🎮 Yeni: Oyun kanalları ve her akşam 21:00 turnuva — Radyo Yudum'da tek tıkla şarkı iste!
Yazılı sohbetAna sohbet odası — üye olmadan da gir Sesli ve görüntülüKonuşarak sohbet et, istersen kameranı aç Canlı yayınlarYayındakileri izle

Etrüsk mezarında alkış ve yapay zekâ: yankı katedral süresine yaklaştı

Oxford ve Duke'tan iki araştırmacı Tarquinia'daki iki boyalı Etrüsk mezarının yankısını ölçtü, duvar resimlerini bilgisayarlı görüyle taradı. Çıkan tablo ilginç; makalenin koyduğu sınırlar daha da ilginç.

Etrüsk mezarında alkış ve yapay zekâ: yankı katedral süresine yaklaştı
Kültür 1 Ekim 2026 7 dk okuma 5 okunma

Tarquinia'nın üstündeki tepede, toprağın birkaç metre altına oyulmuş bir odada el çırpıyorsunuz. Ses hemen bitmiyor. Duvarlara çarpıp geri dönüyor, kalınlaşıyor, bir uğultuya dönüşüyor ve ancak saniyeler sonra sönüyor. Oda bir kilise değil: MÖ 5. yüzyılda kayaya oyulmuş, duvarları boyanmış bir Etrüsk mezarı.

Oxford Üniversitesi'nden Jacqueline K. Ortoleva ile Duke Üniversitesi'nden Maurizio Forte, İtalya'nın Tarquinia kentindeki iki boyalı Etrüsk mezarında tam olarak bunu yaptı: içeride denetimli biçimde ses verip yankının nasıl söndüğünü ölçtüler, odaları fotogrametriyle üç boyutlu modele çevirdiler, duvar resimlerini de bilgisayarlı görü yöntemleriyle taradılar. Sonuçlar Journal of Archaeological Method and Theory dergisinde 20 Ağustos 2026'da açık erişimli olarak yayımlandı.

İkilinin önerisi şu: bu odalar yalnızca ölüyü koyacak bir yer değil, içine giren canlıyı etkilemek üzere kurulmuş mekânlardı. Forte ve Ortoleva, çalışmayı anlattıkları The Conversation yazısında mezarları "ölüyü barındırmak için değil, duyuları kuşatan bir ortam üzerinden yaşayanları etkilemek için" kurulmuş yapılar olarak tanımlıyor. Makalenin asıl ilgi çekici yanıysa belki de bu iddianın kendisi değil, yazarların onu nerede durdurduğu.

Roma'dan önce, 6.000 mezarlık bir tepe

Etrüskler, Roma'nın yükselişinden önce Orta İtalya'da — kabaca bugünkü Toskana, Lazio ve Umbria'da — şehir devletleri kurmuş bir halktı. Kendilerine ait, Hint-Avrupa ailesine girmeyen bir dilleri vardı; ellerinde kalan metinlerin çoğu kısa yazıtlar olduğu için okuyabileceğimiz bir Etrüsk edebiyatı yok. Bu yüzden onlar hakkında bildiklerimizin büyük bölümü mezarlardan geliyor.

Tarquinia'daki Monterozzi nekropolü bunun en uç örneği: tepede kayaya oyulmuş yaklaşık 6.000 mezar bulunuyor, bunlardan yaklaşık 200'ünün odası fresklerle bezeli. Gömüler Villanova denen erken Demir Çağı'ndan (MÖ 9. yüzyıl) Roma dönemine kadar uzanıyor. Alan, Cerveteri'deki Banditaccia nekropolüyle birlikte 2004'te UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alındı.

Bu boyalı odaların kıymeti şuradan: Yunan dünyasının duvar resimleri neredeyse tümüyle yok oldu. Tarquinia'nın yer altındaki odaları, karanlıkta ve sabit nemde kaldıkları için durdu. Yani Akdeniz'de Roma öncesi büyük ölçekli resmin elle tutulur tanığı büyük ölçüde burada.

