye kendiliğinden bir doğruluk görünümü kazandırıyor.
Burada yöntem sorunu açık. 1753 anlatısı olaya 1719'daki başarısızlığı bağlıyor; 1893 anlatısı 1709'daki başarısızlığı ve Macbeth'i ekliyor. İkinci sürüm daha derli toplu, daha kolay anlatılır, daha çok ayrıntı veriyor — ve tam bu yüzden şüpheli. Bir anekdot zamanla ayrıntı kaybetmek yerine ayrıntı kazanıyorsa, kazanılan ayrıntıların nereden geldiğini sormak gerekiyor.
Deyim basılı olarak ilk 1827'de görünüyor
Tréguer'in derlediği kayıtlara göre deyimin bilinen en eski basılı kullanımı İskoçya'da, 21 Şubat 1827 tarihli Inverness Courier gazetesinde: "Mr Canning'in Mr Brougham'ın gök gürültüsünü çalıp çalmadığı beni ilgilendirmez." Yirmi yıl sonra, Ocak 1847'de Dundee'de yayımlanan bir gazete hikâyenin kendisine de değiniyor ve Dennis'in "gök gürültümü çaldılar" dediğini aktarıyor.
Aradaki boşluk asıl bulmaca. Dennis 1734'te öldü. Deyim yazıya ilk kez 1827'de geçtiyse, arada yüz yıldan fazla bir sessizlik var. Sık verilen açıklama, sözün tiyatro çevrelerinde ağızdan ağıza dolaştığı, basına geç düştüğü. Tréguer bunun kanıtı olmadığını, varsayım düzeyinde kaldığını yazıyor. Bir ihtimal daha var ve dışlanamıyor: deyim 19. yüzyılda bağımsız olarak doğmuş, Dennis hikâyesi de ona sonradan köken olarak yakıştırılmış olabilir.
| Deyim | to steal someone's thunder |
|---|---|
| Anlatının kahramanı | John Dennis (1657–1734), eleştirmen ve oyun yazarı |
| En eski yazılı anlatı | 1753, The Lives of the Poets of Great Britain and Ireland |
| 1753 anlatısındaki oyun | Coriolanus, the Invader of his Country (Drury Lane, 1719) |
| Yaygın sürümdeki oyun | Appius and Virginia (Drury Lane, 5 Şubat 1709) |
| Yaygın sürümü yayan kitap | A Handy-Book of Literary Curiosities, 1893 |
| Deyimin ilk basılı kaydı | 21 Şubat 1827, Inverness Courier |
Tablodaki tarihler ve kaynak adları Wikipedia'nın ilgili maddeleri ile Tréguer'in wordhistories.net'teki derlemesinden alındı.
Peki sahnede gök gürültüsü nasıl yapılıyordu
Hikâyenin hangi sürümü doğru olursa olsun, arka plandaki teknik gerçek ve belgeli. 18. yüzyıl tiyatrosunda gök gürültüsünün iki ana üretim biçimi vardı.
- Gürültü yolu (thunder run): Seyircinin başının üstündeki çatı boşluğuna döşenmiş, eğimli ahşap bir oluk. Oyun sırasında sahne ekibi oluktan ağır toplar yuvarlıyor, ses salonun tavanında yankılanıyor ve yapının kendisi titriyordu.
- Gürültü levhası (thunder sheet): İnce bir metal levha. Sarsılarak ya da tokmakla vurularak çalınıyor; ince ve geniş levha daha yüksek ses veriyor. Bu alet tiyatroda kalmadı, orkestraya geçti; Wagner, Verdi, Strauss ve Mozart'ın yapıtlarında kullanılıyor.