Tarquinia'daki Monterozzi nekropolünde mezar girişlerini örten koruma yapıları; boyalı odalar bu tepenin altında kayaya oyulmuş
Tarquinia'daki Monterozzi nekropolünde mezar girişlerini örten koruma yapıları; boyalı odalar bu tepenin altında kayaya oyulmuş — AlexanderVanLoon, CC BY-SA 4.0 (Wikimedia Commons)

İki oda, iki ayrı kurgu

Çalışma Monterozzi'deki iki mezarı karşılaştırıyor. İlki Tomba del Gallo, yani Horoz Mezarı (MÖ 450-400). İkincisi Tomba dei Demoni Azzurri, Mavi Şeytanlar Mezarı (MÖ 450-420) — 1985'te bir altyapı çalışması sırasında rastlantıyla bulunmuş, ardından nekropolün Calvario kesimindeki kazı programı kapsamında 1997'ye kadar incelenmiş bir oda.

Mavi Şeytanlar Mezarı, Etrüsk resminde bir dönüm noktası sayılıyor. Sol duvarda ölen erkek iki atlı bir arabayla, müzisyenler eşliğinde ilerliyor. Arka duvarda sedirlere uzanmış dört ya da beş çiftin katıldığı bir ziyafet var. Sağ duvarda ise sahne değişiyor: öte dünyaya giden bir kayık, kayığı yöneten Etrüsk ölüm taşıyıcısı Charun, kayanın üstüne oturmuş yılanlı mavi bir şeytan ve dişlerini göstererek yaklaşan kara bir figür. Bu duvar, Etrüsk sanatında ölüm şeytanlarının MÖ 5. yüzyılın sonunda çoktan var olduğunun bilinen en erken kanıtlarından biri. Yarım yüzyıl önceki Leopar Mezarı'nın şen ziyafet sahnelerinden sonra bu, tasavvurun karardığı yer.

Av ve Balık Mezarı'nın MÖ 520-510'a tarihlenen resimleri, Mavi Şeytanlar Mezarı'ndan yaklaşık yüz yıl önceki daha neşeli sahne anlayışını gösteriyor
Av ve Balık Mezarı'nın MÖ 520-510'a tarihlenen resimleri, Mavi Şeytanlar Mezarı'ndan yaklaşık yüz yıl önceki daha neşeli sahne anlayışını gösteriyor — Sailko, CC BY 3.0 (Wikimedia Commons)

El çırpmanın ölçüsü

Ortoleva ve Forte'nin ölçtüğü büyüklük, akustikte erken sönüm süresi (EDT) deniyor: bir ses kesildikten sonra şiddetinin ilk hızlı düşüşünden yola çıkarak hesaplanan yankı süresi. Araştırmacılar bunu tercih ettiklerini, çünkü odanın farklı noktalarında algılanan yankıya daha yakın durduğunu yazıyor.

Düzenek sade: kayda alınmış el çırpmaları, 1,3 metre yüksekliğe konmuş bir BOSE IPX7 hoparlörden odaya veriliyor; dönen ses 1,5 metre yükseklikteki bir Sony PCM-10 kaydediciyle 48 kHz ve 16 bit çözünürlükte toplanıyor; çözümleme EASERA adlı akustik yazılımıyla yapılıyor. Odaların geometrisi ise Agisoft Metashape ile üretilen fotogrametrik üç boyutlu modellerden geliyor.

Aşağıdaki değerlerin tamamı makalenin yöntem ve bulgular bölümünden:

Tomba del Gallo — ölçülerGiriş koridoru 6,75 m uzunluk, 1,36 m genişlik; mezar odası 3,31 x 2,50 m, beşik çatılı
Tomba dei Demoni Azzurri — ölçülerGiriş koridoru 13 m uzunluk, 2,5 m genişlik; mezar odası 6,20 x 6,10 m, 2,7 m yükseklik
Horoz Mezarı'nda yankı250 Hz ve üzeri frekanslarda 1-1,5 saniye; 125 Hz'de 2,34 saniye
Mavi Şeytanlar'da yankıÖzellikle alçak frekanslarda "istisnai ölçüde uzun"; bazı değerler Londra'daki St Paul Katedrali'nde ölçülenlere benziyor
Oda içi dağılımEn uzun yankılar ziyafet sahnesinin bulunduğu arka ve sol duvarda; sağa doğru gidildikçe yankı kısalıyor

Fark büyük. Küçük ve beşik çatılı Horoz Mezarı, sesi hızla söndüren bir oda; sözün anlaşılır kaldığı, dikkatin dağılmadığı bir hacim. Mavi Şeytanlar Mezarı ise tersi: 13 metrelik bir koridordan inilen, altı metreyi aşan kare plana yakın bir odada ses üst üste biniyor. Makale, 500 Hz'in altındaki frekansların bedende titreşim olarak da hissedildiğini hatırlatıyor — yani orada duyulan şey yalnızca kulakla alınan bir ses değil.

Yapay zekâ tam olarak neyi yaptı

Başlıklarda "yapay zekâ mezarları canlandırdı" denince akla üretken modellerin solmuş freskleri yeniden boyaması geliyor. Çalışmada yapılan bu değil. Kullanılan görsel belirginlik (saliency) çözümlemesi öğrenmeye dayalı bir model değil, özellik tabanlı bir hesaplama: OpenCV ve NumPy ile dört kanal ölçülüyor — parlaklık karşıtlığı, renk doygunluğu, kenar yoğunluğu (Sobel ve Canny işleçleriyle) ve geometrik eğrilik. Çıkan harita, bir insan gözünün duvarda önce nereye takılmasının olası olduğunu gösteriyor.

Bu haritada en güçlü nokta tartışmasız belli: yazarlar sağ duvardaki mavi şeytanı "uç düzeyde bir dikkat çekicisi" olarak tanımlıyor; figürün rengi, duruşu ve duvardaki yeri birlikte onu odağa çekiyor.

Buna iki katman daha ekleniyor. Birincisi sunum/olanak modellemesi (affordance): mimarinin insana neyi yapmayı kolaylaştırdığını — nerede durulabileceğini, nereye bakılabileceğini, nereden geçilebileceğini — kural tabanlı ve olasılıklı biçimde haritalamak. İkincisi, plan ızgarası üzerinde yürütülen ajan tabanlı algı güzergâhları: sanal bir ziyaretçi odaya girse hangi yollardan geçer, ne görür, sesi nerede nasıl duyar sorusunun benzetimi.

Yazarlar şeffaf bir not da düşüyor: çözümleme kodunun bir bölümünün taslağı büyük dil modeli yardımıyla (ChatGPT, GPT-5 Thinking) hazırlanmış, kod yazarlar tarafından gözden geçirilip çalıştırılmış.

"Antik davranışı yeniden üretme iddiamız yok"

Buradan "Etrüskler mezarı trans için tasarladı" sonucuna atlamak kolay; makale ise tam tersi yönde fren yapıyor. Yazarlar açıkça yazıyor: çalışma "antik davranışı herhangi bir biçimde yeniden üretme iddiasında değil"; yapılan şey, mekânsal ve akustik ortamın duyusal deneyimi hangi yönde eğebileceğini modellemek. Ajan benzetimleri için de "bunlar sezgisel araçtır, antik ziyaretçilerin gerçekte nasıl davrandığı değildir" deniyor. Sinirbilim bağlantısı için aynı ihtiyat var: "antik beyin etkinliğine doğrudan erişim iddia etmek olanaksız."