Gürültü yolunun en eski çalışan örneği Bristol'de. 1766'da açılan Bristol Old Vic'in çatı boşluğunda, reçineli çam oluktan ahşap toplar yuvarlanıyor. Tiyatronun yetkilisi Amanda Adams'ın anlattığına göre bu, ekip için fiziksel bir iş: toplar elle, sırayla yuvarlanıyor. Tiyatro tarihçisi David Wilmore'un deneyleri önemli bir düzeltme getirdi — uzun süre kurşun gülleler kullanıldığı sanılıyordu, oysa en iyi sesi veren ve asıl kullanılan malzeme ahşaptı. Wilmore'a göre Birleşik Krallık'ta çalışır durumda yalnızca üç gürültü yolu kaldı ve Bristol'deki, sıradaki en eskisinden 150 yıldan fazla önce yapılmış.
Düzenek 1942'den sonra uzun süre sessiz kaldı. Tiyatronun 250. yılında, 18 Haziran – 10 Temmuz 2016 arasında sahnelenen King Lear'ın üçüncü perdesindeki fırtına için yeniden çalıştırıldı.

Türkçedeki en yakın karşılık gök gürültüsünden değil, kaymaktan geliyor
Türkçede bu deyimin birebir karşılığı yok; "gök gürültüsünü çalmak" çeviri yoluyla girmiş bir kalıp ve yerleşmiş bir deyim değil. Anlam olarak en yakın duran, Türk Dil Kurumu'nun Güncel Türkçe Sözlük'ünde yer alan "kaymağını almak (veya yemek)": sözlükteki tanımı "bir şeyin en büyük payını, kârını ele geçirmek".
İki deyimin benzetmesi farklı yerden besleniyor ve bu fark ilginç. İngilizce deyim sahneden, yani bir gösteri anından geliyor: çalınan şey alkışın kendisi. Türkçe deyim mutfaktan geliyor: çalınan şey emeğin en kazançlı kısmı. Birinde kaybedilen görünürlük, diğerinde pay.
Deyim bir taktiğin adına dönüştü
"Gök gürültüsünü çalmak" ifadesi 20. yüzyılın sonunda sosyal psikoloji literatürüne teknik bir terim olarak girdi; ama anlamı tersine döndü. Burada kişi başkasının değil, kendi aleyhindeki bilgiyi karşı taraftan önce kendisi açıklıyor, böylece o bilginin sonradan gelen vuruşunu zayıflatıyor.
Kipling D. Williams, Martin J. Bourgeois ve Robert T. Croyle'un Law and Human Behavior dergisinin 1993 tarihli 17. cildinde yayımlanan "The Effects of Stealing Thunder in Criminal and Civil Trials" başlıklı çalışması bu tekniği jüri benzetimi deneyleriyle ölçtü. Araştırmacılar, üniversite öğrencilerinden oluşan iki ayrı katılımcı grubuna, aleyhte bilginin hiç geçmediği, karşı tarafça ortaya atıldığı ya da ilgili tarafın kendisi tarafından önceden açıklandığı sürümleri dinletti. İki çalışmada da aleyhte bilgiyi önce kendisi açıklayan tarafın inandırıcılığı yükseldi, bilginin olumsuz etkisi belirgin biçimde azaldı. Sonucun sınırı da açık: ölçüm gerçek bir ortamda değil, öğrencilerle kurulmuş benzetimde yapıldı.

Kapanmayan soru
Deyimin kökeni meselesi şu an bir belge eksiğiyle duruyor: 1734 ile 1827 arasında "gök gürültüsünü çalmak" kalıbını kullanan basılı bir metin. Böyle bir kayıt çıkarsa anlatı ile deyim arasındaki bağ kurulur. Çıkmazsa, Dennis'in gürültüsü edebiyat tarihinin en çok tekrarlanan ama en az belgelenmiş köken hikâyelerinden biri olarak kalır.
Bu arada asıl kaybı hatırlamak gerekiyor. Dennis'in sahne gürültüsü üzerine ne yazdığı, düzeneğin nasıl çalıştığı, ayrıntılı bir tarifi bugüne kalmadı. Elimizde yalnızca o düzeneğin çalındığına dair bir bağırış var. Deyimin kendisi, Dennis'in başına geleni kelimenin tam anlamıyla tekrarladı: adı anılıyor, işi değil.
Fotoğraf: Jan (John) Vandergucht, Public domain, Wikimedia Commons