Yöntemin kendi sınırı da yazılı. El çırpmasıyla üretilen tepki, sinüs taraması ya da balon patlatma gibi denetimli kaynaklara kıyasla 300 Hz'in altında güvenilir değil — ki odanın en çarpıcı sonuçlarının çıktığı bant tam da orası. Belirginlik haritasının ince ayrıntısının "yalnızca gösterge sayılması" gerektiği de not düşülmüş. Dahası, mezarlardan birinin geçmişte yoğun biçimde yağmalandığı, dolayısıyla asıl mezar eşyalarıyla tören ortamını kurmanın mümkün olmadığı belirtiliyor.

Bu ihtiyat boşuna değil. Arkeoakustik — arkeolojik mekânların ses davranışını ölçüp geçmişteki kullanımını anlamaya çalışan alan — uzun süredir yöntem tartışmasının içinde. Cambridge Üniversitesi'nden Victoria Anh-Vy Pham ile Sydney Üniversitesi'nden Roland Fletcher'ın Journal of Cognition dergisinde 2024'te yayımladığı "Negative Space" başlıklı değerlendirme, alanın yaygın kusurlarını sayıyor: sesi tek yönde ilerleyip tek alıcıya varan doğrusal bir aktarım gibi ele almak, çıkarımı yalnızca elde kalan maddi buluntuya yaslamak ve sesin işlevini fazlaca simgesel okumak.

Temel itiraz basit biçimde şu: bir odanın bugün iyi yankılanıyor olması, orayı yapanların bu yankıyı isteyerek ürettiğini kanıtlamaz. Kaya cinsi, duvar sıvası, oda içindeki ahşap ve kumaş, hatta kalabalığın kendisi 2.400 yıl önceki sesi bugünkünden başka bir şeye çevirmiş olabilir. Ortoleva ve Forte de etkilerin bilinçli bir tasarımdan mı yoksa eldeki mimari ve malzemenin doğal sonucundan mı doğduğunun belirsiz kaldığını kabul ediyor.

Sırada ne var

Çalışmanın asıl önerisi ölçüm rakamlarından çok bir çerçeve değişikliği: yazarlar yer altındaki bu odaları, yaşamla ölüm, düzenle karmaşa, bellekle dönüşüm arasında aracılık eden "geçiş mekânları" olarak okumayı öneriyor. Doğru ya da yanlış, bu okuma sınanabilir hâle geliyor — çünkü oda ölçüsü, yankı süresi ve bakış haritası artık sayıya dökülmüş durumda.

Açık kalan soru şu: Monterozzi'deki yaklaşık 200 boyalı odanın yalnızca ikisi ölçüldü. Geri kalanında benzer bir ayrım — kimi oda sesi yutuyor, kimi oda uzatıyor — düzenli olarak çıkar mı? Çıkarsa, bunun bir tasarım geleneği olduğu savı güçlenir. Çıkmazsa, iki odanın akustiği yalnızca kayanın ve ölçünün rastlantısı olarak kalır. Yanıt, aynı düzenekle ölçülecek bir sonraki odalarda.

Fotoğraf: Sailko, CC BY 3.0, Wikimedia Commons

Haberi beğendin mi?
Paylaş WhatsApp X Facebook
Kültür Masası

Bu içerik, Yudum Kültür Masası editör ekibi tarafından derlenip yayına hazırlanmıştır. Güncel gelişmeler için haber akışını takip edebilirsiniz.

İlgili haberler

Yudum

1998'den beri, dünyanın her yerinden — sohbet, radyo, oyunlar ve daha fazlası.

Sohbete Katıl Ücretsiz üye ol

Yalnız 18 yaş ve üstü — Yudum üzerindeki canlı sohbet, sesli ve görüntülü görüşmeler yetişkinler içindir. Neden?

1998'den beri sohbetin adresi

Üye olmadan girebileceğin sohbet odaları, sesli ve görüntülü sohbet, kesintisiz canlı radyo, tarayıcıdan oynanan oyunlar ve her gün yenilenen içerik. Kurulum yok, ücret yok — tarayıcını aç ve katıl.